Sulak Alanlardan Su Kullanımı Yeni Yönetmelikle Belirlendi: İzin Şartı Getirildi
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan ve Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren yeni yönetmelik, Türkiye'nin değerli sulak alanlarının korunması ve sürdürülebilir su kullanımı açısından önemli değişiklikler getiriyor. Bu kapsamda, sulak alanlar ile onları besleyen kaynaklardan, akarsulardan ve derelerden su çeken tüm faaliyetler için artık izin belgesi alma zorunluluğu getirildi. Bu düzenleme, doğal su kaynaklarının bilinçsiz kullanımını engelleyerek ekosistemin dengesini korumayı amaçlıyor.
Yürürlüğe giren yönetmelik uyarınca, sulak alanlar ve daimi ya da mevsimsel akarsular üzerinde inşa edilen enerji, sulama ve içme suyu amacıyla kullanılan su yapılarında, Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü tarafından belirlenecek çevresel akış miktarı mutlaka akarsu yatağına bırakılacak. Bu bırakılması zorunlu olan su miktarı, ilgili yönetmelikte belirtilen en düşük seviyenin altına inemeyecek. Bu madde, sucul yaşamın devamlılığı için kritik öneme sahip olan minimum su seviyelerinin korunmasını güvence altına alıyor.
Yönetmelik ayrıca, tescillenmemiş ancak yapay olarak oluşturulmuş sulak alanların yönetiminin, alanın biyoçeşitliliğini koruma odaklı bir yaklaşımla, bu alanları işleten kurumlar tarafından yürütüleceğini belirtiyor. Benzer şekilde, yapay su birikintilerinin kullanımı ve yönetimi de bu alanları oluşturan veya sorumlu olan kurumların sorumluluğunda olacak. Alanın ulusal düzeyde öneme sahip bir sulak alan olarak belirlenmesi durumunda, orman rejimine tabi olmayan bölgelerde sınırları Ulusal Sulak Alan Komisyonu kararıyla netleştirilecek. Bu süreçte, su ürünleri yetiştirme alanları ve bu alanlara yönelik mevcut düzenlemeler de dikkate alınacak.
Özel mülkiyetteki arazilerde, sulak alan koruma bölgeleri onaylandıktan sonra tarımsal faaliyet talebi gelirse, drenaj işlemi yapılmadan organik tarım ve deniz yosunu üretimi gibi faaliyetler izne tabi olacak. Bu amaçla su kuyusu açılmasına da izin verilebilecek. Organik tarım uygulamalarında, ilgili yönetmelik hükümlerine uyulacak ve çiftçilerin organik üretim sertifikası ibraz etmeleri gerekecek. Koruma bölgelerinin ilan edildiği tarihte kamuya ait arazilerdeki mevcut tarımsal faaliyetler, kiralama süreleri sona erene kadar devam edebilecek. Bu sürenin ardından ise yalnızca organik üretim şartı aranarak tarımsal kullanıma devam edilebilecek. Ancak kamu mülkiyetindeki arazilerde, koruma bölgelerinin ilanından sonra yeni tarım alanları oluşturulması tamamen yasaklandı.
30 Ocak 2002 tarihinden sonra özel sektör tarafından işletmeye alınan ve sulak alanlar ile akarsular üzerindeki su yapılarından su kullanan tesislerin, iki yıl içerisinde ilgili Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü'ne başvurarak izin belgesi almaları gerekiyor. Bu izin belgesi beş yıl geçerli olacak ve belirlenen şartlara uyulduğu takdirde yenilenebilecek. Bu süre zarfında izin başvurusunda bulunmayan işletmelere idari yaptırımlar uygulanacak. Gerekli şartları başarıyla tamamlayan işletmeler, ilerleyen zamanlarda da izin belgesi için başvuru yapma hakkına sahip olacak.
Kontrollü kullanım bölgesi ilan edilen alanlardaki organize sanayi, endüstri, serbest bölge veya ihtisas organize sanayi bölgelerinden kaynaklanan kümülatif etkilerin değerlendirilmesi için özel raporlar hazırlanacak. Her bir tesis, kendi faaliyetlerinden kaynaklanan çevresel yükümlülüklerden doğrudan sorumlu olacak. Bu tür organize bölgelerdeki her bir faaliyet için ayrı bir izin belgesi düzenlenmeyecek, ancak genel değerlendirme raporları bu bölgelerdeki tüm faaliyetleri kapsayacak.