Merkez Bankası Faiz Kararı Öncesi Kritik Rapor: BBVA'dan Faiz Artışı Beklentisi
Küresel finans dünyasının önde gelen kuruluşlarından BBVA'nın araştırma birimi BBVA Research, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) önümüzdeki hafta gerçekleştireceği Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısına yönelik kapsamlı bir analiz yayımladı. Analiz, Türkiye ekonomisinin mevcut durumunu, karşı karşıya olduğu riskleri ve Merkez Bankası'nın olası politika adımlarını mercek altına alıyor. Raporda öne çıkan en dikkat çekici nokta, TCMB'nin politika faizini yüzde 40 seviyesine çıkarma olasılığına işaret eden beklenti.
BBVA Research tarafından hazırlanan raporda, Türkiye ekonomisindeki fiyat istikrarı ve genel finansal dengeye yönelik potansiyel riskler vurgulanıyor. Kurum analistleri, son dönemde piyasalarda gözlemlenen sınırlı dolarizasyon eğilimini ve kredi büyümesini kontrol altına almak amacıyla uygulanan sıkılaştırma tedbirlerini hatırlatarak, Merkez Bankası'nın faiz artış döngüsüne geçici bir ara verme ihtimalinin de masada olabileceğini belirtiyor. Ancak bu ihtimale rağmen, mevcut risk faktörlerinin devamlılığı göz önüne alındığında, TCMB'nin sıkı para politikası duruşunu uzun bir süre daha sürdürmesi gerektiği yönündeki görüşlerini de korudukları raporda ifade ediliyor. Bu durum, para politikasının geleceğine dair belirsizlikleri artırıyor.
Analiz, makroekonomik dengeler ve küresel jeopolitik gelişmeler ışığında geleceğe yönelik varsayımlarını da güncelledi. BBVA Research, Türkiye ekonomisinin yıllık yüzde 3 büyüme oranına ulaşacağı, Hürmüz Boğazı'nın 2026 yılının ikinci yarısından itibaren kademeli olarak yeniden ticarete açılacağı ve küresel petrol fiyatlarının 2026 yılı boyunca varil başına ortalama 90 dolar civarında seyredeceği senaryolarını temel alıyor. Bu varsayımlar çerçevesinde, yıl sonu için tüketici enflasyonunun yüzde 30 seviyesinde sabit kalacağı öngörülüyor. Raporda ayrıca, dış ekonomik dengedeki olası aşağı yönlü risklerin, büyümeyi destekleyecek ekonomi politikalarının etkinliğini sınırlayabileceği de belirtiliyor.
Raporda, enflasyonun düşüş trendine girmesini engelleyen temel faktörler de detaylı bir şekilde sıralanıyor. Enflasyonun beklentilerden bağımsız olarak kendi dinamikleriyle ilerlemesi (enflasyon ataleti), enflasyon beklentilerinin genel ekonomik çıpadan uzaklaşması, bölgesel çatışmaların yarattığı belirsizlik ortamı ve enerji fiyatlarındaki yüksek dalgalanmaların ana risk unsurları olarak öne çıktığı belirtiliyor. Ayrıca, gıda ürünleri dışındaki Üretici Fiyat Endeksi'nin (ÜFE) aylık bazda ortalama yüzde 3'lük artış eğilimini sürdürmesi, maliyet kaynaklı enflasyonist baskıların hala yüksek olduğunun bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Bu durum, enflasyonla mücadelede ek adımların gerekliliğini ortaya koyuyor.
Son açıklanan ekonomik verilere de yer verilen analizde, tüketici enflasyonunun aylık yüzde 1,7'lik artışla beklentilere paralel bir seyir izlediği ve yıllık enflasyonun yüzde 32,6'ya ulaştığı bilgisi paylaşılıyor. Gıda ve enerji kalemlerindeki düşüşlerin genel enflasyonu aşağı çektiği, ancak çekirdek enflasyonun giyim sektöründeki mevsimsel faktörler nedeniyle sınırlı bir gerileme gösterdiği ifade ediliyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın yakından izlediği medyan enflasyon göstergesinin üç aylık ortalamasının yüzde 2,15 olduğu, bunun da yıllıklandırılmış bazda yaklaşık yüzde 29'luk bir tüketici enflasyonuna karşılık geldiği belirtiliyor. Bu veriler, enflasyonla mücadelenin hassasiyetini ve Merkez Bankası'nın önündeki zorlu süreci gözler önüne seriyor.