Yastık Altındaki Varlıklar Sisteme Girerse Risk Primi Düşer
Ekonomi

Yastık Altındaki Varlıklar Sisteme Girerse Risk Primi Düşer

1

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye ekonomisinin mevcut durumu ve potansiyeli hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Yılmaz, 7 Ağustos itibarıyla Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın rezerv miktarının 178,4 milyar dolara ulaştığını duyurdu. Ancak bu rakamın, vatandaşların tasarruflarının tamamını yansıtmadığına dikkat çekerek, halkın elinde tuttuğu döviz ve altınların toplam değerinin Merkez Bankası rezervlerinden daha fazla olabileceği öngörüsünde bulundu.

Eskişehir'de gazetecilere değerlendirmelerde bulunan Yılmaz, bu büyük potansiyelin ekonomiye entegre edilmesi durumunda Türkiye'nin uluslararası finans piyasalarındaki risk priminin önemli ölçüde düşeceğini vurguladı. "Keşke bunlar daha fazla sisteme girse," diyen Yılmaz, bu varlıkların bankacılık ve finans sistemine dahil edilmesiyle hem bireysel tasarrufların güvence altına alınacağını hem de ülke ekonomisinin daha güçlü bir yapıya kavuşacağını ifade etti. Yılmaz, bu durumun küresel yatırımcılar nezdinde de Türkiye'ye yönelik algıyı olumlu yönde değiştireceğini kaydetti.

Yılmaz, küresel ekonomik büyüme rakamlarına da değinerek, son altı yıllık süreçte dünya ekonomisinin toplamda yüzde 19'luk bir büyüme sergilediğini belirtti. Türkiye ekonomisinin ise aynı dönemde yüzde 35'lik bir büyüme performansı göstererek küresel ortalamanın üzerinde bir başarı yakaladığını söyledi. Bu başarının arkasında, özellikle 2020 yılındaki pandemi sürecinde uygulanan akılcı ve proaktif ekonomi politikalarının yattığını savundu. Bu politikalar sayesinde, dünya ekonomisi 100 birimden 119 birime çıkarken, Türkiye ekonomisinin 100 birimden 135 birime yükseldiğini rakamlarla ortaya koydu.

Ekonominin diğer önemli göstergelerine de değinen Cumhurbaşkanı Yardımcısı, Türkiye'nin cari işlemler açığının geçen yıl yüzde 2'nin altında, yüzde 1,9 seviyesinde gerçekleştiğini hatırlattı. Enerji fiyatlarındaki dalgalanmaların ve küresel gelişmelerin cari açık üzerindeki etkisinin bir miktar artışa neden olabileceğini ancak yine de yönetilebilir sınırlarda kalacağını öngördü. Büyüme rakamlarına bakıldığında, geçen yıl yüzde 3,6'lık bir büyüme kaydedildiği, bu büyümenin tarım sektöründeki zorluklara rağmen hizmet ve sanayi sektörlerindeki güçlü performans sayesinde gerçekleştiği bilgisini paylaştı. Ayrıca, Haziran ayı işsizlik oranının yüzde 7,6'ya gerileyerek 2005 yılından bu yana kaydedilen en düşük seviyeye ulaştığını belirten Yılmaz, genç ve kadın istihdamını artırmaya yönelik politikaların kararlılıkla sürdürüleceğini ekledi.

Kahramanmaraş merkezli yıkıcı depremlerin ekonomik etkilerine de değinen Yılmaz, afet sonrası süreçte 11 ilde 450 binden fazla konutun hızla inşa edildiğini ve bölgedeki altyapı çalışmalarının (yol, hastane, okul vb.) büyük ölçüde tamamlandığını aktardı. Deprem bölgesindeki yeniden yapılanma ve altyapı projelerinin bu yıl sonuna kadar toplamda yaklaşık 105 milyar dolarlık bir maliyete ulaşacağını öngördü. Yılmaz, bu devasa maliyetin, bütçe disiplininden taviz verilmeksizin başarıyla yönetildiğini vurgulayarak, Türkiye'nin ekonomik dayanıklılığını bir kez daha gözler önüne serdi.

Paylaş

İlgili Haberler