Otomotiv Sektöründe Yatırımcıların Geri Çekilme Tehlikesi Kapıda
Ekonomi

Otomotiv Sektöründe Yatırımcıların Geri Çekilme Tehlikesi Kapıda

1

Türkiye ekonomisindeki mevcut durum, uzun süredir ülkeye yatırım yapan yabancı sermayeyi tedirgin etmeye devam ediyor. Üretim maliyetlerindeki öngörülemeyen artışlar, yüksek enflasyon ve döviz kurundaki istikrarsızlıklar, otomotiv sektöründe de bir yatırımcı kaçışını tetiklemiş durumda. Sektör temsilcileri, bu gidişatın devam etmesi halinde, tekstil sektöründe yaşanan benzeri bir durumun otomotivde de yaşanabileceği yönünde ciddi uyarılarda bulunuyor.

Özellikle otomotiv yan sanayi kolunda bu geri çekilme eğilimi somutlaşmaya başladı. Küresel ölçekte tanınan yabancı üreticiler, Türkiye'deki operasyonlarını birer birer sonlandırma kararı alıyor. Sektörden alınan bilgilere göre, yatırımcıların bu kararlarında temel etkenler arasında 'öngörülebilirlik eksikliği', 'artış gösteren maliyetler' ve 'azalan rekabet gücü' gibi faktörler öne çıkıyor. Bu durum, hem mevcut yatırımların sürdürülebilirliğini hem de gelecekteki potansiyel yatırımları olumsuz etkiliyor.

Bu yatırımcı kaçışının en çarpıcı örneklerinden biri, 54 yıldır Bursa'da faaliyet gösteren ve hidrolik, yakıt ve fren sistemleri gibi kritik parçalar üreten Bosch firmasının istihdamında yaptığı daralma oldu. Artan operasyonel giderler, rekabet gücündeki düşüş ve genel ekonomik daralma ortamı, şirketi 1500 kişilik bir iş gücü azaltımına zorladı. Bosch'un ardından, dünyanın önde gelen otomotiv güvenlik sistemleri üreticilerinden Autoliv de Türkiye'deki üretim faaliyetlerini tamamen durdurduğunu açıkladı. Şirket, bu süreçte kademeli olarak 2200 çalışanını işten çıkararak ülkedeki varlığına son verdi. Son olarak, İtalyan jant üreticisi Magnetto Wheels'ın da Türkiye operasyonlarından çekilme kararı aldığı duyuruldu.

Taşıt Araçları Tedarik Sanayicileri Derneği (TAYSAD) Başkanı Yakup Birinci, bu gelişmelerle ilgili yaptığı değerlendirmede, yatırımcıların kararlarında küresel rekabetçilik, maliyet yapısının uygunluğu ve dönüşüm süreçlerini destekleyecek mekanizmaların varlığının belirleyici olduğunu vurguladı. Birinci, "Türkiye'de sektörün en temel gündemlerinden biri rekabetçilik. Özellikle yüksek finansman maliyetleri, enerji ve işçilik maliyetlerindeki artışlar, kur-enflasyon dengesindeki bozulmalar ve küresel pazarlardaki fiyat baskısı, Türkiye'deki üreticiler için oldukça zorlayıcı bir tablo yaratıyor. Artık sadece Doğu Avrupa ülkeleriyle değil, Portekiz ve İspanya gibi Batı Avrupa ülkeleriyle benzer işçilik maliyet seviyelerinde rekabet etmek durumundayız. Bu durum, sadece yeni yatırım kararlarını değil, aynı zamanda yeni siparişlerin hangi ülkelere yönlendirileceğini de doğrudan etkiliyor" ifadelerini kullandı. Otomotiv Satış Sonrası Ürün ve Hizmetleri Derneği (OSS) Başkanı Ali Özçete de, yaptıkları anketlerin sonuçlarına göre üyelerinin kapasite kullanım oranlarının önceki çeyreğe göre yüzde 72'den 68'e gerilediğini belirtti. Yatırım planlayan üye oranının yüzde 25.6'dan 20.8'e düştüğünü kaydeden Özçete, istihdamı artırmayı planlayanların oranının sadece yüzde 10 olduğunu, yüzde 27'sinin daralmaya gideceğini söylediğini ve yüzde 63'ünün ise mevcut istihdamı korumayı hedeflediğini sözlerine ekledi.

Paylaş

İlgili Haberler