Maine Körfezi'nde Pembe Sular: Okyanus Alkaliliği Deneyi İlk Bulgularını Açıkladı
Amerika Birleşik Devletleri'nin Maine Körfezi'nde, okyanusların karbondioksit emilim kapasitesini artırmaya yönelik yapılan bir deneyin ilk sonuçları kamuoyuyla paylaşıldı. Yaklaşık 62.400 litre seyreltilmiş sodyum kostik soda çözeltisinin deniz yüzeyine salınmasıyla gerçekleştirilen ve bu nedenle suyun geçici olarak pembeye dönmesine yol açan bu deney, federal izinler çerçevesinde yürütüldü. Deney, 2025 yılının ağustos ayında, körfezin yaklaşık 61 kilometre açıklarında bir araştırma gemisi aracılığıyla gerçekleştirildi. Bilim insanları, bu önemli çalışmanın ilk değerlendirmelerini 2026 yılının şubat ayında kamuoyuyla paylaşarak, elde edilen ön verilerin olumsuz bir çevresel etki yaratmadığını duyurdular.
Deney süresince, bölgedeki su kütlesi yoğun bir şekilde izlendi. İkinci bir araştırma gemisi, insansız su altı araçları, yüzer sensörler (drifter cihazları), dronlar ve uydu görüntüleme sistemleri kullanılarak pH seviyeleri, alkalilik derecesi, çözünmüş karbondioksit miktarı, su sıcaklığı ve tuzluluk oranları gibi kritik veriler toplandı. Woods Hole Okyanusografi Kurumu (WHOI) yetkilileri tarafından yapılan açıklamalara göre, pembe renkli su kütlesi yaklaşık beş gün boyunca gözlemlenebildi ve bu süre zarfında ölçülen tüm su parametrelerinin başlangıç değerlerine döndüğü tespit edildi. Bu bulgular, denizin kimyasal yapısında meydana gelen geçici değişikliğin öngörülen süre içinde normale döndüğünü gösteriyor.
Bu deneyin temel amacı, insan kaynaklı karbondioksit emisyonlarının önemli bir bölümünü yutan okyanusların, alkalilik dengelerini artırarak atmosferden daha fazla karbondioksit çekme potansiyellerini saha koşullarında test etmekti. Okyanuslar, doğal yapıları gereği karbondioksiti bikarbonata dönüştürerek depolarlar. Araştırmacılar, deniz suyuna alkali madde eklemenin bu süreci hızlandırıp hızlandırmadığını ve aynı zamanda okyanus asitlenmesinin kabuklu deniz canlıları üzerindeki olumsuz etkilerini azaltma potansiyelini incelemeyi hedeflediler. Bu tür bir müdahalenin, iklim değişikliğiyle mücadelede yeni stratejiler geliştirilmesine ışık tutması bekleniyor.
Deneyin yapıldığı alanda ve çevresinde gerçekleştirilen ilk biyolojik incelemeler de sonuçları paylaşılan önemli veriler arasında yer alıyor. Yapılan ölçümlerde, bakteri popülasyonları, fitoplanktonlar, klorofil seviyeleri, zooplanktonlar, balıklar ve ıstakoz larvaları gibi deniz yaşamı üzerinde kısa vadede herhangi bir olumsuz etkiye rastlanmadığı belirtildi. Ancak, projeyi yürüten bilim insanları, bu çalışmanın yalnızca sınırlı bir bölgede ve kısa bir zaman diliminde gerçekleştirildiğinin altını çizdiler. Balıkçılık faaliyetleri ve besin zincirinin daha üst seviyelerindeki canlılar üzerindeki olası uzun vadeli etkilerin tam olarak anlaşılabilmesi için daha kapsamlı modellemeler yapılması gerektiği vurgulandı. Proje öncesinde, Çevre Koruma Ajansı'nın yürüttüğü 15 aylık detaylı bir inceleme süreci ve 75 günlük kamuoyu görüşme periyodu tamamlandıktan sonra izin verildiği, ayrıca yerel balıkçılık toplulukları, yerli kabile temsilcileri ve bölge halkıyla 50'den fazla bilgilendirme toplantısı yapıldığı bilgisi de paylaşıldı. Ekip, bu saha çalışmasının nihai bir karbondioksit giderme yöntemi olmadığını, gelecekteki olası okyanus bazlı iklim müdahalelerinin izlenmesi ve ölçümlenmesi için bir ön test niteliği taşıdığını belirtti.