Sinema ve Doğanın Kesişim Noktası: 'Şu Gözenekli Yeryüzü' Programı
Beyoğlu'nun önde gelen kültür sanat merkezlerinden Salt, izleyicileri sinemanın doğayla kurduğu karmaşık ve büyüleyici ilişkiyi keşfetmeye davet ediyor. 'Şu Gözenekli Yeryüzü' adlı yeni program, görsel sanatların bu iki temel unsuru nasıl harmanladığını, birbirini nasıl etkilediğini ve yeni ifade biçimleri nasıl ortaya çıkardığını mercek altına alıyor. Salt'tan Alâ Taleb'in, İstanbul Experimental'in kurucu direktörü Yavuz Gözeller ve Flora Araştırmaları Derneği'nden Burçin Çıngay ile iş birliğiyle hazırlanan bu seçki, hem düşündüren kısa filmleri hem de derinlikli bir uzun metraj filmi bir araya getirerek izleyicilere benzersiz bir deneyim sunmayı amaçlıyor.
Programın temelinde, el çizimi animasyonlardan fotokimyasal tekniklere ve kamerasız yöntemlere kadar uzanan geniş bir spektrumda, organik materyallerin hareketli görüntüler dünyasını nasıl şekillendirdiği sorusu yatıyor. Bu deneysel yaklaşımlar aracılığıyla, doğanın kendisinin bir sanat malzemesi olarak nasıl kullanılabileceği ve sinemanın sınırlarının nasıl zorlanabileceği gözler önüne seriliyor. Gösterimlerin yanı sıra, bu alanda çalışan önemli isimlerin katılımıyla gerçekleşecek söyleşiler de programın ayrılmaz bir parçası. Sanatçılar Edd Carr, Karel Doing, Emmanuel Lefrant ile araştırmacılar Burçin Çıngay, Mesut Kırmacı ve Alptekin Karagöz gibi isimler, sinema ve doğa arasındaki bu kesişim alanına dair kendi perspektiflerini paylaşacaklar. Özellikle karayosunlarının ekolojik önemi ve iklim değişikliğiyle mücadeledeki rolü gibi konular, toprakların ekolojik hafızası ve yenilenme kapasitesi bağlamında ele alınacak.
Etkinlikler, 4 Temmuz'da saat 15.00'te Salt Beyoğlu'nun Açık Sinema salonunda başlayacak olan “Yerin Altında” adlı kısa film seçkisi ile start alacak. Bu seçki, tuzlu su, toprak, böcekler ve ısı gibi doğal unsurların doğrudan görüntülerin oluşumunu etkilediği filmleri barındırıyor. Ardından saat 16.00'da yönetmen ve küratör Emmanuel Lefrant, deneysel sinemada maddeselliğin rolü üzerine bir konuşma yapacak. 8 Temmuz'da saat 19.00'da gösterilecek olan Carl Brown'un 2006 yapımı filmi 'Blue Monet [Mavi Monet]', empresyonist ressam Claude Monet'nin doğa gözlemlerini, özellikle gökyüzü, su ve nilüfer tasvirlerini film yüzeyine aktarmak için çeşitli kimyasal teknikler kullanarak renk, ışık ve hareketli görüntülerin ifade olanaklarını araştıracak. Bu gösterim, sanat ve doğanın görsel birleşimi üzerine ilham verici bir örnek teşkil edecek.
Program, 12 Temmuz'da saat 15.00'te Mutfak'ta gerçekleştirilecek atölye çalışmasıyla devam edecek. Biyolog ve tasarımcı Meral Cidan'ın yürütücülüğünde, nar, avokado, ceviz kabuğu ve at kestanesi gibi doğal malzemeler kullanılarak bitkisel boya üretimi üzerine uygulamalı bir çalışma yapılacak. Katılımcılar, farklı bitkisel materyallerin renk verme potansiyellerini keşfederken, geleneksel ve sürdürülebilir boyama tekniklerini deneyimleme fırsatı bulacaklar. Aynı gün saat 18.00'de ise sanatçı, yönetmen ve araştırmacı Karel Doing, fitografi adı verilen, bitkilerin kimyasal ve optik özelliklerini kullanarak film üzerinde izler bırakan bir pratiği anlatacak. Doing, kendi düşük teknolojili ve çevre dostu film yapım yöntemlerini paylaşarak doğadan ilham alan sanatsal üretim süreçlerine ışık tutacak. Program, 11 Temmuz'da saat 15.00'te “Yerin Yüzleri” adlı kısa film seçkisi ile devam edecek; bu seçki bitkilerin, minerallerin ve arazinin kendisinin film estetiğinin bir parçası haline geldiği üretimleri sunacak. Ardından saat 16.00'da biyolog Burçin Çıngay, yaşamın devamlılığında toprağın kritik rolünü, tohum bankaları, mantar ağları ve mikrobiyal çeşitlilik gibi konular üzerinden ekosistemlerin karşılıklı bağımlılık ilişkilerini ele alarak açıklayacak.