Yüksek Faiz Politikasının Ardından Türk Lirası Güvenli Liman Oldu
Küresel ve yurt içi piyasalarda yaşanan dalgalanmalar, yatırımcıların portföylerini yeniden gözden geçirmesine neden oldu. Yüksek enflasyonist ortamda borsa, emtia ve gayrimenkul gibi geleneksel yatırım araçlarının reel getirilerinde yaşanan düşüşler, tasarruf sahiplerini alternatif arayışına itti. Bu süreçte, uygulanan sıkı para politikası ve bunun sonucunda ortaya çıkan yüksek faiz oranları, Türk Lirası'nı cazip bir sığınak haline getirdi. Özellikle yerleşik yatırımcıların dövizdeki pozisyonlarını azaltarak Türk Lirası mevduatlarına yönelmesi, bu trendin en belirgin göstergesi olarak öne çıktı.
Yılın ilk yarısında kaydedilen yüksek enflasyon rakamlarına karşın, Türk Lirası mevduatları, faiz getirileri sayesinde yatırımcısına pozitif reel getiri sağlayan nadir araçlardan biri oldu. Diğer yandan, Borsa İstanbul'da mayıs ayında ulaşılan zirve seviyelerinden bir miktar uzaklaşma gözlemlenirken, altın ve gümüş gibi değerli metallerde de küresel piyasalardaki dalgalanmalar nedeniyle değer kayıpları yaşandı. Dolar ve Euro bazında bir sepet oluşturulduğunda dahi elde edilen kazancın sınırlı kaldığı bir ortamda, Türk Lirası'nın sunduğu yüksek faiz, yatırımcılar için önemli bir cazibe merkezi oluşturdu. Bu durum, toplam mevduat içinde Türk Lirası'nın payının son on bir yılın en yüksek seviyesine ulaşmasına zemin hazırladı.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre, toplam mevduat hacminde Türk Lirası'nın payı yüzde 62'ye yükseldi. Bu artış, yurt içi yerleşiklerin döviz hesaplarında bir miktar gerilemeye de işaret ediyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) verileri, daha önce yaklaşık 238 milyar dolar seviyesinde bulunan yurt içi yerleşiklerin döviz mevduatının, elde edilen getirinin düşüklüğü nedeniyle 216 milyar dolara kadar gerilediğini gösteriyor. Bu değişim, yatırımcıların risk algılarında ve getiri beklentilerinde meydana gelen dönüşümün somut bir yansıması olarak kabul ediliyor.
Borsa İstanbul'daki mevcut zayıf görünümün ardında birden fazla faktör bulunuyor. Uluslararası derecelendirme kuruluşlarından gelen uyarılar, sermaye girişlerindeki yetersizlik, küresel jeopolitik gerilimlerin yeniden tırmanması (özellikle ABD-İran ilişkileri), Merkez Bankası'nın faiz indirim beklentilerinin ertelenmesi, şirketlerin ikinci çeyrek bilançolarına dair beklentilerin zayıf kalması ve bankacılık sektörüne yönelik hedef fiyatların aşağı yönlü revize edilmesi gibi etkenler, endeksi baskı altında tutuyor. Teknik olarak bakıldığında, 13 bin 900, 13 bin 700 ve 13 bin 400 puanlar önemli destek seviyeleri olarak görülürken, olası bir yükseliş hareketinde 14 bin 250, 14 bin 450 ve 14 bin 650 puanlar direnç noktaları olarak takip edilecek.
Yabancı yatırımcıların ilgisi ise dikkat çekici bir şekilde tahvil piyasasına yönelmiş durumda. TCMB'nin son verilerine göre, yabancı yatırımcılar hisse senedi alımlarının yanı sıra tahvil piyasasında da önemli miktarda alım gerçekleştiriyor. Türkiye'nin sunduğu yüksek faiz oranları, 'carry trade' stratejileri için uygun bir zemin oluştururken, döviz kurunun görece istikrarlı seyretmesi de bu ilgiyi artırıyor. Bu durum, son haftalarda yabancıların Türk tahvillerine olan talebinin kesintisiz devam etmesine neden oluyor. Aynı dönemde TCMB'nin brüt rezervlerinde artış gözlemlenirken, yerli yatırımcıların mevduatlarında ise bir miktar azalış kaydedildiği görülüyor.
Küresel piyasalarda ABD ile İran arasındaki gerilimin yeniden alevlenmesi, enerji piyasalarında önemli dalgalanmalara yol açtı. Brent petrol fiyatları, Hürmüz Boğazı'ndaki olası yaptırımlar ve lojistik zorluklar nedeniyle varil başına 86 dolar seviyesinin üzerine çıktı. Dolar endeksi küresel ölçekte güçlü seyrini korurken, tahvil faizlerindeki gevşemeye rağmen altın ve gümüş gibi emtialarda fiyat düşüşleri yaşandı. Ons altın, kritik destek seviyelerini test ederken, uluslararası borsalarda, özellikle Asya piyasalarında, teknoloji ve yapay zeka odaklı hisselerde kar satışları endeksleri aşağı çekti. Çin'in beklentilerin altında kalan ekonomik büyüme verisi de petrol talebine ilişkin endişeleri artırarak emtia fiyatları üzerindeki yükseliş baskısını sınırladı.
Önümüzdeki dönemde piyasaların odağında yer alacak önemli gelişmeler bulunuyor. Merkez Bankası'nın faiz kararları, uluslararası derecelendirme kuruluşu Moody's'in Türkiye'ye yönelik değerlendirmesi ve küresel jeopolitik gelişmeler, piyasaların yönünü belirlemede kritik rol oynayacak. Özellikle ABD-İran arasındaki tansiyonun seyri ve Türkiye-ABD ilişkilerindeki S-400 füze savunma sistemi konusundaki gelişmeler, yatırımcıların risk iştahını ve piyasa beklentilerini doğrudan etkileyecektir.