Yellowstone Göllerinde 150 Yıllık Gizemli Sesler Çözülemedi
Dünya

Yellowstone Göllerinde 150 Yıllık Gizemli Sesler Çözülemedi

2

Amerika Birleşik Devletleri'nin Wyoming eyaletinde yer alan Yellowstone Milli Parkı, eşsiz doğal güzellikleriyle ziyaretçilerini büyülemeye devam ederken, aynı zamanda çözülemeyen bir gizemi de barındırıyor. Parkın farklı bölgelerindeki göllerin üzerinden, özellikle günün erken saatlerinde duyulduğu ifade edilen ve yaklaşık bir buçuk asırdır süregelen esrarengiz sesler, bilim insanları ve park ziyaretçileri için büyük bir merak konusu olmaya devam ediyor. Bu seslerin neye benzediği konusunda farklı tanımlamalar yapılıyor; kimileri tiz bir vızıltıya, kimileri zil seslerine, kimileri ise uzaklardan gelen melodik bir müziğe benzettiğini belirtiyor. Ancak tüm araştırmalara ve gözlemlere rağmen, bu seslerin kökeni hakkında kesin bir sonuca ulaşılamamış olması, olayın gizemini artırıyor.

Yellowstone ve Shoshone göllerinin çevresinde daha yoğun olarak hissedildiği rapor edilen bu olağanüstü seslere dair yazılı kayıtlar, 19. yüzyılın sonlarına kadar uzanıyor. Dönemin önemli mühendislerinden Hiram Chittenden, 1895 yılında kaleme aldığı ve Yellowstone hakkındaki bilgilerini derlediği eserinde, özellikle sabah vakitlerinde duyulan ve adeta telgraf tellerinin tınlamasını ya da bir arı sürüsünün uğultusunu andıran seslerden bahsediyor. Chittenden'in notları, bu gizemli seslerin sadece son yıllara ait bir olgu olmadığını, kökenlerinin çok daha eskilere dayandığını ortaya koyuyor. Hatta Chittenden'in gözlemlerinden de öncesine, 1871 yılına ait kayıtlar bulunuyor. Jeolog Frank Bradley, o dönemde gerçekleştirdiği keşif gezisi sırasında, ıslık sesi ile bir at kişnemesi arasında gidip gelen, giderek güçlenen bir sese tanıklık ettiğini aktarmıştır.

Yıllar içinde farklı bilim insanları ve gözlemciler tarafından yapılan incelemelerde, bu sesler çeşitli şekillerde tanımlanmıştır. Kimi gözlemciler sesleri bir çan sesiyle, kimileri bir müzik ezgisiyle, kimileri ise derin bir uğultu veya titreşim olarak tarif etmiştir. Örneğin, bilim insanı Samuel Forbes, 1893 yılında duyduğu sesi, bir arpın tellerinden çıkan tınıya benzetmiştir. Forbes, sesin başlangıçta oldukça uzaktan ve belli belirsiz duyulduğunu, ancak zamanla şiddetlendiğini ve ardından tekrar kaybolduğunu detaylandırmıştır. Bu çeşitli tarifler, sesin niteliğinin zaman ve mekâna göre değişiklik gösterebileceği ihtimalini akıllara getiriyor. Bu durum, seslerin kaynağının tek bir olguya indirgenemeyeceği fikrini destekliyor.

Bu uzun süredir devam eden gizemle ilgili olarak bilim dünyası tarafından çeşitli teoriler öne sürülmüştür. Bu teorilerden biri, seslerin bölgedeki jeolojik hareketlilikten, yani sismik aktiviteden kaynaklanabileceği yönündeydi. Bir diğer görüş ise atmosferik koşulların bu seslerde rol oynadığına işaret ediyordu. Yellowstone parkının eski korucularından ve doğa bilimcilerinden Neil Miner, 1937 yılında yaptığı bir değerlendirmede, dağ yamaçlarından aşağı doğru esen kuvvetli hava akımlarının ve girdapların bu sesleri oluşturabileceği hipotezini dile getirmiştir. Ancak bugüne kadar sunulan hiçbir teori, bu esrarengiz seslerin kaynağını kesin olarak kanıtlayabilmiş değildir. Yellowstone'un eşsiz jeotermal yapısı, gayzerleri ve sıcak su kaynaklarıyla dolu olması, altında yatan devasa volkanik sistemle birleşince, parkın gizemini daha da derinleştirmektedir. Bu durum, neredeyse 150 yılı aşkın bir süredir devam eden ses gizemine henüz net bir açıklama getirilememesinin nedenlerinden biri olarak görülüyor.

Paylaş

İlgili Haberler