3 Çocuğunu Öldüren Annenin Akıl Sağlığı Şüpheli: 'Sesler' İddiası Sorgulandı
Dünya

3 Çocuğunu Öldüren Annenin Akıl Sağlığı Şüpheli: 'Sesler' İddiası Sorgulandı

3

Massachusetts eyaletinde üç evladını hayattan koparan bir annenin akıl sağlığı durumu, mahkemede alınan ifadelerle yeniden mercek altına alındı. Lindsay Clancy adlı kadın, 24 Ocak 2023 tarihinde 5 yaşındaki kızı Cora, 3 yaşındaki oğlu Dawson ve henüz 8 aylık olan bebeği Callan'ı boğarak öldürmekle suçlanıyor. Olayın ardından acil müdahale ekiplerinin olay yerine intikal ettiğinde, çocukların boyunlarında elastik egzersiz bantlarıyla karşılaştığı ve ilk yardım görevlilerinin hayati mücadele verdiği belirtildi. Kurtarma ekiplerinin, çocukların nefes alabilmesi için bantları çıkarmaya çalıştığı ve bu anların dehşet vericiliği savcılık belgelerinde detaylı bir şekilde yer aldı.

Sanık Clancy'nin cinayetler sonrası sunduğu savunma ise dikkatleri üzerine çekti. Kadın, çocuklarını öldürdüğü esnada kendisine hem onları hem de kendisini öldürmesi yönünde talimat veren bir erkek sesi duyduğunu iddia etti. Bu sıra dışı iddia, mahkeme salonunda yoğun bir tartışmaya yol açtı. Ancak davada tanıklık yapan psikolog Kirk Heilbrun, Clancy'nin bu beyanını sorgulayan bir rapor sundu. Heilbrun, Nisan ayında Clancy ile üç gün süren bir görüşme gerçekleştirdiğini ve sanığın yalnızca cinayet anında duyduğunu iddia ettiği bu sesi, olayın öncesinde veya sonrasında herhangi bir zaman diliminde yaşamadığını tespit ettiğini belirtti. Uzman, böyle bir durumun yalnızca bir eylem anına denk gelmesinin oldukça olağan dışı olduğunu vurguladı.

Psikolog Heilbrun, Clancy'nin tarif ettiği işitsel yanılsama benzeri deneyimin, aslında sanığın uzun süredir zihninde yer eden, kontrol edemediği ve rahatsızlık veren düşüncelerle daha uyumlu olabileceği yönünde bir görüş bildirdi. Uzmanın raporunda ayrıca, Clancy'nin olayın ardından yaptığı açıklamaların zaman içinde tutarlılık göstermediği ve çelişkiler barındırdığına da dikkat çekildi. Heilbrun, bu durumun ışığında, Clancy'nin eyleminin arkasında yatan asıl motivasyonun, 'özgeci evlat cinayeti' olabileceği tezini ortaya attı. Bu teoriye göre, Clancy'nin intihar etme kararı aldığı bir noktada, çocuklarının kendisinden ayrı kalıp ölümünden sonra acı çekmesini istemediği için onları da yanına almaya karar vermiş olabileceği değerlendiriliyor.

Savunma makamı, Clancy'nin doğum sonrası yaşadığı ciddi ruhsal rahatsızlığın tetiklediği psikotik bir nöbet sırasında hareket ettiğini ve bu nedenle cezai ehliyetinin bulunmadığını savunuyor. Geçtiğimiz hafta dinlenen bir başka ruh sağlığı uzmanı da Clancy'nin eylemleri sırasında ne yaptığının yanlışlığını tam olarak kavrayamadığı yönünde bir ifade kullanmıştı. Buna karşılık savcılık makamı, Clancy'nin çocuklarını öldürürken oldukça bilinçli, mantıklı ve seri hareket ettiğini, doğru ile yanlışı ayırt etme yeteneğinin mevcut olduğunu savunuyor. Savcılar, ruh sağlığı sorunlarının varlığına işaret edilse de, cinayet anında Clancy'nin tam bir iradeyle hareket ettiğini iddia ediyor. Bu karşılıklı iddialar sürerken, mahkeme salonunda beklenmedik bir gelişme yaşandı. Heilbrun'un Clancy'nin Katolik inancından bahsetmesi üzerine, savunma tarafı savcılığın dini inancı davaya dahil ederek usulsüzlük yaptığını ileri sürerek yargılamanın iptalini talep etti. Yargıç Diane Sullivan, bu talebi reddetmekle birlikte, jüriye Clancy'nin dini inancını karar verirken dikkate almama yönünde bir talimat verdi. Savcılık tanıklarının ifadelerinin ardından kapanış müzakereleriyle devam edecek olan davanın, lohusa psikozu olarak tanımlanan, doğum sonrası görülen ciddi bir psikiyatrik hastalıkla yakından ilişkili olduğu belirtiliyor. Bu durum, halüsinasyonlar, gerçeklik algısında bozulma ve intihar düşünceleri gibi belirtilerle kendini gösterebilen nadir görülen bir rahatsızlıktır.

Paylaş

İlgili Haberler