Mevsimlik Tarım İşçilerinin Zorlu Hayatı: 600 Km Yol, 7 Ay Çadırda Yaşam
Gündem

Mevsimlik Tarım İşçilerinin Zorlu Hayatı: 600 Km Yol, 7 Ay Çadırda Yaşam

1

Türkiye'nin tarımsal üretiminde önemli bir yere sahip olan Kayseri'nin Yeşilhisar ilçesi, her yıl yüzlerce mevsimlik tarım işçisine ev sahipliği yapıyor. Bu işçiler, geçimlerini sağlamak amacıyla memleketleri Şanlıurfa'dan yaklaşık 600 kilometrelik bir yolculuk yaparak ilçeye geliyor. Yılın ortalama yedi ayını, zorlu doğa koşullarına karşı direnç göstermeye çalışan derme çatma çadırlarda geçiren bu emekçiler, tarımsal faaliyetlerin sürdürülmesinde kritik bir rol üstleniyor.

Nisan ayının ortalarından Aralık ayının ortalarına kadar süren bu yoğun çalışma dönemi boyunca, mevsimlik işçiler pancar, kabak ve ayçiçeği gibi ürünlerin ekiminden bakımına, çapalama işlemlerinden hasadına kadar pek çok aşamada ter döküyor. Günün ilk ışıklarıyla birlikte, saat 05.00'te başlayan mesai, akşam saat 19.00'a kadar aralıksız devam ediyor. Bu uzun ve yorucu çalışma temposu öncesinde, işçiler kendi iaşelerini hazırlıyor ve tarla çalışmalarında kullanacakları aletleri kullanıma hazır hale getiriyor. Çapaların keskinleştirilmesi ve diğer hazırlıkların tamamlanmasının ardından, traktörlere veya kendi imkanlarıyla tarlalara ulaşan işçiler, gün boyu süren fiziksel mücadelelerine başlıyor.

18 yıldır Yeşilhisar'da işçi çavuşluğu yapan ve 11 çocuk babası olan 58 yaşındaki Yusuf Demir, çalışma koşullarının ne denli ağır olduğunu şu sözlerle dile getiriyor: "Şanlıurfa'dan Kayseri'ye tam 600 kilometre yol yapıyoruz. Bizim gibi yaklaşık 200 kişilik bir grupla geliyoruz buraya. Sabah 5'ten akşam 7'ye kadar çalışıyoruz. Bu tempoda hem yemek yapıp hem de diğer işlerle uğraşmak gerçekten çok yorucu. Durmak yok. Çadırda yaşam da ayrı bir zorluk. Konteynerler olsa daha iyi olurdu. Yaklaşık on gün önce yağan yağmur sel oldu, çadırlarımızın hepsi sular altında kaldı. Sağ olsun yetkililer hemen müdahale edip durumu düzelttiler, kendilerine minnettarız. Ancak yine de konteyner yaşam alanı daha güvenli olurdu. Nisan'ın 15'inde gelip, Aralık'ın 15'ine kadar kalıyoruz. Pancar, kabak, ayçiçeği çapalama işleri bittikten sonra elma ve patates işleri başlıyor. Her mevsimin kendine göre zorlukları var."

Genç yaşta bu zorlu hayata adım atan 18 yaşındaki Hatice Umdu, uzun çalışma saatlerinin yanı sıra barınma koşullarının da yaşamlarını olumsuz etkilediğini vurguluyor. Şanlıurfa'dan gelen Umdu, "Sabah saat 05.00'ten akşam 19.00'a kadar çalışıyoruz. Herkes uyurken biz en soğuk saatlerde tarlada oluyoruz. Hayatımız çok zor geçiyor. Çadırlarda yaşamak büyük sıkıntı. Yağmur yağdığında sular içine doluyor, geceleri ise dondurucu bir soğuk oluyor. Oturacak, dinlenecek sağlam bir yerimiz yok. Bu zorlu yaşamda, yılın 7 ayını burada geçiriyoruz. Biz çalışmak için buradayız, ancak daha rahat ve güvenli yaşam koşulları talep ediyoruz." ifadelerini kullanıyor. Beş çocuk babası 35 yaşındaki Nuri Türkler de, aileleriyle birlikte çadırlarda yaşamanın getirdiği risklere dikkat çekiyor. Türkler, "Şanlıurfa'dan 600 kilometre yol geldik. Çapa işlerini yapıyoruz ve çadırlarda kalıyoruz. Küçük çocuklarımızla birlikte çadırda yaşamak hem sıkıntılı hem de riskli. Her an bir şey olabilir. Konteynerler olsa çocuklarımız için daha güvenli bir ortam olurdu." şeklinde konuşuyor. Yılın büyük bir bölümünü mevsimlik tarım işçisi olarak bu zorlu şartlarda geçiren emekçiler, hem çalışma koşullarının iyileştirilmesini hem de daha güvenli ve insani barınma imkanlarına kavuşmayı umut ediyor.

Paylaş

İlgili Haberler