Simit Bile Kredi Kartıyla Alınıyor: Rize'de Ekonomik Daralma Derinleşti
Türkiye'nin ekonomik gündeminde yer alan hayat pahalılığı, en temel ihtiyaçlara dahi ulaşımın zorlaştığını gösteriyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın memleketi olan Rize'de kaydedilen bir gelişme, bu zorlu ekonomik koşulların ne denli derinleştiğini çarpıcı bir biçimde ortaya koydu. Eskiden sadece nakit parayla alınan ve halkın en ulaşılabilir sokak lezzetlerinden biri olarak bilinen simidin, artık kredi kartıyla dahi satın alınmaya başlanması, vatandaşların içinde bulunduğu borç sarmalının boyutlarını gözler önüne seriyor. Bu durum, iktidara gelmeden önce 'çay simit hesabı' üzerinden ekonomik politikalarını sıkça dile getiren Erdoğan'ın, kendi memleketindeki bu tablo karşısında düşündürücü bir yansıma yaratıyor.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez'in Rize'deki esnaf ziyaretleri sırasında yaşananlar, ekonomik sıkıntıların somut birer örneğini teşkil etti. Çömez'in, simit fiyatlarının 10 ila 15 lira arasında değiştiği Rize'de bir simit kafe işletmecisine işlerinin nasıl gittiğini sorması üzerine aldığı yanıt dikkat çekiciydi. Esnafın, "Hiç iyi değil, millet simidi bile kredi kartıyla alıyor" şeklindeki ifadesi, alım gücündeki ciddi erimeyi gözler önüne serdi. Bu konuşmanın hemen ardından, simit almakta olan yaşlı bir vatandaşın kredi kartını uzatması ve "Para nerede, kartla aldık, yiyeceğiz, kart borcunu nasıl öderiz Allah bilir" şeklindeki serzenişi, ekonomik buhranın en masum ve en temel ihtiyaçlar üzerindeki yıkıcı etkisini gözler önüne serdi.
5 kişilik bir ailenin aylık çay ve simit masrafının asgari ücrete yaklaşması, dar gelirli vatandaşların temel gıda maddelerine dahi erişimde zorlandığını gösteriyor. Mahalle fırınlarında ekmek almanın yanı sıra simit almanın dahi lüks hale gelmesi ve bu ihtiyacın kredi kartlarına yönelmesi, finansal sistemin bu denli temel ihtiyaçlar için kullanılmaya başlanmasının alarm verici boyutunu ortaya koyuyor. Turhan Çömez'in Rize'de gözlemlediği vatandaşların genel ekonomik durumdan duyduğu rahatsızlık ve geçim sıkıntısı dile getirmeleri, sadece bu bölgeyle sınırlı kalmayan, ülkenin genel bir sorunu haline gelen ekonomik çöküntünün bir göstergesi olarak öne çıkıyor. Çömez, bu gözlemlerini, "Dertsiz vatandaşa rastlamadım, sadece Rize’de değil nereye gitsem her yerde vatandaşlar dert küpü" diyerek özetliyor.
Vatandaşların dile getirdiği ekonomik sıkıntılar, maaşlara yapılan zamların enflasyon karşısında kısa sürede eriyip gittiğini de ortaya koyuyor. Bir muhtarın, 30 yıllık hizmetinin ardından aldığı 21 bin 500 lira maaşın dahi yetmediğini, torununa harçlık veremeyecek duruma geldiğini ifade etmesi, gelir düzeyindeki yetersizliği ve artan yaşam maliyetini çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor. Diğer bir vatandaşın ise bayramda kurban kesmenin imkansız hale geldiğini, etin tadını unuttuklarını belirtmesi, temel insani ve kültürel ihtiyaçların dahi ekonomik krizden olumsuz etkilendiğini gösteriyor. Bu sırada, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bayram namazı sonrası Rize simidini övmesi ve 'Bu bizim simit. Bu sadece Rize’de olur' şeklindeki açıklamaları, memleketindeki ekonomik zorlukların gölgesinde kalan bir çelişki olarak dikkat çekiyor. Erdoğan'ın, İstanbul, Ankara ve Rize simitlerinin her birinin kendine has lezzeti olduğunu belirtmesi, simidin ekonomik bir gösterge olmaktan çok kültürel bir değer olarak ele alınmasına yönelik bir vurgu olarak yorumlanabilir.