Köprü ve Otoyol Özelleştirmeleri: 7 Milyar Dolar Beklentisi Yeniden Gündemde
Türkiye'nin önemli altyapı projelerinden olan köprü ve otoyolların özelleştirilme süreci, geçmişte yaşanan bir tartışmayı yeniden alevlendirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 2013 yılında, o dönemde sunulan 5.7 milyar dolarlık köprü ve otoyol ihalesi teklifini yetersiz bularak, "7 milyar doların altındaki bir rakam benim için vatana ihanet olur" şeklindeki sert çıkışı, bugünkü özelleştirme beklentileri açısından önemli bir referans noktası oluşturuyor. Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından işletilen ve ülkenin ulaşım ağının bel kemiğini oluşturan bu stratejik varlıkların özelleştirilmesinden elde edilecek gelirin, Erdoğan'ın o dönemdeki beklentisini karşılaması gerektiği yönündeki görüşler ağırlık kazanıyor. Bu durum, mevcut ihalelerden elde edilecek potansiyel gelirlerin, 2013 yılındaki bu hassasiyetle ne kadar örtüştüğü sorusunu da beraberinde getiriyor.
Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'nın 2025 yılına ilişkin tahminlerine göre, özelleştirme gelirlerinin önemli bir kısmının köprü ve otoyol ihalelerinden elde edilmesi hedefleniyor. Ancak, 2025 yılı için öngörülen 26 milyar liralık özelleştirme gelirinin, 2026 yılında yedi kattan fazla bir artışla 185 milyar liraya çıkarılması planlanıyor. Güncel döviz kuruyla yaklaşık 3.8 milyar dolara denk gelen bu rakam, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 2013'te dile getirdiği 7 milyar dolarlık beklentisinin oldukça altında kalıyor. Bu durum, özelleştirme stratejisinin, geçmişteki yüksek beklentilere ne kadar ulaştığı konusunda soru işaretleri yaratıyor.
Geçmişte, 17 Aralık 2012 tarihinde yapılan ilk köprü ve otoyol ihalesinde, Koç Holding, Malezyalı UEM Group ve Ülker Grubu'na ait Gözde Girişim ortaklığı, 25 yıllık işletme hakkı için 5 milyar 720 milyon dolarlık en yüksek teklifi sunmuştu. Dönemin Başbakanı olan Erdoğan'ın bu teklifi yeterli bulmayarak ihaleyi iptal etmesi, konunun ne kadar hassas olduğunu gözler önüne sermişti. Şimdi ise, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'na danışmanlık veren uluslararası firmalar, köprü ve otoyol işletmeciliği konusunda deneyimli küresel şirketlerle temaslarını sürdürüyor. İspanya, Güney Kore ve Çin gibi ülkelerin önde gelen firmalarının yanı sıra, Türkiye'den de Kalyon, Limak, Makyol, IC İçtaş ve Cengiz Holding gibi şirketlerin ihaleyle yakından ilgilendiği belirtiliyor.
Bu özelleştirme süreci, siyasi çevrelerden de eleştirilere neden oluyor. İyi Parti Milletvekili Turhan Çömez, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlarla, yapımı Cumhuriyet'in 50. yılına yetiştirilen köprülerin, şimdi de Cumhuriyet'in 103. yılında satılmaya çalışıldığını belirterek, bu durumu "batan geminin malları gibi satılıyor" sözleriyle eleştirdi. Diğer yandan, Yeni Parti Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz ise Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın köprü ve otoyolların gelirleri ve giderlerine ilişkin açıklamalarını çarpıtmalarla dolu olduğunu iddia etti. Yavuzyılmaz, bakanlığın açıkladığı 600 milyon dolarlık gelir ve 300 milyon dolarlık bakım-onarım gideri rakamlarının gerçeği yansıtmadığını, Karayolları Genel Müdürlüğü'nün raporlarına göre toplam gelirin 804 milyon dolar, Ulaştırma Bakanlığı verilerine göre ise bakım-onarım giderlerinin 126 milyon dolar olduğunu savunarak, devletin ve milletin çıkarlarının gözetilmediğini savundu. Ayrıca, Bursa Çevre Otoyolu'nun belirli bir bölümünün özelleştirme kapsamına alınması kararı, bölge halkının da tepkisini çekti. Bugüne kadar ücretsiz kullanılan bu yolun özelleştirilmesiyle ücretli hale gelmesi ve şehir içi trafiğini olumsuz etkilemesi endişeleri dile getirildi.