Türk Sinemasının Cesur ve Aykırı Filmleri Pera Film'de Yeniden Canlanıyor
Suna ve İnan Kıraç Vakfı bünyesindeki Pera Film, sinemamızın alışılagelmiş anlatım biçimlerinin dışına çıkan, türlerin sınırlarını zorlayan ve cesur deneysel yaklaşımlarıyla öne çıkan kült yapımları izleyiciyle buluşturmak üzere özel bir seçki hazırladı. 'Avangart Neydi?' adını taşıyan bu seçki, 16-27 Eylül tarihleri arasında sinemaseverlere unutulmaz bir yolculuk vadediyor. Türk sinemasının korku, fantastik ve gerilim türlerinde kalıpları yıkan, dünya sinemasından aldığı ilhamı özgün yorumlarla harmanlayan dört önemli filmi bir araya getiren program, sinemamızın yenilikçi ve deneysel ruhunu yeniden canlandırmayı hedefliyor.
Program, Metin Erksan'ın yönettiği ve Türk sinemasının en cesur Shakespeare uyarlamalarından biri olarak kabul edilen 1976 yapımı 'İntikam Meleği – Kadın Hamlet' ile perdelerini açıyor. Erksan, Shakespeare'in ikonik erkek karakterini, usta oyuncu Fatma Girik'in hayat verdiği Hamlet üzerinden yeniden yorumlayarak, klasik tragedyayı pop-art estetik öğeleri, psikedelik müzikler ve tekinsiz bir atmosferle harmanlıyor. Film, babasının öldürülmesinin ardından Türkiye'ye dönen Hamlet'in karmaşık intikam yolculuğunu merkeze alırken, aynı zamanda dönemin toplumsal dinamiklerine dair de çarpıcı ipuçları sunuyor. Bu özgün uyarlama, hem edebi bir klasiğe getirdiği yenilikçi bakış açısıyla hem de görsel ve işitsel unsurlarıyla sinema tarihimizde özel bir yere sahip.
Korku sinemasının unutulmazları arasında yer alan William Friedkin'in 'The Exorcist' filminin Metin Erksan imzalı 1974 tarihli Yeşilçam uyarlaması 'Şeytan' da programın dikkat çeken filmlerinden biri. Erksan, bu yapımda Amerikan korku klasiğinin Hıristiyan teolojisine dayanan temasını, yerel unsurlarla, İslam mistisizmi ve Doğu felsefesiyle yeniden yorumluyor. On iki yaşındaki Gül'ün açıklanamayan davranışları etrafında şekillenen olay örgüsü, dönemin sınırlı teknik imkanlarına rağmen yaratılan tekinsiz atmosferi ve sürükleyici anlatımıyla izleyiciyi derinden etkiliyor. 'Şeytan', sadece bir uyarlama olmanın ötesine geçerek, Türk korku sinemasının sınırlarını zorlayan ve zaman içinde kült mertebesine ulaşan özgün bir yapım olarak öne çıkıyor.
Programın en eski filmi, Mehmet Muhtar'ın yönettiği ve 1953 yapımı 'Drakula İstanbul'da' adlı yapım. Bram Stoker'ın ölümsüz eseri 'Drakula'nın 'Kazıklı Voyvoda' romanından uyarlanan film, Kont Drakula'yı Transilvanya'dan İstanbul'a taşıyor. Atıf Kaptan'ın unutulmaz Drakula performansıyla hafızalara kazınan bu yapım, Türk sinemasında korku ve fantastik türlerin öncü örneklerinden biri olma özelliğini taşıyor. Drakula'nın sivri köpek dişleriyle gösterildiği ve duvarda örümcek gibi yürüdüğü anlarıyla dikkat çeken film, Sinematek/Sinema Evi tarafından restore edilmiş 4K kopyasıyla izleyicilere sunuluyor, böylece dönemin yenilikçi görsel yaklaşımlarını günümüz izleyicisiyle buluşturuyor.
Atıf Yılmaz'ın 1986 tarihli 'Aaahh Belinda'sı ise fantastik anlatıyı kadın kimliği ve toplumsal roller üzerine keskin bir hicve dönüştüren bir başka önemli yapım. Film, bir tiyatro oyuncusunun, rol aldığı bir şampuan reklamı çekimleri sırasında kendini canlandırdığı karakterin hayatında bulmasını konu alıyor. Bu sürükleyici hikaye, bireyin kimlik arayışını merkezine alırken, aynı zamanda tüketim kültürü, bürokrasi ve toplumsal cinsiyet rolleri üzerine de derinlemesine bir sorgulama başlatıyor. 'Aaahh Belinda', fantastik öğeleri kullanarak toplumsal eleştirisini ustaca dile getirmesiyle Türk sinemasının aykırı ve düşündürücü örnekleri arasındaki yerini sağlamlaştırıyor.
'Avangart Neydi?' programı sadece İstanbul'la sınırlı kalmayacak; filmlerin ikinci gösterimleri, Londra'da bulunan ve grindhouse sinema geleneğini yaşatan The Nickel Cinema'da da gerçekleştirilecek. Bu özel program kapsamında, filmlerin bağlamını ve içeriğini derinlemesine inceleyen yazılar ile seçkiye eşlik eden müzik önerilerini barındıran özel bir fanzin de hazırlandı. Sanatseverler bu değerli yayına hem Pera Müzesi'nin fiziki mekanından hem de müzenin resmi web sitesi üzerinden erişebilecekler. Program, Türk sinemasının cesur ve yenilikçi mirasına ışık tutarak, bu önemli yapımların güncel izleyici kitlesiyle yeniden buluşmasını sağlıyor.