Yemen'de Husilerin İlerleyişi Suudi Arabistan'ı Derinden Sarsıyor
Yemen'de uzun süredir devam eden çatışmalar, İran destekli Husilerin stratejik Mokha Limanı'nı ele geçirerek Babülmendep Boğazı'na doğru ilerlemesiyle yeni bir boyut kazandı. Bu gelişme, hükümet yanlısı güçlerin geri çekilmek zorunda kalmasına yol açarken, bölgedeki insani krizi daha da derinleştirdi ve Suudi Arabistan'ı en büyük zorluklarla karşı karşıya bıraktı. Husilerin füze ve insansız hava araçlarıyla gerçekleştirdiği yoğun saldırılar, hükümet güçlerinin gece saatlerinde güneye doğru çekilmesine neden oldu. Stratejik öneme sahip Mokha Limanı'nın kontrolünü ele geçiren Husiler, küresel deniz ticaretinin can damarı olan Babülmendep Boğazı üzerindeki hakimiyetlerini artırma yolunda önemli bir adım attı.
Çatışmaların ardından, Ulusal Direniş Güçleri bünyesindeki bazı savaşçıların direnişi bıraktığı, silahlarını sattığı veya gömdüğü ve yerinden edilmiş sivil halkın arasına karışarak Aden ve Taiz gibi daha güvenli olduğu düşünülen güney vilayetlerine sığındığı bilgileri geldi. Geri çekilen milislerden Hassan, liderliklerinin kendilerini savaş alanında bırakarak kaçtığını fark ettiklerinde Aden'e doğru kaçmak zorunda kaldıklarını ifade etti. Bir diğer milis Rami ise, cephe hattında mücadele ederken komutanlarının kaçtığını geç fark ettiklerini ve arkalarında destek bulamadıklarını belirterek, durumun vahametini gözler önüne serdi.
Analistler, anti-Husi ittifakının, özellikle Birleşik Arap Emirlikleri'nin askerlerini bölgeden çekmesi ve Güney Geçiş Konseyi'nin dağılmasıyla birlikte önemli ölçüde zayıfladığını belirtiyor. Chatham House uzmanı Farea al-Muslimi, ittifak içindeki koordinasyon eksikliğine, karşı tarafı küçümseme eğilimine, istihbarat yetersizliğine ve zayıf iletişim sistemlerine dikkat çekiyor. Muslimi, mevcut hükümet güçlerinin sahip olduğu silah ve kapasitenin, Husilerin yedi ila dokuz yıl önceki imkanlarıyla benzerlik gösterdiğini vurgularken, Husilerin operasyonlarını İran'dan sağladıkları akaryakıt ithalatı, gümrük vergileri, telekomünikasyon gelirleri ve yasa dışı uyuşturucu kaçakçılığı ağları üzerinden finanse ettiğini öne sürüyor. Bu durum, Husilerin bölgedeki ilerleyişini sürdürme kapasitesini güçlendiriyor.
Husilerin artan askeri gücü ve stratejik kazanımları, Yemen'den çekilme niyetinde olan Suudi Arabistan'ı son yılların en ciddi güvenlik ve siyasi kriziyle baş başa bıraktı. Bölgedeki gelişmeler, küresel ham petrol fiyatlarını Mayıs ortasından bu yana en yüksek seviyelere taşıdı. Suudi Arabistan ordusu, son bir hafta içinde Husi mevzilerine karşı 300'den fazla hava saldırısı düzenlemesine rağmen, Husilerin ilerleyişini durdurmakta zorlanıyor. Husiler, Temmuz ayında Suudi Arabistan limanlarına abluka ilan ederek ateşkesi bozmuş ve Suudi yönetimine liman ve havalimanı trafiğine izin verilmesi, memur maaşlarının ödenmesi ve petrol gelirlerinden pay aktarılması gibi taleplerde bulunarak baskı kurmuştu. Crisis Group Yemen analisti Ahmed Nagi, Suudi Arabistan'ın önünde sınırlı seçenek olduğunu ve siyasi bir çözüm arayışının bile maliyetli olacağını, zira müzakerelere daha zayıf bir konumdan başlanacağını belirtiyor. Nagi'ye göre Husiler, ele geçirdikleri bölgeler sayesinde taleplerini artıracak ve bu durum Suudi Arabistan ile yapılacak herhangi bir siyasi anlaşmaya yansıyacaktır.
Çatışmaların yeniden şiddetlenmesi, Yemen'de zaten derinleşmiş olan insani krizi daha da ağırlaştırdı. Birleşmiş Milletler verilerine göre, sadece bu ayın başından bu yana en az 125 bin kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı. Yaklaşık 42 milyon nüfusa sahip Yemen'de, halihazırda 5 milyona yakın insan yerinden edilmiş durumda ve ülke nüfusunun neredeyse yarısı şiddetli gıda güvensizliği ile mücadele ediyor. Ailesiyle birlikte çatışmalardan kaçmak zorunda kalan Khawla Hael isimli bir kadın, yeterli gıda ve suya erişimleri olmamasına rağmen daha önce güvende olduklarını, ancak son çatışmaların her şeylerini geride bırakarak kaçmalarına neden olduğunu anlattı. Hael, yardım kuruluşlarının yetersizliği durumunda açlıktan ölebileceklerini belirterek, durumun vahametini dile getirdi. Bölgedeki çatışmaların kıyı şeridi boyunca ve Taiz şehrinin güney ile batısında, ağırlıklı olarak İslah hareketine bağlı hükümet yanlısı güçlerin direnişiyle devam ettiği bildiriliyor.