Komedyen Deniz Göktaş'ın Hukuki Mücadelesi ve Yeniden Tutuklanması
Üç aydır süren bir dava sürecinin ardından tahliye edilen komedyen Deniz Göktaş'ın özgürlüğü kısa sürdü. Mahkeme, Göktaş'ın gösterisinin içeriği, farklı zaman ve mekanlarda sergilenmiş olması ve yurt dışından dönüş sürecini gerekçe göstererek serbest bırakılmasına karar vermişti. Ancak cezaevinden çıkamadan, aynı gösteride yer alan bir espri nedeniyle 'suçu ve suçluyu övmek' iddiasıyla yeniden tutuklanması gündeme bomba gibi düştü.
Savcılığın tahliye kararına itiraz etmesi üzerine İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yeniden hakim karşısına çıkan Göktaş, savunmasında politik mizah yaptığını ve temel konularından birinin cumhurbaşkanı olduğunu belirtti. 'Diktatör' kelimesini kullanmasının mizahi bağlamda olduğunu ve hakaret kastı taşımadığını vurguladı. Diğer bir suçlama konusu olan ve 'Dördüncü kitap' olarak adlandırdığı şakasıyla ilgili olarak ise, bu konunun yıllardır tartışılan bir mesele olduğunu ve dalgıçlar konusunda haşema giyenleri savunduğunu ifade etti. Bu ifadelerin yanlış anlaşıldığını ve halkın bir kesimini tahrik etme amacı gütmediğini, aksine seküler kesimi eleştirirken dindar kesimi savunduğu bir mizah anlayışına sahip olduğunu dile getirdi.
Göktaş, savunmasında ABD'de yasal oturum izni bulunduğunu ve bu iznin yurt dışındaki gösterilerini yapabilmesi için gerekli olduğunu belirtti. Hakkında herhangi bir yakalama kararı olmamasına rağmen, durumu duyduğu anda kendi isteğiyle Türkiye'ye döndüğünü vurguladı. Göktaş, 'Kaçma şüphem olmadığı açık. Türkiye dışında bir yerde yaşamayı düşünmüyorum. Kendi isteğimle geldim. Delil karartma konusunda ise delil YouTube'da duruyor. Gösteriye erişim engeli getirildi. Ben delili korumaya çalışıyorum' diyerek, teslimiyetçi tavrını ve hukuki sürece verdiği önemi ortaya koydu.
Tüm bu savunmalara ve yurt dışı oturum izni gibi ek delillere rağmen, Göktaş, tahliye edildiği davalarla bağlantılı olarak, cumhurbaşkanına hakaret ve halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçlarından tekrar cezaevine gönderildi. Bu durum, sanatın ve mizahın ifade özgürlüğü çerçevesindeki sınırları ve hukuki yorumlamalar üzerine yeni tartışmaları da beraberinde getirdi.