Orhan Veli'nin Doğduğu Konak Satışa Çıktı, Tarihi Yapı Tehlikede
Beykoz'un Yalıköy Mahallesi'nde bulunan ve Türk şiirinin modernleşmesindeki öncü isimlerinden Orhan Veli Kanık'ın 13 Nisan 1914'te dünyaya geldiği tarihi ahşap konak, yıllara meydan okuyarak ayakta durmaya çalışıyor. Konağın günümüzdeki sakinlerinden Osman Özer, yapının yıpranmasından duyduğu derin üzüntüyü dile getirerek, 'Ailece en büyük üzüntümüz bu binanın yıllara yenik düşmesi' dedi. Konağın dış cephesinde yer alan ve Orhan Veli'nin bu evde doğduğunu belirten tabela, ziyaretçilerin dikkatini çekiyor. Şairin 1939 yılına kadar ailesiyle birlikte yaşadığı bu konakta edindiği deniz ve İstanbul sevgisinin, dizelerine nasıl yansıdığı ise şiirseverlerce biliniyor.
Yaklaşık bir yıldır satışta olan tarihi konak, bu durumuyla Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin de gündemine taşındı. Yeni Parti İzmir Milletvekili Seda Kaya Ösen tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığı'na yöneltilen önergede, Orhan Veli Kanık'ın evinin satışı konusunda bakanlığın bir tasarrufu olup olmayacağı soruldu. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy'un yanıtı ise, yapının özel mülkiyete ait olduğunu ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu gereğince, korunması gerekli kültür varlığı niteliğindeki bir taşınmazın satışı için bakanlıktan izin alma zorunluluğu bulunmadığını ortaya koydu. Bakan Ersoy, söz konusu taşınmazın satın alınmasının bakanlığın görev ve sorumluluk alanı dışında olduğunu belirtti. Konağın girişine yaklaşık 20 yıl önce Beykoz Belediyesi tarafından, Özer ailesinin onayıyla asılan tabela ise, yapının Orhan Veli ile olan bağını simgeliyor.
Konağın mevcut sahiplerinden Makine Mühendisi Osman Özer, gazetemize verdiği özel röportajda, yapının satın alınma sürecinden bugünkü satış noktasına kadar olan gelişmeleri aktardı. Özer, konağın 1939 yılında babası Mustafa Hayrettin Bey tarafından, Orhan Veli'nin annesinden satın alındığını belirtti. O dönemi şöyle anlattı: 'Kanık ailesinin İshakağa Sokağı'ndaki bu konağın yanı sıra Boğaz kıyısında da bir yalısı varmış. Annesi her ikisini de satışa çıkarmış. Annem bahçeli olduğu için burayı çok istedi, babam da bunun üzerine konağı 5 bin Türk lirasına satın aldı.' Beş kardeş olduklarını ve kendisinin bu konakta doğan en küçük evlat olduğunu söyleyen Özer, evin kendisi için taşıdığı manevi değeri vurguladı. Osman Özer, 'Bu konak 100 yılı aşkın süredir dimdik ayakta duruyor. Yapı, ikinci derece korunması gereken bir kültür varlığı. Bakımı hem çok zahmetli hem de oldukça masraflı. Eskiden tadilatlar yapılırdı, örneğin 1980'li yıllarda çatısı onarıldı ve ahşap kısımları elden geçirildi. Ancak artık bu büyüklükteki bir yapının bakımını üstlenecek ne maddi gücüm kaldı ne de birikimim. Emekli maaşıyla böylesine tarihi bir konağın bakımını sürdürmek artık imkansız hale geldi. Aile olarak, gözümüzün önünde bu değerli yapının yıpranmasına gönlümüz razı olmadı ve satma kararı aldık. Konağı yaptıran Orhan Veli'nin dedesi, Orhan Veli'nin kendisi, hatta babam bile benim kadar bu evde yaşamadı. Benim bu evde 80 yılım geçti. Bu yüzden satış kararı almak benim için de son derece zordu' şeklinde konuştu.
Osman Özer, Orhan Veli'nin evinde yaşamanın kendisine kattığı ayrıcalığı her zaman hissettiğini belirtti. 'Özellikle gençlik yıllarımda benim için oldukça havalı bir durumdu. Orhan Veli'nin ne denli önemli bir şair olduğunu kavradıkça, bu ev benim için daha da kıymetli hale geldi' diyen Özer, yaşadığı bir anıyı paylaştı: 'Bir gün, vefat eden profesör ablamla tanıştığımda bana nerede oturduğumu sordu. Ben de 'Orhan Veli'nin evinde' yanıtını verdim. Bunun üzerine hemen 'Beyaz evde mi?' diye sordu. (Bu ev eskiden beyaz boyalıymış.) Hemen ardından Orhan Veli ile ilgili kendi anılarını anlatmaya başladı, onunla aynı okula gidip geldiklerini söyledi.' Özer ayrıca, pek bilinmeyen bir detayı da ekledi: 'Orhan Veli'nin tiyatro sevgisi de aslında bu evde, bu bahçede yeşermiş. O yıllarda bahçede kendi tiyatro sahnesini kurar, komik oyunlar sahnelermiş. Komşuları da onu izlemek için evin bahçesinde toplanırmış.' Bu atmosferde büyüyen Özer, şairle ilgili merakını gidermek için çaba sarf ettiğini de sözlerine ekledi: 'Onunla ilgili nerede bir kitap bulursam alıp okudum. Bu sayede Orhan Veli hakkında epey bilgi sahibi oldum. Bir kız kardeşi olduğunu öğrendim. Tesadüfen kardeşi Firuzan Yolyapan ile tanıştım. Buraya geldi ancak demansı nedeniyle kendisiyle uzun uzun konuşamadık.' Konakta Orhan Veli'ye ait orijinal bir eşya bulunmasa da, mekanın etkileyici atmosferiyle dikkat çektiğini vurgulayan Özer, yapının orijinal dokusunu koruduklarını belirtti: 'Evin eski halini büyük ölçüde koruduk. Odalar, merdivenler, kapılar, ahşap tavanlar ilk günkü gibi duruyor. Sokaktan geçenler konağa büyük ilgi gösteriyor. Gelip çay-kahve içiyorlar, heyecanla evi geziyorlar ve bol bol fotoğraf çekiyorlar.' Osman Özer, mesleki geçmişi nedeniyle teknik resim alanında eğitim aldığını ve bu birikimini kullanarak Halk Eğitim Merkezleri'nde 5 yıl boyunca eğitim alıp yeteneğini geliştirdiğini anlattı. Şu anda arkadaş grubundaki sanatçılarla karma sergiler açtığını belirten Özer, konakta Orhan Veli'nin kara kalem portresi gibi yağlı boya tabloların da yer aldığını, hatta giriş bölümünü küçük bir atölyeye dönüştürdüğünü ifade etti. En büyük hayalinin, bu tarihi yapının bir müzeye dönüştürülmesi olduğunu dile getiren Özer, 'Özel mülkiyet olarak kalırsa bir daha bu eve giremem. Ancak müze olursa ben de ziyaretçi olarak gelip anılarımı tazeleyebilirim. Belki Rahmi Koç gibi İstanbul'a değer veren bir iş insanı bu yapıyı satın alıp müzeye dönüştürebilir. Mehmet Âkif Ersoy'un Beykoz'da yaşadığı ev gibi, bir şahıs tarafından alınıp belediyeye bağışlanarak kültür merkezine dönüştürülmesi gibi bir formül de düşünülebilir' dedi.