18 Balıkla Başlayan Felaket: Japonya'da 25 Milyon İstilacı Ordusu Ekolojik Yıkıma Yol Açtı
Japonya'nın inci tanesi olarak bilinen Biwa Gölü, geçmişte masum bir jestle başlayan ancak kısa sürede ülkenin en büyük ekolojik felaketlerinden birine dönüşen bir istila dalgasıyla adeta kuşatma altına alındı. Olayın kökeni, 1960 yılında Amerika Birleşik Devletleri'ne yaptığı bir ziyarette dönemin Japonya Veliaht Prensi Akihito'ya hediye edilen sadece 18 adet 'bluegill' türü balığa dayanıyor. Deniz biyolojisine duyduğu derin ilgiyle tanınan Prens Akihito, bu yeni türü Japonya'da potansiyel bir besin kaynağı olarak değerlendirmeyi amaçlıyordu. Ancak ne yazık ki, Pasifik Okyanusu'nu aşarak Japonya'ya ulaşan bu küçük balık sürüsü, beklenmedik bir felaketin fitilini ateşleyecekti.
Tarımsal denemeler için oluşturulan özel yetiştirme alanlarından, talihsiz bir kaza sonucu Biwa Gölü'nün bereketli sularına karışan 15 balık, Japonya'nın en geniş ve en önemli tatlı su kaynağının ekolojik dengesini altüst etmeye başladı. Hızla adapte olan ve doğal bir avcı olan bluegill türü, Biwa Gölü'nün zengin biyoçeşitliliğini hedef aldı. Göldeki yerel balık türlerinin yumurtalarını ve henüz gelişimini tamamlamamış yavrularını amansızca avlayan bu istilacı popülasyon, kısa sürede kontrol edilemez bir boyut kazandı. Nigoro-buna ve honmoroko gibi nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan yerli türler, bu yeni tehdit karşısında çaresiz kaldı ve popülasyonları dramatik bir şekilde azaldı.
Felaketin boyutları, yıllar içinde katlanarak arttı. 2007 yılına gelindiğinde, Biwa Gölü'ndeki istilacı bluegill balıklarının sayısı akıl almaz bir rakama ulaşmıştı: Tam 25 milyon birey! Bu devasa balık sürüsünün toplam ağırlığı ise tam 1.689 ton olarak ölçüldü. Bu ekolojik yıkım, Japonya İmparatorluk Ailesi'ni dahi derinden etkiledi. O dönemde tahtta bulunan İmparator Akihito, bu talihsiz olayın yol açtığı yıkıcı sonuçlardan duyduğu derin pişmanlığı kamuoyu önünde açıkça dile getirdi. Böyle bir ekolojik felakete neden olacağını asla öngöremediğini belirten İmparator, halkından özür diledi. Bu olay, kontrolsüz türlerin doğaya salınmasının ne denli büyük ve geri dönülmez sonuçlar doğurabileceğinin acı bir kanıtı olarak tarihe geçti.
Japon yetkililer, bu devasa ekolojik tehditle mücadele etmek için 1985 yılından itibaren kapsamlı ve sert önlemler almaya başladı. Şiga eyaleti ve ulusal düzeydeki yetkililer, istilacı türlerin popülasyonunu kontrol altına almak amacıyla sıkılaştırılmış avlanma yasaları çıkardı ve sürekli avlanma seferberlikleri düzenledi. Avlanan balıkların göle geri bırakılmasını kesinlikle yasaklayan katı kurallar yürürlüğe konuldu. Onlarca yıl süren azimli ve kararlı mücadelenin ardından, nihayet umut verici bir gelişme yaşandı. 2007'de 1.689 tonu bulan istilacı balıkların toplam ağırlığı, yürütülen yoğun temizlik operasyonları sayesinde etkileyici bir şekilde 83 tona indirildi ve popülasyon kontrol altına alındı. Sadece 18 balıkla başlayan bu destansı mücadele, doğanın kırılgan dengesini korumanın ve istilacı türlere karşı verilen mücadelenin önemini tüm dünyaya bir kez daha hatırlattı.