Karadeniz Sahillerinde Binlerce Denizanası Ölümü: Kirlilik ve Çatışmalar Vurdu
Dünya

Karadeniz Sahillerinde Binlerce Denizanası Ölümü: Kirlilik ve Çatışmalar Vurdu

5

Ukrayna'nın Karadeniz kıyılarında, özellikle Odesa bölgesindeki Tuzla Lagünleri Milli Parkı çevresinde, akıl almaz boyutlarda bir denizanası ölümleri yaşanıyor. Binlerce, hatta on binlerce genç göçmen denizanasının (Rhizostoma pulmo) karaya vurarak cansız bir şekilde yattığı gözlemlendi. Bu durum, bölgedeki ekosistemin sağlığına dair ciddi endişeleri de beraberinde getiriyor. Bilim insanları ve çevre koruma uzmanları, bu kitlesel ölümlerin ardında yatan nedenleri araştırmak üzere yoğun bir çalışma başlattı.

Milli parkın araştırma bölüm başkanı ve biyoloji bilimleri doktoru İvan Rusyev, yaptığı saha incelemeleri ve bilimsel analizler sonucunda, bu trajedinin tek bir nedene bağlı olmadığını belirtti. Rusyev'e göre, ölümler askeri çatışmaların tetiklediği çevresel bozulmalar, insan kaynaklı endüstriyel kirlilik ve iklim değişikliğinin etkilerinin birleşimiyle ortaya çıkıyor. Özellikle genç denizanalarının, yetişkin bireylere kıyasla çevresel değişimlere karşı çok daha kırılgan yapıda olduklarını vurgulayan Rusyev, yetişkinlerin olumsuz koşullarda daha derin ve serin sulara çekilebilme yeteneğine sahipken, gençlerin kıyı şeridindeki tehditlere doğrudan maruz kaldığını ifade etti. Bu durum, onları tehlikelere karşı daha savunmasız hale getiriyor.

Araştırmada öne çıkan ve denizanalarının yaşamını doğrudan tehdit eden başlıca insan kaynaklı etkenler arasında, Çornomorsk Limanı ve çevresinde meydana gelen petrol ve kimyasal sızıntılar yer alıyor. Bu sızıntılar, sığ sular üzerinde geniş yağ tabakaları oluşturarak denizanalarının hassas şemsiye ve dokunaçlarını kaplıyor. Bu durum, genç denizanalarının solunumunu engelleyerek hızlı bir boğulmaya ve doku hasarına yol açıyor. Ayrıca, bölgedeki askeri çatışmalar sırasında kullanılan füze saldırıları ve deniz mayınlarının patlaması sonucu oluşan güçlü ses dalgalarının, denizanalarının yön bulma ve çevrelerini algılama yeteneklerini sağlayan ropalyum adı verilen organlarına zarar verdiği belirtiliyor. Bu hasar, denizanalarının rotalarını şaşırmasına ve akıntılarla tehlikeli sığ sulara sürüklenmesine neden oluyor. Bölgeden sızan mühimmat kalıntıları ve ağır metallerin de kıyı sularının genel kalitesini düşürdüğü ve deniz canlıları için zehirli bir ortam yarattığı tespit edilmiştir.

İnsan faaliyetlerinin yanı sıra, doğal faktörlerin de bu kitlesel ölümleri tetiklediği gözlemleniyor. Özellikle yaz aylarında artan hava sıcaklıkları, sığ kıyı sularının da hızla ısınmasına neden oluyor. Bu durum, suyun içerisindeki çözünmüş oksijen seviyesinin düşmesine yol açıyor. Yüksek metabolizmaya sahip olan genç denizanaları, oksijen yetersizliği nedeniyle hayatta kalma mücadelesi veriyor ve bu koşullar altında toplu halde ölüyor. Diğer bir doğal etken ise mevsimsel sağanak yağışlar ve nehir akışlarındaki artışlar. Bu durumlar, kıyı sularının tuzluluk oranında ani düşüşlere neden oluyor. Göçmen denizanaları, hayatta kalabilmek için belirli bir tuzluluk aralığına (%14–18) ihtiyaç duyuyorlar ve bu ani değişimler, onların 'osmotik şok' yaşamasına ve yaşamlarını yitirmesine sebep oluyor. Ayrıca, fiziksel olarak daha narin olan genç bireyler, güçlü rüzgar ve dalgaların etkisiyle kıyıdaki kum ve kayalara çarparak parçalanma tehlikesiyle de karşı karşıya kalıyor.

Paylaş

İlgili Haberler