Sunucu Erhan Çelik'ten Eşinin Ölümüyle İlgili Çarpıcı Açıklamalar
Gündem

Sunucu Erhan Çelik'ten Eşinin Ölümüyle İlgili Çarpıcı Açıklamalar

3

Ünlü televizyon sunucusu Erhan Çelik, boşanma sürecinde olduğu Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Özlem Gültekin'in kendi kliniğinde hayatını kaybetmesinin ardından kamuoyunda hakkında çıkan çeşitli iddialara ve spekülasyonlara karşı sessizliğini bozdu. Bugüne dek sustuğunu, bunun temel nedenlerinin ise 6 yaşındaki oğlunun geleceğini güvence altına almak ve merhume eşinin anısını onurlandırmak olduğunu belirtti. Çelik, yaşadığı büyük üzüntüye rağmen sabrının sınırlarını zorladığını dile getirerek, "O kadar sabrettim, o kadar sabrettim ki ben taş olup çatladım yine de hiçbir şey demedim" sözleriyle yaşadığı süreci özetledi.

Acı kayıplarının hemen ardından aile ile birlikte ortak bir duruş sergilediklerini ancak buna rağmen yalan haberlerin ve yanlış bilgilerin yayılmaktan vazgeçilmediğini vurgulayan Çelik, duyduğu derin hayal kırıklığını ifade etti. "Bundan sonra annesiz kalan bir evladı büyüteceğim ve Allah ömür verirse her anımda yanımda sadece ben olacağım" diyen Çelik, Özlem'in ailesiyle ilk günden itibaren ortak bir açıklama yaparak, onun hatırasına ve geride kalanlara saygı gösterilmesi gerektiğini belirtmiş olmalarına rağmen, bazı kişilerin durmadığını söyledi. Otopsi raporunun henüz kesinleşmemişken sonuçlanmış gibi yayıldığını, eski bir avukatın ve gazeteciliğe soyunan bir astrologun dahi bu sürece dahil olduğunu belirten Çelik, merhumeyi hayatında hiç tanımayan insanların dahi dedikodu ürettiğini dile getirerek, bu tür yalanlarla günaha ortak olanlara seslendi.

Erhan Çelik, soruşturmanın neden şüpheli ölüm kapsamında yürütüldüğüne dair detaylar vererek, olay gecesi klinikte yaşanan sıra dışı gelişmeleri aktardı. Özlem Gültekin'in şüpheli bir şekilde vefat ettiğini belirten Çelik, klinikte çalışan üç personelin ilk ifadelerinde, merhumenin olaydan önceki iki gün boyunca hiç ayrılmadan klinikte kaldığını ve olay günü aşırı dozda, anestezi sırasında kullanılan uyuşturucu etkili propofol aldığını beyan ettiklerini aktardı. Çelik, ayrıca polis olay yerine gelmeden önce ortalığın hızla temizlendiğini, tüm delillerin atıldığını ancak olay yeri inceleme ekiplerinin titiz bir çalışmayla bu delilleri çöp konteynerında bularak muhafaza altına aldığını söyledi. Kameraların ise kayıp olduğu ve 'çalışmıyordu' şeklinde ifadeler verilmesine rağmen, kısa süre önce başka bir davada bu kameraların çalıştığına dair ifadelerin bulunduğunu belirterek, savcılığın ölümü şüpheli bulmasının birçok nedeni olduğunu ifade etti.

Merhume Dr. Özlem Gültekin'in anestezi maddesi kullanımına ilişkin sorunun evliliklerinin ilerleyen dönemlerinde ortaya çıktığını anlatan Çelik, tedavi süreci için yıllarca verdiği mücadeleyi ve dava sürecini anlattı. Vücudundaki anestezi kullanımının on iki yıllık bir geçmişi olduğunu, bunu evlendikten çok sonra, 2023 yılında tesadüfen evin güvenlik kamerası kayıtlarından öğrendiğini söyledi. Telefon ve laptop kayıtlarından bu maddeleri dışarıdan nasıl temin ettiğini, kimlerin sattığını ve kimlerin uyguladığını tespit ettiğini belirtti. Elindeki tüm bilgi, belge ve görsel kanıtları savcılıkla paylaştığını ifade eden Çelik, kendisine yöneltilen 'Yaşarken niçin yapmadın?' sorusuna ise, 2023 yılından itibaren iki yıl boyunca hem yurt içinde hem de yurt dışında tedavi için elinden gelen her şeyi yaptığını ancak başarılı olunamadığını söyledi. O gün yanında olan kimsenin bugün 'dost' olarak nitelendirilemeyeceğini belirten Çelik, Ocak 2025'te İstanbul 13. Aile Mahkemesi'ne başvurarak rahatsızlığına dair tüm delilleri sunduğunu ve oğlunun geleceğini düşünerek bu görüntüleri hiçbir zaman kamuoyuyla paylaşmadığını, mahkemede ve savcılıkta gizlilik kararını bizzat kendisinin istediğini vurguladı.

Eşine ait hassas görüntülerin satılmaya çalışılması üzerine emniyet güçleriyle iş birliği yaparak şantajcı çalışanı yakalattığını belirten Erhan Çelik, bu olayın medyada çarpıtılmasına isyan etti. Yanında çalışan yardımcısının görüntüleri satmak amacıyla kendisine ulaştığını, başkalarına da satabileceği ve oğlunun geleceğini tehdit edebileceği endişesiyle, para ve yazışma detaylarıyla emniyete başvurduğunu anlattı. Polis tarafından dinleme cihazı takıldığını ve buluşma noktasında suçüstü yapılarak kadının cezaevine gönderildiğini söyledi. Bu olayın merhumenin vefatından 6-7 ay önce gerçekleştiğini belirten Çelik, şimdilerde 'Merhumun görüntülerini satın alırken suçüstü yapılmış' gibi haberler yapıldığını, kendisinin ihbar ettiği ve engellediği gerçeğinin yansıtılmadığını söyledi. Algı operasyonlarının bu şekilde yapıldığını savunan Çelik, yaşadıklarını yaşamadan kimsenin bilip bilmeden konuşmaması gerektiğini ve Allah'tan en büyük duasının bu olduğunu belirterek, kendisine karşı konuşanlara hakkını helal etmeyeceğini ifade etti.

Paylaş

İlgili Haberler