Türkiye'nin Gizli Hazinesi: Dünyanın En Pahalı Balı Artvin Yaylalarında Üretiliyor
Ekonomi

Türkiye'nin Gizli Hazinesi: Dünyanın En Pahalı Balı Artvin Yaylalarında Üretiliyor

3

İngiliz ekonomi gazetesi Financial Times, Türkiye'nin arıcılıktaki küresel konumunu ve özellikle Doğu Karadeniz'in eşsiz coğrafyasında üretilen, değeri binlerce Avro'yu bulan dünyanın en pahalı ballarını mercek altına aldı. Haberde, Artvin'in zengin biyoçeşitliliğinin ve bölgedeki köklü arıcılık geleneğinin sürdürülebilirliği üzerinde duruldu. Renkli yaban çiçekleriyle bezeli, adeta bir tabloyu andıran yaylalarda kekik, yonca, civanperçemi ve nane gibi bitkilerin baş döndürücü kokusu havaya yayılırken, doğanın sesi arıların vızıltısıyla bütünleşiyor.

Dünyanın ikinci büyük bal üreticisi olan Türkiye'nin, en kaliteli ve en değerli balları üretme potansiyeli, Financial Times tarafından Artvin'in saklı cennetlerinde incelendi. Kafkasya ile Karadeniz'in buluştuğu, biyoçeşitlilik açısından son derece zengin olan bu dik dağlık arazilerde faaliyet gösteren arıcı Mustafa Multan, arıların yoğun çalışmasını esprili bir dille anlatıyor: "Burası onların çalışma ofisi. Kovanın altındaki küçük kapıyı açmak, eve dönüşlerini kolaylaştırıyor." Bu yaklaşım, bölgedeki geleneksel üretim yöntemlerinin modern bir bakış açısıyla nasıl harmanlandığını gözler önüne seriyor.

Türkiye, küresel bal pazarında eşsiz bir yere sahip. Kilosu 10 bin Avro'ya kadar alıcı bulan ve 2021'de Guinness Dünya Rekorları'na giren Centauri balı, deniz seviyesinden 2 bin 500 metre yükseklikteki mağaralarda elde ediliyor. Artvin'in gizemli vadilerinde üretilen ve "Peri Balı" olarak da bilinen bu özel bal, geçen yıl Londra'nın prestijli Harrods mağazasında 200 gramlık özel paketlerde 1.250 sterlin gibi astronomik bir fiyata satışa sunuldu. Bölgenin bir diğer dikkat çekici ürünü ise orman gülü (komar) nektarından elde edilen ve etkisi dozuyla değişen "deli bal". Tarihi kayıtlara göre, MÖ 401'de Yunan komutan Ksenofon, askerlerinin bu balı yedikten sonra yaşadığı kafa karışıklığı ve fizyolojik etkileri kaydetmişti. Üç asır sonra ise Kral Mithridates, Roma ordusunu deli bal dolu peteklerle tuzağa düşürerek halüsinojenik etkiyle komaya giren askerleri gafil avlamıştı. Günümüzde ise İstanbullu şef Zeynep Ekşioğlu ve Mustafa Multan, "Profunda" markasıyla bu eşsiz zenginliği dünyaya tanıtmak için çalışmalarını sürdürüyor. Ekşioğlu, balın laboratuvar analizlerinde antioksidan değerlerinin, Yeni Zelanda'nın meşhur Mānuka balı ile rekabet edebilecek düzeyde olduğunu belirtiyor.

Bal ve arıcılık, Türk kültüründe Osmanlı İmparatorluğu döneminden günümüz folkloruna kadar uzanan derin bir mirasa sahip. Kutsal kitaplarda şifa kaynağı olarak yer alan bal, Osmanlı saraylarında özel bir yere sahipti; bal mumundan yapılan mumlar sadece sultanlara ayrılırken, halk daha mütevazı mumlarla aydınlanıyordu. Günümüzde de şehirlerde yaşayan birçok kişi, yaz tatillerinde köylerinden getirdikleri bal kavanozlarıyla kışa hazırlanıyor. Hatta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da yatmadan önce Rize'den gelen kestane balını bir şifa kaynağı olarak tükettiğini ifade etmesi, bu geleneğin günümüzdeki önemini vurguluyor. Göçebe arıcı Osman Yılmaz'ın yaşamı, Artvin'in zengin florası ve yöreye özgü Kafkas arısının özellikleriyle şekilleniyor. Kafkas arısının 7 milimetreden uzun emici hortumu, diğer arı türlerinin ulaşamadığı derinlerdeki çiçek nektarlarına erişimini sağlıyor. Yılmaz, bu özelliği kullanarak yaz başında vadi bahçelerinden başlayıp çiçekleri takip ederek kovanlarını daha yüksek rakımlara taşıdığını anlatıyor.

Ancak, siyasi söylemlerde ve sofralarımızdaki yerini alan bu kırsal güzellik, ciddi tehditlerle karşı karşıya. On yıllardır süregelen iç göç hareketleri, şehirlerin büyümesine yol açarken kırsal bölgeleri genç nüfustan mahrum bırakıyor. TEMA Vakfı'nın 2021 tarihli bir araştırmasına göre, Artvin'deki tarım arazilerinin yaklaşık yarısı maden ruhsat alanlarına tahsis edilmiş durumda. Savaş köyünün Muhtarı Osman Kaya ve köy sakinleri, yetersiz altyapı, kapanan okullar ve genç nüfusun göçü nedeniyle üretimde aksamalar yaşandığından yakınıyor. İstanbul'daki Ticaret Odası'ndaki kariyerini bırakıp köyüne dönen Mustafa Multan ise bu sorunlara çözüm olarak katma değerli üretimi işaret ediyor. Multan, "Amacımız, kaliteli bal üreterek bunu doğru ambalajlarla yüksek fiyata satmak ve böylece gençlere köylerinde kalmaları için bir sebep sunmak. Arıcılıktan yeterli geliri elde edebilseler cennette yaşayacaklar; ancak İstanbul'da asgari ücretle cehennem gibi bir hayat sürüyorlar" diyerek mevcut durumu özetliyor. Gezici arıcılar tarafından kır çiçeği balının kilosunun yaklaşık 45 dolara satıldığı düşünüldüğünde, Centauri veya Peri balı gibi özel ürünlerin bunun onlarca katı fiyata alıcı bulması dikkat çekiyor. Artvin'in batısındaki yüksek platolarda üretilen Anzer balının kilosu ise 200 doların üzerinde bir fiyatla piyasaya sürülüyor.

Financial Times'ın analizinde, "en iyi balı" tanımlamanın, şarap veya puro gibi tamamen öznel bir konu olduğu vurgulanıyor. Bu yıl bölgede yaşanan sert kış koşulları nedeniyle Artvin'de bal hasadı beklenenden geç başladı. Hasat zamanı geldiğinde, dişi işçi arılar tembel erkek arıları kovandan uzaklaştıracak ve kışlık stoklarını balmumuyla dikkatlice mühürleyecek. Geçtiğimiz yılın rekoltesinden yapılan tadım değerlendirmelerinde ise birbirinden farklı aromatik profiller öne çıkıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın favorisi olan kestane balı, damakta hafif bir burukluk ve keskin bir tat bırakıyor. Ayıların gözdesi olarak bilinen koyu kahverengi Anzer balı ise yoğun çiçeksi aromasıyla kendine has bir karakter sergiliyor. Kehribar rengindeki Profunda balı ise hassas, tatlı ve damakta adeta bir "güneş patlaması" hissi uyandıran bir yapı sunuyor. Halüsinojenik etkileriyle bilinen deli balın tadını hatırlamak ise oldukça zorlayıcı bir deneyim olarak nitelendiriliyor.

Paylaş

İlgili Haberler