Swatch Grubunda Büyük Kriz: Yüzde 90 Kar Kaybı ve Yatırımcı Davası
Bir zamanlar her gencin hayranlıkla baktığı, yeni modellerinin piyasaya çıkışında dünya genelinde uzun kuyruklar oluşturan Swatch Grubu, bugünlerde ciddi bir finansal krizle boğuşuyor. Şirketin, özellikle Çin menşeli ürünlerle artan rekabet ve operasyonel maliyetlerdeki yükseliş nedeniyle karında yüzde 90'lık bir düşüş yaşadığı belirtildi. Bu durum, pazar payında gözle görülür bir gerilemeye yol açarken, şirketin yatırımcıları arasında büyük bir tepkiye neden oldu. Yatırımcılar, şirketin üst düzey yönetimini, özellikle CEO Nick Hayek'i kötü yönetimle suçlayarak toplu bir dava başlatma yoluna gitti. Bu gelişme, saat sektörünün dev isimlerinden biri olan Swatch'ın geleceği hakkında soru işaretleri oluşturuyor.
Geçmişte, özellikle 2000'li yılların başlarında, Swatch marka saatler gençler arasında büyük bir statü sembolüydü. Mayıs ayında yeni modellerin tanıtılmasıyla Tokyo, Paris ve New York gibi metropollerde adeta izdiham yaşanmış, alıcılar mağazalara akın etmişti. Hatta bazı yerlerde bu yoğunluk nedeniyle müşteriler arasında arbedeler yaşanmış, güvenlik güçlerinin müdahalesi gerekmişti. Mağaza çevrelerine bariyerler kurulmasına rağmen, zaman zaman tansiyon yükselmişti. Ancak bugün yaşanan krizin temelinde yatan sebep, bu yoğun ilgi gösterilen markanın bağlı olduğu Swatch Grubu'nun kar oranlarında yaşanan büyük çöküş. The Financial Times'ın raporlarına göre, İsviçre'nin simgelerinden biri haline gelen Swatch saatlerine olan talep belirgin şekilde azaldı. Hayek ailesinin uzun yıllardır yönetiminde bulunan grubun satış rakamları neredeyse yarı yarıya geriledi. Bu olumsuz tablo, sadece Swatch markasıyla sınırlı kalmayıp, gruba ait Omega, Longines ve Tissot gibi daha lüks segmentteki markaları da etkiledi. Şirketin, Çin'de üretilen daha uygun fiyatlı ve rekabetçi saatlerle başa çıkmakta zorlandığı gözlemleniyor.
Bu beklenmedik düşüş ve artan maliyetler karşısında Swatch Grubu'nun yatırımcıları büyük bir öfke içerisinde. Şirketin yönetiminde kilit role sahip olan ve milyarder olarak bilinen Hayek ailesini, yetersiz ve hatalı yönetim stratejileri nedeniyle eleştiren yatırımcılar, yasal yollara başvurarak toplu dava açtı. Vizyoner babası Nicholas Hayek'in bıraktığı mirası sürdürmek amacıyla CEO koltuğuna oturan Nick Hayek'in ise yatırımcıların bu tepkisine karşı oldukça sert bir duruş sergilediği bildiriliyor. Nick Hayek'in, yatırımcıların endişelerine yönelik olarak, "Eğer memnun değilseniz, paranızı alıp gidebilirsiniz" şeklinde bir çıkış yaptığı iddia ediliyor. Öte yandan, Hayek ailesinin İsviçre'deki varlığı ve marka üzerindeki etkisi, yerel halk için de önemli bir yere sahip. Swatch'ın üretiminin büyük ölçüde İsviçre'de yapılması ve yabancı parça kullanımının minimize edilmesi, aile tarafından hem bir iş güvencesi hem de İsviçre saatçilik standartlarının korunması adına stratejik bir hamle olarak görülüyor. Ancak bu durum, yüksek üretim maliyetlerini beraberinde getirerek şirketin kar marjlarını olumsuz etkiliyor. Yatırımcılar, son çeyrek raporlarında görülen bu keskin düşüşlerden doğrudan Hayek ailesini sorumlu tutuyor.
Baba Nicholas Hayek'in, analistlerin ve yatırımcıların görüşlerini küçümseyen ve "analistlerin söylediklerinin tersini yaparak milyarder olduğum" şeklindeki açıklamalarıyla bilindiği hatırlanıyor. CEO Nick Hayek ise çeyrek raporlarını "dar görüşlü ve saçma bir alışkanlık" olarak nitelendirirken, yıllık raporların değersizliğini vurgulamak için bu raporları yalnızca büyüteçle görülebilecek kadar küçük puntolarla bastırarak piyasaya sürdüğü ifade ediliyor. Bu durum, babasının aksine, Nick Hayek'in tüketici psikolojisini ve pazar dinamiklerini anlama konusunda daha az başarılı olduğunu gösteriyor. Nick Hayek, satışlardaki yarı yarıya düşüşe rağmen gelecek yıl satışları yüzde 110 oranında artırabileceği yönünde iyimser bir tablo çizmeye çalışsa da, şirketin yaşadığı ağır kar kaybı yatırımcıların güvenini sarsmış durumda. Özellikle küçük yatırımcıların başlattığı dava, bu güvensizliğin somut bir göstergesi olarak öne çıkıyor. Morgan Stanley ve LuxeConsult gibi finans kuruluşlarının tahminlerine göre, Swatch'ın İsviçre saat pazarındaki payı 2019'da yüzde 26,4 iken, geçen yıl bu oran yüzde 16,1'e kadar gerilemiş. Şirket yönetimi ise bu raporlardaki bilgilerin "kapsamlı olgusal yanlışlıklar ve metodolojik tutarsızlıklar" içerdiğini savunsa da, marka bazında gelir, kar veya pazar payı rakamlarını açıklayarak bir düzeltme yoluna gitmemesi dikkat çekiyor. Ayrıca, Swatch Grubu'nun 2013 yılında bünyesine kattığı lüks mücevher ve saat markası Harry Winston'ın da şirketin büyümesine beklenen katkıyı sağlayamadığı belirtiliyor. Birkaç yıl önce hisselerini satan Avrupalı kurumsal bir yatırımcının "Maalesef, oğul babası kadar vizyoner değil" şeklindeki yorumu, sektördeki genel kanıyı yansıtıyor.