Japonya'dan Tarihi Karar: Olası Krizlere Karşı Yedek Başkent Yasalaştı
Dünya

Japonya'dan Tarihi Karar: Olası Krizlere Karşı Yedek Başkent Yasalaştı

1

Japonya, olası bir büyük deprem, tsunami veya ulusal güvenliği tehdit eden kapsamlı bir kriz karşısında devlet yönetiminin kesintisiz sürdürülebilmesi için uzun süredir gündemde olan 'yedek başkent' projesini resmen hayata geçirdi. Ülke parlamentosunda gerçekleştirilen yoğun müzakerelerin ardından, oturumun bitimine saatler kala kritik yasa tasarısı kabul edildi. Bu adım, devletin olağanüstü durumlarda dahi işleyişini sürdürmesini garanti altına almayı hedefliyor. Yeni düzenleme, aynı zamanda ekonomik ve demografik yoğunluğun başkent Tokyo dışına yayılmasına yönelik uzun vadeli stratejilerin de bir parçası olarak görülüyor.

Japonya parlamentosunun üst kanadı olan Danışmanlar Meclisi'nde Cuma günü (24 Temmuz 2026) yapılan oylamada, tasarı 123 'kabul' oyuna karşılık 121 'ret' oyuyla yasalaşarak önemli bir siyasi başarıya imza attı. Hükümet, bu yasanın geçebilmesi için normalde sona erecek olan 158 günlük parlamento oturumunu sekiz gün uzatma kararı almıştı. Başbakan Sanae Takaichi liderliğindeki koalisyon hükümeti ve ortağı Japonya İnovasyon Partisi için bu düzenleme, öncelikli gündem maddelerinden biriydi ve siyasi bir zafer olarak nitelendiriliyor. Bu yasa, yalnızca afetlere hazırlık açısından değil, aynı zamanda Tokyo'daki aşırı nüfus ve ekonomik faaliyet yoğunluğunu azaltarak ülkenin farklı bölgelerinde daha dengeli bir kalkınma modelini teşvik etmeyi amaçlıyor.

Yeni yasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte, ikinci bir hükümet merkezinin nerede kurulacağı konusundaki tartışmalar da alevlendi. Resmi bir açıklama yapılmamış olsa da, Osaka'nın bu konuda en güçlü aday olarak öne çıktığına dair değerlendirmeler yapılıyor. Yasa, ikinci başkent olacak bölgenin Tokyo'nun 23 özel semtine benzer bir idari yapıya sahip olmasını veya kendi sınırları içindeki büyük bir şehirle ortak yönetim modeli geliştirmesini zorunlu kılıyor. Ancak muhalefet partileri, bu düzenlemenin yıllardır Japonya İnovasyon Partisi tarafından desteklenen 'Osaka Metropol Planı'nı hayata geçirmek için bir araç olduğunu savunuyor. Eleştirmenlere göre, yasa tasarısı, diğer bölgelere göre Osaka'ya avantaj sağlayacak maddeler içeriyor. Muhalefetteki altı parti, tasarıda önemli eksiklikler olduğunu belirterek, özellikle özel idari bölge oluşturulmasıyla ilgili referandumların yerel seçimlerle aynı tarihte yapılmaması konusunda hükümetten güvence talep etti. Bu anlaşmazlıklar, parlamento çalışmalarının uzamasına ve hükümete karşı güvensizlik önergesi verilmesi tehdidine yol açtı.

Osaka'nın potansiyel ikinci başkent olarak değerlendirilmesi, kentin coğrafi konumu ve taşıdığı riskler nedeniyle de eleştirilere neden oluyor. Bilim insanları, Osaka'nın da potansiyel Nankai Çukuru mega depreminin etkileyebileceği bölgeler arasında yer aldığını belirtiyor. Bu durum, büyük bir doğal afet anında Osaka'nın da ciddi risk altında kalabileceği ve yedek hükümet merkezi olarak beklenen işlevi tam olarak yerine getiremeyebileceği endişesini doğuruyor. Bazı uzmanlar, Tokyo'daki yoğunluğu azaltma hedefi doğrultusunda, nüfusu giderek azalan Tohoku veya Hokuriku gibi bölgelerin Osaka'dan daha uygun alternatifler olabileceği görüşünü savunuyor. Öte yandan, yasa, farklı bölgelerin belirli devlet kurumları için yedek merkez olarak belirlenmesine de olanak tanıyor. Muhalefet ise bu durumun, altyapı yatırımlarının siyasi tercihlere göre şekillenebileceği ve kamu bütçesi üzerinde ek yük oluşturabileceği endişesini taşıyor. İkinci başkentte ofis açan veya merkezini taşıyan şirketlere çeşitli vergi teşvikleri sunulacak olmasına rağmen, yapay zeka ve dijitalleşme gibi gelişmelerle şirketlerin büyük şehirlerde toplanma eğiliminin devam edebileceği belirtiliyor. 2025 yılı verileri, Osaka'ya 149 şirketin taşınırken, 226 şirketin şehirden ayrıldığını ve şehrin üst üste 44. kez net şirket kaybı yaşadığını gösteriyor. Bu şirketlerin yaklaşık dörtte birinin ise Tokyo'yu tercih ettiği biliniyor.

Japonya'nın başkentlik deneyimi, Tokyo ile sınırlı değil. Ülkenin ilk resmi başkenti M.S. 710 yılında Nara olmuş, ardından 784'te Nagaoka-kyō'ya ve kısa bir süre sonra 794'te Kyoto'ya taşınmıştır. Kyoto, yaklaşık bin yıl boyunca ülkenin siyasi merkezi ve imparatorun ikametgahı olarak hizmet vermiştir. 1868'deki Meiji Restorasyonu ile birlikte hükümet merkezi Edo'ya taşınmış ve burası daha sonra 'Doğu Başkenti' anlamına gelen Tokyo adını almıştır. 1995 Kobe depremi ve 2011 Tohoku depremi ile Fukuşima nükleer felaketinin ardından başkentin taşınması yönünde çeşitli teklifler gündeme gelse de, bu önerilerin hiçbiri hayata geçirilememiştir. Yeni yasa, Tokyo'nun başkent statüsünü değiştirmemekte, ancak olası büyük bir felaket durumunda devlet yönetiminin devamlılığını sağlamak amacıyla alternatif bir merkez oluşturmaktadır. Bu düzenleme, Pasifik Ateş Çemberi üzerinde yer alan ve deprem, tsunami, tayfun gibi doğal afet risklerinin yüksek olduğu Japonya için, devletin dayanıklılığını artırmaya yönelik önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. 11 Mart 2011'de yaşanan ve Fukuşima Daiichi Nükleer Santrali'nde ciddi bir kazaya yol açan büyük deprem ve tsunaminin ardından, 20 binden fazla kişinin hayatını kaybettiği ve yaklaşık 470 bin kişinin tahliye edildiği trajedisi, bu tür hazırlıkların önemini bir kez daha ortaya koymuştur.

Paylaş

İlgili Haberler