Süleymancılar Soruşturması AKP'de Gerilim Yarattı: Arınç'a Sert Yanıt
Kamuoyunda "Süleymancılar" olarak bilinen cemaate yönelik başlatılan soruşturma, siyasetin gündemine bomba gibi düştü. Soruşturmanın derinleşmesiyle birlikte, cemaatin lideri Alihan Kuriş ve ailesi hakkındaki incelemeler sürerken, bu durumun siyasi yansımaları da giderek artıyor. Eski Başbakan Yardımcısı ve TBMM eski Başkanı Bülent Arınç'ın, soruşturmayla ilgili yaptığı değerlendirmeler, eski AKP Milletvekili Fatih Süleyman Denizolgun'dan sert bir eleştiriyle karşılandı. Bu gelişme, parti içinde ciddi bir gerilimin fitilini ateşledi.
Bülent Arınç, yaptığı açıklamalarda, Adalet ve İçişleri Bakanlarının soruşturmanın kişilere yönelik olduğu yönündeki beyanlarına güvendiğini ifade ederken, sürecin yürütülme biçimine dair endişelerini dile getirdi. Arınç, "Bu oluşumu eskiden beri tanırım. Kemal Kaçar ile hukuk fakültesi yıllarımda tanışmışlığım oldu. Ancak cemaat üyesi olmadım. Silistreli Süleyman Hilmi Tunahan liderliğinde, Kur'an eğitimi ve öğretiminin yasak olduğu dönemlerden başlayarak Türkiye'de Kur'an kursları aracılığıyla eğitim faaliyetleri yürüttüklerini biliyorum ve bu hizmetlerine inanıyorum. Bulunduğum şehirlerde ve gittiğim her yerde onlarla dostane ilişkiler içinde oldum. Çünkü onlar, gerçekten Kur'an hizmetkârı insanlardı." şeklinde konuştu. Arınç, özellikle sosyal medyadaki bazı paylaşımların süreci özensiz yönettiğini ve kişilerin geri dönülemez şekilde damgalanmasına yol açtığını savundu. Bu durumun, haklarında soruşturma başlatılan masum kişilerin itibarını zedelediğini belirtti.
Arınç'ın açıklamaları, soruşturma sürecindeki usulsüzlüklere ve masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddialarına odaklandı. "Maalesef sosyal medyada kişiler infaz ediliyor." diyen Arınç, sürecin o kadar özensiz ilerlediğini ki, insanların geri dönülemez şekilde damgalandığını vurguladı. "Maalesef iş fethikabir yapmaya kadar gitti." diyerek, hukuki bilgisi olmayan kişilerin yeni suçlular bulmaya çalıştığını ileri sürdü. Arınç, 2011 seçimleri öncesinde, dönemin cemaat yöneticileriyle partisinin genel başkanının bilgisi dahilinde görüştüğünü, ancak cemaatten AK Parti'ye bir destek sağlayamadığını da sözlerine ekledi. Arınç, "Süleymancılarla aramızdaki mesafenin açılması, iki kardeşten birinin AK Parti'ye gelip milletvekili olması, diğerinin de buna karşı çıkması ile oldu. Aradan yıllar geçti, bu sefer de kavga, kuzenler arasındaki mal mülkiyet kavgasına dönüştü. Biz, bunlarda taraf olamayız. Ancak hukuka, kanuna açıkça aykırı eylemleri varsa şüphesiz hâkimlerimiz, savcılarımız davalarını açarlar, kişiler yargılanırlar. Ancak bu soruşturma içerisinde ismi geçen o kadar temiz ve mükemmel insanlar var ki, onların bir şekilde isimlerinin geçmesini bile ben kendileri açısından mahzurlu buluyorum." diyerek, soruşturmanın gizliliğine ve hukukun titizlikle uygulanmasına vurgu yaptı.
Bülent Arınç'ın bu çıkışına, Süleymancılar cemaatinin kurucusu Süleyman Hilmi Tunahan'ın torunu ve 27. Dönem AK Parti İstanbul Milletvekili Fatih Süleyman Denizolgun'dan sert bir yanıt geldi. Denizolgun, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamalarda Arınç'ın ifadelerini "çarpıtma" ve "dezenformasyon" olarak niteleyerek, eski TBMM başkanının "tarihin yanlış tarafında" yer aldığını savundu. Denizolgun, Arınç'ın aile içi anlaşmazlığı "kuzenler arasındaki mal mülk kavgası" olarak tanımlamasına tepki göstererek, mücadelelerinin mal varlığı üzerinden yürütülmediğini belirtti. "Bizim mücadelemiz tarihin doğru tarafında yer alarak tarihe not düşmektir" diyen Denizolgun, geçmişte yaşanan bazı olaylara ilişkin elinde bulunduğunu iddia ettiği bilgi ve belgeleri kamuoyuyla paylaşabileceği tehdidinde bulundu. Denizolgun, 2019 yılında Kısıklı'daki bazı taşınmazlarla ilgili mahkeme kararı doğrultusunda hareket ettiklerini, ancak kendiliğinden kendilerine yaklaşık 100 bin dolar kira bedeli adı altında ödeme yapıldığını öne sürdü. Bu paraların iade edildiğini ve durumun mahkemeye bildirildiğini söyledi. Daha da çarpıcı bir iddia ortaya atan Denizolgun, karşı tarafın kendilerini "parayla satın alamayacağını" anlamasının ardından mahkemeleri etkilemek amacıyla bürokrasi, yargı ve siyasette rüşvet dağıtıldığı yönünde ciddi suçlamalarda bulundu. Denizolgun, bu iddiaların yargı makamlarınca doğrulandığına dair herhangi bir belge veya mahkeme kararı sunmadı. Son olarak, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kullandığı "ahtapot sistemi" metaforuna atıfta bulunan Denizolgun, cemaat yapılanmasının eleştirdiği grup olduğunu iddia ederek, Arınç'a yönelik, "Bunu bildiğiniz halde" diyerek, Arınç'ın söz konusu yapının üst yönetimine destek verdiğini ima etti ve "Yoksa; sizin de mi bu ahtapot sistemiyle bir bağınız var?" sorusunu yöneltti.