Türkiye'den Yenilenebilir Enerjide Cumhuriyet Tarihi Rekoru
Mayıs ayında Türkiye'nin elektrik üretiminde yenilenebilir enerji kaynaklarının payı rekor bir seviyeye ulaşarak dikkatleri üzerine çekti. Enerji Piyasaları İşletme Anonim Şirketi (EPİAŞ) tarafından açıklanan verilere göre, bu dönemde yenilenebilir kaynaklar, toplam elektrik ihtiyacının yüzde 72,3'ünü karşıladı. Bu oran, son 26 yılın en yüksek seviyesi olarak kayıtlara geçti. Bu tarihi başarı, Türkiye'nin enerji portföyünün temiz ve sürdürülebilir kaynaklara doğru kaydığının önemli bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Aynı dönemde fosil yakıtların, özellikle de kömürün elektrik üretimindeki payında ise belirgin bir düşüş yaşandı. Kömür santrallerinin üretimdeki payı mayıs ayında yüzde 17'ye gerileyerek son 22 yılın en düşük seviyesine indi. Bu durum, hem yenilenebilir enerjinin yükselişini hem de kömür gibi geleneksel enerji kaynaklarına olan bağımlılığın azaldığını ortaya koyuyor. Veriler ayrıca, sadece aylık bazda değil, saatlik bazda da yenilenebilir enerji üretiminde rekorlar kırıldığını gösteriyor. 24 Mayıs tarihinde saat 13.00 itibarıyla yenilenebilir enerji kaynaklarının anlık elektrik üretimindeki payı yüzde 84 gibi dikkat çekici bir orana ulaşarak son 12 yılın en yüksek saatlik seviyesine ulaştı. Bu rekor, daha önce Nisan 2024'te kaydedilen yüzde 83'lük oranı geride bıraktı.
Mayıs ayında güneş ve rüzgar enerjisi santralleri, toplam elektrik üretiminin yaklaşık olarak yüzde 23'lük gibi önemli bir kısmını tek başına karşıladı. Bu, söz konusu iki yenilenebilir enerji kaynağının, elektrik üretiminde kömür santrallerini üst üste ikinci ayda da geride bırakması anlamına geliyor. Bu başarılı performansın arkasındaki en önemli itici güçlerden biri ise hidroelektrik santralleri oldu. Ülke genelinde mevsim normallerinin üzerinde seyreden yağışlar, hidroelektrik santrallerinin üretimini geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 58 gibi etkileyici bir oranda artırdı. Bu artış, suyun temiz enerji üretimindeki potansiyelini bir kez daha gözler önüne serdi.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın yılın ilk beş ayına (1 Ocak-31 Mayıs) ilişkin verileri de bu olumlu tabloyu destekler nitelikte. Bu dönemde hidroelektrik santralleri 46,4 milyar kilovatsaat, rüzgar santralleri 18 milyar kilovatsaat ve güneş santralleri ise 14,2 milyar kilovatsaat elektrik üreterek, yılın ilk beş ayı bazında şimdiye kadarki en yüksek üretim seviyelerine imza attı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar da yaptığı açıklamalarda, mayıs ayında elektrik üretiminde yerli kaynakların payının yüzde 85'e, yenilenebilir enerjinin payının ise yüzde 72,3'e ulaştığını vurguladı. Bakan Bayraktar, bu başarının lokomotifi olarak nitelendirdiği hidroelektrik santrallerinin 11,71 milyar kilovatsaat üretimle yeni bir rekora imza attığını ve toplam elektrik üretiminin yüzde 43,1'inin suyun gücünden karşılandığını belirtti. Bu veriler, Türkiye'nin enerji bağımsızlığı yolunda attığı adımların somut sonuçlarını gözler önüne seriyor.
Ember Türkiye ve Kafkaslar Bölge Lideri Ufuk Alparslan, konuya ilişkin değerlendirmesinde, mayıs ayında kaydedilen rekorların, yenilenebilir enerjinin Türkiye'nin elektrik sistemindeki rolünün giderek daha belirleyici hale geldiğini gösterdiğini ifade etti. Alparslan, elektrik üretiminde yenilenebilir kaynakların payındaki bu artışın, enerji dönüşümü açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Türkiye'nin enerji ithalatının yaklaşık yüzde 16'sının elektrik üretiminden kaynaklandığını belirten Alparslan, enerji dönüşümünün sadece elektrik sektörüyle sınırlı kalmaması gerektiğinin altını çizdi. Bu dönüşümün, Türkiye'nin enerji ithalatının yaklaşık üçte birinden sorumlu olan kara yolu ulaşımı gibi diğer alanları da kapsaması gerektiğini belirtti. Alparslan, yerli elektrikli araçların, toplu taşıma sistemlerinin elektrikle çalışır hale getirilmesinin ve demiryolu yatırımlarının yaygınlaştırılmasının, yenilenebilir enerji yatırımlarıyla birlikte Türkiye'nin enerji alanındaki dışa bağımlılığını azaltarak enerji bağımsızlığı hedeflerine ulaşmasında kritik bir rol oynayacağını sözlerine ekledi. Bu stratejik adımların, ülkenin gelecekteki enerji güvenliği ve ekonomik istikrarı açısından büyük önem taşıdığı kaydedildi.