Türkiye'de Konutların Yarısı Deprem Riski Altında: DASK Uyardı
17 Ağustos 1999'da meydana gelen ve Türkiye'nin hafızasında derin izler bırakan Marmara Depremi'nin üzerinden 27 yıl geçmiş olmasına rağmen, ülkedeki konutların yaklaşık yarısı hala Zorunlu Deprem Sigortası (DASK) güvencesinden yoksun bulunuyor. Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK), Türkiye genelindeki konutların yalnızca yüzde 58'inin sigortalı olduğunu ve hedeflerinin bu oranı yüzde 100'e çıkarmak olduğunu vurgulayarak, olası büyük depremlere karşı poliçelerin düzenli olarak yenilenmesi çağrısında bulundu. Kurum, 25 yılı aşkın süredir sigortalılık oranını artırmak için yoğun çaba gösteriyor.
Marmara Depremi'nin ardından 2000 yılında kurulan DASK, Türkiye'deki konutları deprem ve depremin tetiklediği yangın, infilak, yer kayması ve tsunami gibi yıkıcı doğal afetlere karşı koruma altına alan bir kamu kuruluşu olarak faaliyet gösteriyor. Devletin sunduğu finansal bir güvence mekanizması olan DASK poliçeleri, vatandaşların beklenmedik afetler karşısında maddi kayıplarını en aza indirmeyi amaçlıyor. DASK'tan alınan güncel verilere göre, ülke genelinde zorunlu deprem sigortası yaptırılan konut sayısı 11 milyon 700 bin 223'e ulaşırken, bu oran toplam konut stokunun yüzde 58'ini temsil ediyor. Kurumun faaliyete başladığı 2000 yılından bu yana Türkiye'de meydana gelen 1397 hasar yapıcı deprem sonucunda toplam 867 bin 275 hasar ihbarı alındı.
DASK Genel Sekreteri Balkır Demirkan, Marmara Depremi'nin yıl dönümü vesilesiyle yaptığı açıklamalarda, kurumun 25 yılı aşkın tecrübesi, hasar ödeme kapasitesi ve gelecek vizyonuna dair önemli değerlendirmelerde bulundu. Demirkan, DASK'ın faaliyet dönemindeki en büyük doğal felaket olan ve "asrın felaketi" olarak nitelendirilen Kahramanmaraş merkezli depremlerde kurumun ve sigorta sektörünün büyük bir sınav verdiğini belirtti. 6 Şubat 2023 depremleri öncesinde DASK'ın kurumsal yapısında önemli güncellemeler yapıldığını ve bu yapının, değişen ihtiyaçlar ve ortaya çıkan hasar profillerine göre yeniden şekillendiğini ifade eden Demirkan, kurumun bugüne kadar binin üzerinde depremi başarıyla yönettiğini ve birçok sigortalının mağduriyetini hızla giderdiğini vurguladı. Kahramanmaraş depremlerinde yalnızca 9 ay gibi kısa bir sürede 540 bin dosyayı ele aldıklarını ve toplamda 39 milyar lira tutarında hasar ödemesi gerçekleştirdiklerini belirten Demirkan, bu operasyonun dünya çapında benzeri az görülen bir başarı olduğunu ve DASK olarak bundan gurur duyduklarını dile getirdi.
Demirkan, Kahramanmaraş depremlerinde yaşanan toplam 104 milyar dolarlık tahmini finansal zararın yaklaşık 5,5 milyar dolarının sigorta sektörü tarafından karşılandığına dikkat çekerek, bu miktarın önemli bir bölümünün (1,6 milyar dolar) DASK'ın kendi kapasitesi dahilinde gerçekleştiğini vurguladı. Türkiye genelindeki yüzde 58'lik sigortalılık oranından memnun olmadıklarını ve hedeflerinin kanunla da belirlenmiş olan yüzde 100 sigortalılık olduğunu yineleyen Demirkan, bu hedefe ulaşılmasının, olası büyük bir depremde yurt dışı finansal piyasalardan Türkiye'ye önemli miktarda kaynak girişi sağlayacağını ve bu sayede daha büyük afetlerin finansal yükünün daha kolay karşılanabileceğini belirtti. Sigortalılık oranlarının bölgeden bölgeye farklılık gösterdiğini, deprem sıklığı yüksek olan bölgelerde oranın daha yüksek, daha sakin bölgelerde ise daha düşük olduğunu gözlemlediklerini ifade eden Demirkan, Konya ve Karadeniz gibi deprem riskinin görece daha az algılandığı bölgelerde sigorta yaptırma eğiliminin düşük olduğuna veya poliçelerin düzenli yenilenmediğine dikkat çekti. Bu bağlamda, DASK'ın kapsamının sel, dolu ve yangın gibi diğer doğal afetleri de içerecek şekilde Zorunlu Afet Sigortası (ZAS) Kanunu ile genişletilmesinin önemine vurgu yaptı. Gelecek 5 yıl için detaylı bir planlama yaptıklarını ve yapay zekayı hem üretim hem de hasar süreçlerine entegre ederek daha hızlı, efektif ve doğru hizmet sunmayı hedeflediklerini sözlerine ekledi.