Milli Gelir Rakamlara Yansımıyor: Vatandaş Gerçek Gelir Uçurumunu Yaşıyor
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan son veriler, kişi başına düşen milli gelirin aylık 1.647 dolara ulaştığını gösteriyor. Bu rakam, yıllık bazda yaklaşık 1 trilyon 706 milyar dolarlık bir ekonomik büyüklüğe işaret ediyor. Kağıt üzerinde bakıldığında, her Türk vatandaşının yılda ortalama 19 bin 762 dolar, ayda ise yaklaşık 79 bin 509 lira kazandığı anlamına geliyor. Ancak, bu istatistiksel ortalamanın gerçek yaşam koşullarıyla ne kadar örtüştüğü büyük bir soru işareti taşıyor. Milyonlarca vatandaş, bu açıklanan rakamların çok altında gelirlerle yaşamını sürdürmeye çalışıyor.
Ülkedeki gelir dağılımındaki adaletsizlik, TÜİK'in açıkladığı milli gelir rakamlarıyla vatandaşın reel geliri arasındaki makasın giderek açıldığını net bir şekilde ortaya koyuyor. Özellikle 17 milyon emeklinin yaklaşık 6 milyonu, en düşük emekli maaşıyla geçimini sağlamaya çalışıyor. En düşük emekli aylığı sadece 488 dolar civarında seyrederek, açıklanan kişi başına milli gelirin üçte birinin bile altında kalıyor. Geriye kalan 11 milyon emeklinin de büyük bir çoğunluğunun bu ortalama gelire ulaşamadığı tahmin ediliyor. Bu durum, emeklilerin önemli bir kısmının, milli gelirin çok altında kalan maaşlarla yaşam mücadelesi verdiğini gösteriyor.
Çalışan kesim de benzer bir tabloyla karşı karşıya. Türkiye'de 32,3 milyon kayıtlı çalışanın yaklaşık 7 milyonu, asgari ücretle, yani aylık yaklaşık 582 dolarla hayatını idame ettiriyor. Asgari ücretin yalnızca bir miktar üzerinde maaş alanlarla birlikte bu sayı 12 milyona yaklaşıyor. Asgari ücretin biraz üzerinde gelir elde edenlerin dahi büyük çoğunluğunun, açıklanan kişi başına milli gelir rakamının oldukça altında kaldığı görülüyor. Memur ve öğretmenler gibi kamuda çalışanlar da bu durumdan farklı değil. 1.371 dolar seviyesindeki en düşük memur maaşı ve 1.537 dolar civarındaki öğretmen maaşları, açıklanan ortalama milli gelire ulaşmakta yetersiz kalıyor. Sadece çok küçük bir kesim, kamuda çalışanların milli gelirin üzerinde bir maaşa sahip olabiliyor.
Genç nüfus ve işsizler de bu istatistiksel ortalamanın dışında kalıyor. 24 yaş altı yaklaşık 34 milyon genç nüfusun henüz bir gelir elde etmemesi ve geniş tanımıyla 12 milyonu aşkın işsizin durumu, TÜİK'in kişi başına milli gelir hesaplamasında dikkate alınması gereken önemli faktörler arasında. Bu kesimlerin de resmi kayıtlara göre bir geliri olmasa da, milli gelir hesaplamalarına dahil edilmesi, ortalama rakamın gerçekliği sorgulatıyor. Ülkedeki bu derin gelir uçurumu, toplam ekonomik değerin yaratılması ve dağılımındaki adaletsizliği gözler önüne seriyor. Yatırımların, üretimin ve yaratılan katma değerin toplumun tüm kesimlerine adil bir şekilde yansımaması, gelir dağılımındaki eşitsizliği derinleştiriyor ve milli gelir rakamlarının, vatandaşın refah seviyesini tam olarak yansıtmadığı gerçeğini ortaya çıkarıyor.