Okyanusun 5 Bin Metre Altında Çürüyen Nükleer Atık Mezarlığı Keşfedildi
Dünya

Okyanusun 5 Bin Metre Altında Çürüyen Nükleer Atık Mezarlığı Keşfedildi

7

Bilim dünyası, Atlas Okyanusu'nun yaklaşık 5 bin metre derinliğinde yer alan ve geçmişte denize terk edilmiş devasa bir atık alanının ürkütücü gerçekleriyle yüzleşti. Avrupa ülkelerinin geçmişte 'zararsız bir çözüm' olarak nitelendirip derin sulara bıraktığı yüz binlerce ton radyoaktif varil, aradan geçen on yılların ardından paslanarak sızıntı yapmaya başladı. Bu durum, bölgedeki ekosistemin mevcut durumu ve deniz canlıları üzerindeki potansiyel etkileri hakkında ciddi endişelere yol açtı.

Fransa Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi (CNRS) bünyesindeki NODSSUM projesi kapsamında yürütülen kapsamlı araştırmalar, en gelişmiş su altı teknolojileri kullanılarak gerçekleştirildi. İnsansız ve insanlı denizaltılarla okyanus tabanına iniş yapan bilim insanları, binlerce metal varilin konumunu milim milim haritalandırdı. Görüntülere yansıyan manzaralar, zamanın ve okyanus suyunun aşındırıcı etkisiyle metal muhafazaların büyük bir kısmının delindiğini ve içlerindeki tehlikeli maddelerin okyanus tabanındaki kumlu zemine karıştığını ortaya koydu. Bu bölgede yapılan ölçümlerde, insan sağlığı ve çevre için oldukça kritik kabul edilen sezyum-137, plütonyum, kobalt-60 ve amerikyum-241 gibi radyoaktif izotopların varlığı tespit edildi.

Araştırmacılar, bu ölümcül varillerin aynı zamanda deniz canlıları için beklenmedik bir yaşam alanı oluşturduğunu gözlemleyerek büyük bir şaşkınlık yaşadı. Süngerler, deniz şakayıkları ve çeşitli yengeç türlerinin, sızıntı yapan bu paslı varillerin üzerine tutunarak kendilerine bir sığınak edindiği belirlendi. Bu durum, endüstriyel ve tıbbi atık olarak okyanusa gömülen zehirli maddelerin, deniz canlılarının besin zincirine nasıl dahil olabileceği sorusunu ciddi bir şekilde gündeme getirdi. Bilim insanları, bu yapay ekosistemin uzun vadede deniz yaşamı üzerindeki etkilerini anlamak için detaylı incelemeler yapmaya devam ediyor.

Gelişmiş denizaltı araçları aracılığıyla 4 bin 700 metrenin üzerindeki derinliklerden alınan su, tortu ve canlı doku örnekleri laboratuvar ortamında titizlikle inceleniyor. Elde edilen ilk veriler, kısa vadede ani bir radyasyon tehlikesi olmadığını gösterse de, zehirli maddelerin deniz ekosisteminde bıraktığı kalıcı izleri belirlemek amacıyla analizler sürmektedir. Geçmişte 'geniş deniz sularında eriyip gideceği' düşüncesiyle göz ardı edilen bu devasa nükleer mezarlık, insanlığın geçmişte doğaya bıraktığı ve potansiyel olarak patlamaya hazır bir saatli bomba niteliği taşıyan çevresel bir tehdit olarak varlığını sürdürüyor.

Paylaş

İlgili Haberler