2026'nın Parlayan Yıldızı Beklenen Bakır, Faiz Endişeleriyle Değer Kaybetti
Ekonomi

2026'nın Parlayan Yıldızı Beklenen Bakır, Faiz Endişeleriyle Değer Kaybetti

4

2026 yılına kadar endüstriyel metaller arasında en parlak geleceğe sahip olması beklenen bakır, küresel ekonomideki belirsizlikler nedeniyle beklenenin aksine değer kaybetti. Londra Metal Borsası (LME) ve Şanghay Vadeli İşlemler Borsası'nda (SHFE) işlem gören temel sanayi metalleri, makroekonomik kaygılar ve uluslararası alandaki gerilimlerin gölgesinde haftayı düşüş trendiyle tamamladı. ABD Merkez Bankası'nın (Fed) para politikasına yönelik sert duruşu ve enflasyondaki inatçı seyir, bu yıl içinde ek faiz artırımları ihtimalini güçlendirdi. Bu durum, ekonomik büyüme hassasiyeti yüksek olan metaller üzerinde ciddi bir baskı oluştururken, piyasalarda risk algısının yeniden şekillenmesine neden oldu. Özellikle ABD ile İran arasındaki diplomatik temasların sona ermesi, yatırımcıların risk iştahını tekrar gözden geçirmesine yol açtı.

Fed'in faiz artırımlarının küresel dolar likiditesini önemli ölçüde daraltacağı ve borçlanma maliyetlerini yükselteceği endişesi, ekonomik faaliyetlerde yavaşlama beklentilerini artırıyor. Bu yavaşlama beklentisi de doğal olarak bakır gibi sanayinin temel taşı olan metallere olan talebi aşağı çekiyor. Bu olumsuz gelişmelerin etkisiyle, LME'de işlem gören üç aylık vadeli bakır kontratları, metrik ton başına 13 bin 580 dolara gerileyerek yüzde 0,51'lik bir değer kaybı yaşadı. Benzer şekilde, SHFE'de en yoğun işlem gören bakır vadeli işlemleri de ton başına 104 bin 60 yuan seviyesine inerek yüzde 0,61 oranında düşüş gösterdi. Bu rakamlar, uluslararası piyasalarda yaklaşık 15 bin 353 dolara denk geliyor.

Fiyatlardaki bu gerilemeye rağmen, bakır piyasasında arz tarafındaki hareketlilik devam ediyor. Çin Ulusal İstatistik Bürosu tarafından açıklanan verilere göre, ülkenin rafine bakır üretimi geçen yıla kıyasla yüzde 2,2'lik bir artışla 1 milyon 260 bin tonluk dikkat çekici bir seviyeye ulaştı. Bu durumun temel nedenlerinden biri olarak, yüksek seyreden sülfürik asit yan ürün fiyatlarının izabe tesislerinin karlılığını desteklemesi ve bu sayede daha yüksek üretim oranlarının teşvik edilmesi gösteriliyor. ING'nin analizlerine göre, bu durum üretim tesislerinin daha verimli çalışmasına olanak tanıyor.

Alüminyum piyasasında da benzer bir değer kaybı gözlemlendi. LME'de alüminyum fiyatları yüzde 1,38, SHFE'de ise yüzde 0,94 oranında düşüş kaydetti. Yatırımcılar, Hürmüz Boğazı'ndaki olası sevkiyat aksamalarından kaynaklanabilecek arz daralmaları ile Çin'in artan üretim kapasitesi arasındaki hassas dengeyi yakından takip ediyor. ABD'nin İran'a yönelik politikaları, bölgedeki üretimi savaş öncesi seviyelerin oldukça altında tutmaya devam etse de, Uluslararası Alüminyum Enstitüsü (IAI) verileri küresel birincil alüminyum üretiminin mayıs ayında yıllık bazda yüzde 3,5 artışla 6 milyon 200 bin tona yükseldiğini ortaya koydu. Çin'in, ham alüminyuma göre vergi avantajı bulunan bükülü tel ihracatının nisan ayına göre üç katından fazla artarak 50 bin 224 tona ulaşması da dikkat çekici bir gelişme. Bu güçlü arz artışlarına ve ihracat dinamiklerine rağmen, analistler alüminyum piyasasının bu yıl genelinde hafif bir arz fazlası ile karşı karşıya kalabileceğini öngörüyor.

Paylaş

İlgili Haberler