Kredi Kartı Limitleri Gelire Göre Yeniden Şekilleniyor
Finansal istikrarı güçlendirmek ve bireysel kredi kartı borçluluğunu kontrol altına almak amacıyla önemli bir düzenleme kapıda görünüyor. Vatandaşların kredi kartı limitlerinin belirlenmesinde, artık sadece talep edilen tutar değil, kişinin Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kayıtlarındaki geliri ve Risk Merkezi'ndeki ödeme geçmişi de dikkate alınacak. Bu yeni sistem, kişilerin gelir seviyelerinin üzerinde kontrolsüz limit artışlarının önüne geçmeyi hedefliyor.
Mevcut uygulamada bankalar, kredi kartı limitlerini belirlerken veya artırırken belirli kriterler kullanıyor. Ancak yeni entegrasyon ile birlikte, bankalar limit tahsisi yaparken SGK ve Risk Merkezi'nin veri tabanlarından anlık olarak bilgi çekecek. Bu sayede, bir kişinin beyan ettiği veya bankanın geçmiş işlemlerine dayanarak belirlediği limitlerin, kişinin gerçek gelir durumu ve ödeme kapasitesi ile uyumlu olup olmadığı anında kontrol edilebilecek. Bu adım, hem kart sahiplerini aşırı borçlanmadan koruyacak hem de finansal sistemin sağlığını güvence altına alacak.
Özellikle bankaların belirli periyotlarda otomatik olarak gerçekleştirdiği kredi kartı limit artışları da bu yeni düzenleme ile birlikte yeniden şekillenecek. Artık otomatik limit yükseltmeleri, kart sahibinin belgelenebilir gelir gücü ile sınırlı olacak. Yani, kişinin gelirinde belirgin bir artış olmadığı sürece veya ödeme profilinde olumsuz bir gelişme yaşanmadığı takdirde, kredi kartı limitlerinin otomatik olarak astronomik seviyelere çıkmasının önüne geçilecek. Bu uygulamanın yasal zemini ve detaylı işleyişi, kısa süre içinde yayımlanacak yeni mevzuatla netlik kazanacak.
Merkez Bankası'nın son verileri, kredi kartı ve kredili mevduat hesabı büyümesinde bir yavaşlama olduğunu gösterse de, bankacılık sektöründe takibe düşen alacak oranlarında bir artış dikkat çekiyor. Temmuz ayında bu oran yüzde 2,2'den yüzde 2,9'a yükselmiş durumda. Bu artışın arkasında, KOBİ kredilerindeki canlanmanın yanı sıra, bireysel tüketici kredileri ve kredi kartı borç bakiyelerindeki artışın etkili olduğu belirtiliyor. Yeniden yapılandırma imkanlarına rağmen, takipteki alacaklar için ayrılan yüksek karşılıklar, finansal dengeler açısından yakından izleniyor.
Türkiye'de hanehalkı borçluluğunun Gayri Safi Yurtiçi Hasıla'ya (GSYH) oranı ise uluslararası karşılaştırmalarda dikkat çekici bir tablo sunuyor. 2025 yılı verilerine göre bu oran yüzde 10,1 olarak kaydedildi. Bu oran, gelişmekte olan ülkelerdeki ortalama yüzde 45,6 ve gelişmiş ülkelerdeki ortalama yüzde 67,8'lik oranlara kıyasla oldukça düşük bir seviyede seyrediyor. Bu durum, Türkiye'de hanehalkı borçluluk seviyesinin küresel ortalamaların altında kaldığını gösteriyor.