Piyasaları Şekillendirecek Kritik Hafta: Enflasyon ve Faiz Kararları Mercek Altında
Ekonomi

Piyasaları Şekillendirecek Kritik Hafta: Enflasyon ve Faiz Kararları Mercek Altında

5

Orta Doğu'da artan jeopolitik tansiyonun petrol fiyatlarını küresel ölçekte rekor seviyelere taşıması ve tahvil piyasalarındaki faiz oranlarının benzeri görülmemiş düzeylere çıkması, finansal piyasalarda oldukça hareketli bir haftanın geride kalmasına neden oldu. Bu gelişmelerin yanı sıra, Amerika Birleşik Devletleri'nde açıklanan ve beklentilerin üzerinde seyreden istihdam verileri, faiz oranlarının daha da artırılacağı yönündeki endişeleri yeniden alevlendirdi. Yatırımcıların dikkati, önümüzdeki hafta kamuoyu ile paylaşılacak olan Amerika Birleşik Devletleri enflasyon rakamları ve Avrupa Merkez Bankası (ECB) ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanacak olan faiz kararları üzerinde yoğunlaşmış durumda. Bu kritik veriler, küresel ekonominin gelecekteki seyrini belirlemede önemli bir rol oynayacak.

Küresel finans piyasalarında yaşanan dalgalanmalar, Amerika Birleşik Devletleri'nin İran'a yönelik yoğunlaştırdığı operasyonlar nedeniyle yükselişini sürdüren petrol fiyatları ve artan tahvil faizlerinin yarattığı baskı altında karmaşık bir tablo çizdi. Bu hafta, Amerika Birleşik Devletleri'nin 10 yıllık devlet tahvillerinin faiz oranı %4,82 ile Kasım 2023'ten bu yana en yüksek seviyesine ulaşırken, 2 yıllık tahvil faizi ise %4,42 ile Ocak 2025'ten bu yana en yüksek seviyeyi gördü. Haftayı ABD 10 yıllık tahvil faizindeki 6 baz puanlık artışla %4,79'dan tamamlayan piyasalarda, ABD Merkez Bankası (Fed) yetkililerinden gelen açıklamalar, küresel piyasalardaki risk algısının bir miktar hafiflemesine katkıda bulundu. New York Fed Başkanı John Williams, yaptığı değerlendirmede, gümrük vergilerindeki etkinin azalması ve yüksek enerji fiyatlarının diğer sektörlere yayılmaması sayesinde ABD'de enflasyonist baskıların yavaşlama eğiliminde olduğunu belirtti. Fed Yönetim Kurulu Üyesi Christopher Waller da, ekonomik verilerin enflasyon baskılarının hafiflediğini teyit etmesi durumunda, bu ay yapılacak para politikası toplantısında faiz oranlarının sabit tutulmasını destekleyebileceğini ifade etti.

Bu olumlu açıklamalara rağmen, Amerika Birleşik Devletleri'nde açıklanan tarım dışı istihdam verisinin piyasa beklentilerini aşması, Fed'in faiz artırımına gideceği yönündeki beklentilerin yeniden güçlenmesine neden oldu ve haftanın son işlem gününde borsalarda düşüşlere yol açtı. Ağustos ayında tarım dışı istihdam 162 bin kişi artarak beklentilerin üzerinde bir performans sergilerken, işsizlik oranı %4,1 seviyesinde sabit kaldı. Ayrıca, haziran ve temmuz aylarına ait tarım dışı istihdam verilerinde yukarı yönlü revizyonlar yapılmasıyla, bu iki ayda yaratılan toplam istihdam miktarı daha önce açıklanan rakamların 55 bin kişi üzerinde gerçekleşti. ABD Başkanı Donald Trump, kendi tahminleri hariç piyasa beklentilerinin çok üzerinde gelen istihdam verilerine dikkat çekerek, faiz oranlarının düşürülmesi gerektiği yönündeki çağrısını yineledi. Orta Doğu'daki jeopolitik risklerin devam eden etkisiyle, kasım vadeli Brent petrolün varil fiyatı bu hafta %6,4'lük bir artışla 96,4 dolara ulaştı. Fed'in olası faiz artırımlarına yönelik beklentiler altında, altının ons fiyatı haftayı %0,6'lık bir düşüşle 4 bin 430 dolardan tamamladı. Amerika Birleşik Devletleri'nin mali durumuyla ilgili devam eden endişeler, dolar endeksinin %0,5'lik bir düşüşle 99,2 seviyesine gerilemesine neden oldu. Önümüzdeki hafta açıklanacak olan ABD enflasyon verisi, piyasa fiyatlamaları üzerinde belirleyici bir faktör olacak.

Wall Street'te endeksler karışık bir seyir izlerken, New York borsası Fed'in faiz artırımı olasılığıyla dalgalı bir kapanış yaptı. Haftalık bazda S&P 500 endeksi %0,09, Nasdaq endeksi %0,40 değer kazanırken, Dow Jones endeksi %0,27'lik bir kayıp yaşadı. Gelecek hafta perşembe günü Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) ve cuma günü Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) ile Michigan Üniversitesi tüketici güven endeksi verileri yatırımcıların takibinde olacak. Avrupa borsaları, jeopolitik risklerin tetiklediği enflasyonist endişeler ve yükselen tahvil faizlerinin etkisiyle genel olarak satış ağırlıklı bir grafik sergiledi. Avro Bölgesi'nde temmuz ayına ait ÜFE, aylık %1,6 ve yıllık %5,8 artarak beklentileri geride bıraktı; bu oran haziran ayına göre bir hızlanmaya işaret ediyor. Bölgedeki TÜFE de, enerji fiyatlarındaki sert yükselişin etkisiyle ağustos ayında yıllık bazda %3,3'e çıkarak son üç yılın zirvesine ulaştı. Tahvil faizlerindeki keskin artışlar ve Orta Doğu'daki askeri gerilimlerin tırmanması, Avrupa piyasalarındaki risk iştahını olumsuz etkiledi. Almanya'nın 10 yıllık tahvil faizi %3,39 ile 2011'den, İngiltere'nin 10 yıllık tahvil faizi %5,29 ile 2007'den ve Fransa'nın 2 yıllık tahvil faizi %3,21 ile 2024'ten bu yana en yüksek seviyelerine ulaştı. Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) faiz kararı önümüzdeki hafta piyasaların ana gündem maddesi olacak. ECB'nin faiz oranlarında bir artışa gitmesi bekleniyor. ECB için temel risk faktörü olarak enerji fiyatları öne çıkıyor. Orta Doğu'daki çatışmaların etkisiyle petrol fiyatları 100 dolar seviyesine yaklaşırken, Avrupa'da doğal gaz fiyatları 2023 yılından bu yana görülmeyen düzeylere çıktı. ECB İcra Kurulu Üyesi Isabel Schnabel, faiz oranlarının daha yüksek seviyelerde kalması gerektiğini dile getirdi. Bu gelişmeler paralelinde, bu hafta İngiltere'de FTSE 100 endeksi %0,06'lık bir yükseliş gösterirken, Fransa'da CAC 40 endeksi %1,46, İtalya'da MIB 30 endeksi %0,98 ve Almanya'da DAX endeksi %1,97 oranında değer kaybetti. Önümüzdeki hafta pazartesi Avro Bölgesi büyüme verileri, perşembe günü Almanya enflasyon rakamları ve ECB'nin faiz kararı, cuma günü ise İngiltere sanayi üretimi verileri takip edilecek.

Asya piyasaları da artan enerji maliyetleri ve yüksek seyreden tahvil faizlerinin etkisiyle baskı altında kaldı. Japonya Merkez Bankası (BoJ) Başkanı Kazuo Ueda, BoJ'un faiz artırımlarını değerlendirmeye devam edeceğini ve ekonomik ile fiyat gelişmelerinin beklentilere ne kadar uyduğunun yakından izleneceğini belirtti. Bu gelişmeler sonucunda, Japonya'nın 5 yıllık tahvil faizi %2,31 ile 1994'ten bu yana en yüksek seviyeye ulaşırken, 10 yıllık tahvil faizi ise %3,017 ile 1995'ten bu yana en yüksek seviyesini gördü. Haftalık bazda Güney Kore'de Kospi endeksi %1,5, Japonya'da Nikkei 225 endeksi %2,09 ve Çin'de Şanghay bileşik endeksi %0,27 oranında düşüş yaşarken, Hong Kong'da Hang Seng endeksi %0,26'lık bir artış kaydetti. Gelecek hafta salı günü Japonya'dan büyüme ve dış ticaret dengesi verileri, çarşamba günü Çin'den enflasyon rakamları ve cuma günü Japonya'dan sanayi üretimi verileri açıklanacak. Yurt içinde ise satış ağırlıklı bir seyir izleyen Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi haftalık bazda %4,30'luk bir düşüşle 14.012,42 puandan günü tamamladı. Dolar/TL kuru da haftayı önceki haftalık kapanışının %0,40 üzerinde 48,4320 seviyesinden kapattı. Önümüzdeki hafta pazartesi günü hazine nakit dengesi verileri, perşembe günü Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) faiz kararı ve sanayi üretimi rakamları, cuma günü ise ödemeler dengesi ve piyasa katılımcıları anketi sonuçları yatırımcıların gündeminde olacak. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) eylül ayı faiz kararına ilişkin beklenti anketine katılan ekonomistler, politika faizinin %37 seviyesinde sabit tutulmasını öngörüyor. Ankete katılan ekonomistlerin yıl sonu politika faizi beklentilerinin medyanı ise %35 olarak belirlendi.

Paylaş

İlgili Haberler