Kuzey Ormanları'nda Büyük Demiryolu Projesi: 45 Bin Ağaç Tehlikede
Ekonomi

Kuzey Ormanları'nda Büyük Demiryolu Projesi: 45 Bin Ağaç Tehlikede

3

İstanbul'un akciğerleri olarak bilinen Kuzey Ormanları'nda hayata geçirilmesi planlanan yeni demiryolu projesi, ciddi çevresel endişelere yol açtı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından gündeme alınan ve yaklaşık 240 milyar lira bütçeli 'İstanbul Kuzey Demiryolu Geçişi' (INRAIL) projesi, güzergahı üzerindeki doğal yaşamı tehdit ediyor. Proje için hazırlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporu, Bakanlığa sunuldu ve önümüzdeki günlerde İnceleme Değerlendirme Komisyonu'nun konuyu masaya yatırması bekleniyor.

ÇED raporunda yer alan bilgilere göre, söz konusu demiryolu hattının inşası sırasında yaklaşık 45 bin ağacın kesilmesi öngörülüyor. Bu ağaçların büyük bir kısmını, tam olarak 15 bin 360 adetle meşe ağaçları oluşturuyor. Meşe türlerinin yanı sıra, sahilsam, karaçam, kızılçam ve kayın gibi diğer önemli ağaç türleri ile karışık ormanlık alanlar da kesimden etkilenecek. Proje güzergahı, İstanbul'un Tuzla, Sultanbeyli, Arnavutköy, Eyüpsultan, Sarıyer, Beykoz, Pendik, Çekmeköy, Sancaktepe ve Çatalca gibi birçok ilçesini kapsıyor ve bu bölgelerdeki doğal orman dokusunu önemli ölçüde etkileme potansiyeli taşıyor.

Proje sadece demiryolu hattının geçtiği koridorla sınırlı kalmayacak. ÇED dosyasında, tünel havalandırma sistemleri ve inşaat süreçlerinde kullanılacak şantiye alanları için de ormanlık alanlarda düzenlemeler yapılacağı belirtiliyor. Bu durum, projenin çevresel etkisinin sadece hattın kendisiyle sınırlı olmayacağını, aynı zamanda inşaat ve işletme süreçlerinde de geniş bir alana yayılacağını gösteriyor. Rapora göre, proje alanında yedi farklı habitat türü bulunuyor ve bunlardan beşi doğal ekosistemlerden oluşuyor. Bu alanlar, Kuzey Marmara ormanlarının karakteristik yapısını yansıtan, meşe, ıhlamur, kestane, fındık ve gürgen gibi ağaç türlerini barındırıyor.

Proje güzergahının önemli bir bölümü, yaklaşık 40.18 kilometresi tarım arazilerinden geçerken, yerleşim yerlerinden geçen kısım ise 17.62 kilometre olarak belirlenmiş. Projenin büyük bir kısmı yerin altında tüneller aracılığıyla inşa edilecek olsa da, toplamda yaklaşık 64.56 kilometre uzunluğundaki ana hat ve kaçış tünelleri, yüzeydeki doğal yapı üzerindeki müdahaleleri tamamen ortadan kaldırmıyor. Köprüler, havalandırma şaftları, yaklaşım dolguları ve şantiye alanları gibi yapılar, yüzeyde de önemli bir müdahale gerektirecek. Daha da endişe verici olan, projenin İstanbul'un hayati içme suyu havzalarına, özellikle Ömerli, Alibey, Sazlıdere ve Büyükçekmece havzalarındaki koruma alanlarına girmesi. Devlet Su İşleri'nin, baraj rezervuar alanlarında bu tür yapılaşma ve faaliyetlere onay vermediği de ÇED raporunda yer alıyor.

Paylaş

İlgili Haberler