Lozan'ın Tanığı Gazeteci Ali Naci Karacan'ın Hayatı ve Mirası
İstanbul'un tarihi dokusunda, 1896 yılında dünyaya gelen Ali Naci Karacan, erken yaşlarda edebiyatın ve gazeteciliğin derin sularına yelken açtı. Ailesinin eğitimine verdiği önemle şekillenen hayatı, Galatasaray Sultanisi'nde okuduğu yıllarda, değerli hocası Tevfik Fikret'in etkisiyle edebiyata olan ilgisinin alevlenmesiyle bambaşka bir boyut kazandı. Şiirler, öyküler ve makaleler kaleme alarak yazı yeteneğini geliştiren Karacan, bu tutkusunu mesleğe dönüştürme kararı aldı. Henüz 18 yaşındayken, 1914 yılında İfham gazetesinde gazetecilik kariyerine ilk adımını atan Karacan, kısa sürede azmi, cesareti ve etkileyici kalemiyle dikkatleri üzerine çekmeyi başardı.
Meslek hayatının dönüm noktalarından biri, 1915 yılının Mart ayında Yunus Nadi'nin davetiyle Tasvir-i Efkâr gazetesine katılması oldu. Birinci Dünya Savaşı'nın yarattığı çalkantılı atmosferde, ülkenin karşı karşıya kaldığı yolsuzlukları ve özellikle temel ihtiyaç maddeleri olan ekmek, un ve şekerdeki karaborsacılığı gazete sayfalarına taşıdı. Ancak dönemin sansür uygulamaları nedeniyle Tasvir-i Efkâr'ın yayın hayatı sık sık kesintiye uğradı. Yazılarına devam edebilmek için Vakit gazetesine geçiş yapan Karacan, bu kurumun da kısa süre sonra kapatılmasıyla yeni bir çözüm arayışına girdi. Haber yazma tutkusunun ve işsiz kalma endişesinin harmanlandığı bu süreçte, kendi gazetesini kurma cesaretini gösterdi. Böylece, İstanbul'un işgal altında olduğu karanlık günlerde yayın hayatına başlayan Akşam gazetesi hayata geçti.
Akşam gazetesi, yayın hayatına başladığı zorlu koşullara rağmen Milli Mücadele'nin sesi oldu. Gazete, Mustafa Kemal Paşa'nın ilkelerini savunarak Anadolu'da yeşeren direniş ruhunu geniş kitlelere duyurdu. Bu kararlı duruşları nedeniyle, Cumhuriyet'in ilanından sonra İstanbul basınının önde gelen isimleri arasında yer alan Ali Naci Karacan ve Akşam gazetesi çalışanları, "Mustafa Kemal'in prensleri" olarak anılmaya başlandı. Atatürk devrimlerine de tam destek veren Ali Naci ve Akşam'ın genç gazetecileri, meslek hayatlarının en unutulmaz anlarını Lozan Konferansı'nı takip ederken yaşadılar. Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş belgesi niteliğindeki Lozan Barış Antlaşması'nın imzalanmasına tanıklık eden az sayıdaki Türk gazeteciden biri olarak tarihe geçti.
Ali Naci Karacan, Türkiye Cumhuriyeti'nin tapu senedi olarak kabul edilen Lozan Barış Antlaşması'nın imzalandığı İsviçre'deki tarihi konferansları yakından takip eden seçkin gazeteciler arasındaydı. Dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel'in teşviki ve Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün onayıyla, Karacan bu önemli diplomatik sürecin anılarını derleyerek "Lozan" adıyla bir kitap kaleme aldı. Kendini "Benim gazeteciliğim Atatürkçülüğe bağlı bir gazeteciliktir" sözleriyle tanımlayan Ali Naci Karacan, anılarında İsmet İnönü'nün Lozan Antlaşması'nı imzaladığı o tarihi anı şöyle aktarmıştı: "Konferans genel sekreteri İsmet Paşa'yı selamladı ve 'Buyurunuz, evvela siz imza edeceksiniz' dedi. İsmet Paşa yerinden kalktı, masaya doğru yürüdü ve tam ortasına gelince durdu. Elini iç cebine götürerek renkli bir muhafaza çıkardı, içinden altın bir kalem aldı. Mustafa Kemal'in antlaşmayı imzalamak üzere kendisine gönderdiği bu tarihi kalemle, ayakta biraz eğilerek 24 Temmuz 1923 günü saat tam 15:09'da imzasını attı." Bu imza ile Osmanlı İmparatorluğu'nun tasfiyesi resmen tamamlanmış ve yeni Türkiye Cumhuriyeti'nin temelleri atılmıştı. Türkiye'nin antlaşma metinlerini ve ilgili protokolleri imzalaması yedi dakika sürmüştü. Ali Naci Karacan, sadece Lozan'a tanıklık etmekle kalmadı, aynı zamanda Kurtuluş Mücadelesi'ne kalemiyle destek vererek Türk basınına birçok önemli gazete kazandırdı. Politika, İnkılâp ve Tan gazetelerinin ardından 1950'de Milliyet gazetesini kurdu. Gazeteciliği yalnızca bir meslek olarak değil, aynı zamanda ülkesine hizmet etmenin bir yolu olarak gören Karacan, fikirleri ve çalışma azmiyle sonraki nesillere ilham kaynağı oldu. Mudanya Mütarekesi'nden Lozan Antlaşması'na uzanan süreci anlattığı kitabı, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından ders kitabı olarak önerildi. Spor alanında da Fenerbahçe Spor Kulübü başkanlığı yaparak önemli hizmetlerde bulunan Ali Naci Karacan, 7 Temmuz 1955 tarihinde aramızdan ayrıldı.