ABD'den İran'a 'Ekonomik Taarruz': Türkiye ve 3 Ülke Kritik Eşikte
Amerika Birleşik Devletleri, İran'ı uluslararası ekonomik sistemin dışına itmek amacıyla kapsamlı bir 'ekonomik taarruz' stratejisi uygulamaya koydu. Bu stratejinin temel hedefi, yaklaşık altı aydır devam eden çatışmalar boyunca İran ekonomisinin ayakta kalmasını sağlayan hayati ticaret bağlantılarını koparmak. Washington yönetimi, İran ile yoğun ticari ilişkiler içinde olan başta Türkiye, Çin, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Irak ve Hindistan gibi ülkeleri, ABD ile İran arasında bir tercih yapmaya zorlayarak bu bağlantıları kesmeyi amaçlıyor.
Hazine Bakanı Scott Bessent tarafından yapılan resmi açıklamada, ABD Başkanı'nın İran'ın başlıca ticari ortaklarıyla temas halinde olduğu ve bu ülkelerin Washington ile Tahran arasında net bir seçim yapmaları gerektiği vurgulandı. Hangi ülkelerin doğrudan hedef alındığına dair spesifik bir isim verilmese de, İran'ın en büyük ticari partnerlerinin kimler olduğu bilinen bir gerçek. Bu ülkeler arasında Türkiye, yaklaşık 5,7 milyar dolarlık ikili ticaret hacmiyle üçüncü sırada yer alıyor. Ankara, ağırlıklı olarak makine, yedek parça, kimyasal ürünler ve tarım ürünleri ihraç ederken, İran'dan enerji ürünleri ithal ediyor. Özellikle Türkiye'nin İran'dan yaptığı doğalgaz ithalatı, yılın ilk yarısında önemli ölçüde artış göstererek toplam ithalattaki payı %18,6'ya ulaştı. Türkiye'nin enerji tedarikini çeşitlendirme çabalarına rağmen, İran ile olan enerji bağlarını tamamen koparacağına dair henüz bir işaret bulunmuyor.
İran'ın küresel ekonomiye erişimindeki en kritik köprülerden biri olan Çin, ABD'nin verilerine göre İran petrolünün en büyük alıcısı konumunda. İran'ın toplam petrol ihracatının yaklaşık %90'ını tek başına karşılayan Çin, Tahran için hayati önem taşıyor. Resmi rakamlara göre 2025'te iki ülke arasındaki ticaret hacmi yaklaşık 10 milyar dolar olarak açıklansa da, gayri resmi ham petrol alımlarıyla bu rakamın çok daha yüksek olduğu tahmin ediliyor. Çinli bağımsız rafinerilerin, yeniden etiketlenen veya farklı ödeme yöntemleriyle alınan petrolü Malezya ve Endonezya üzerinden ithal ettiği belirtiliyor. Pekin yönetimi yaptırımlara karşı çıksa da, Eurasia Group'tan Dan Wang'ın dikkat çektiği gibi, resmi politikalar ile uygulamalar arasında bir çelişki söz konusu; zira Çinli firmalar ABD pazarına erişim ve finansal işlemlerde doları kullanmaya daha fazla önem veriyor.
Diğer bir önemli ortak olan Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ise stratejik konumu nedeniyle İran için kilit bir rol oynuyor. 2025'te yaklaşık 28 milyar dolarlık ticaret hacmiyle İran'ın önemli bir ithalat kaynağı ve ihracat pazarı olan BAE, son dönemde kendi topraklarına yönelik balistik füze saldırılarının ardından İran ile tüm ticari ve finansal ilişkilerini askıya alma kararı aldı. Bu gelişme, İran'ın küresel finans sistemine erişimini sağlayan örtülü finansal işlemlerin kesilmesi açısından büyük önem taşıyor. Eski ABD Hazine Bakanlığı yetkililerinden Matthew Levitt, Dubai'nin İran'ın yasa dışı finansal faaliyetlerinin merkezi olduğunu belirterek, Abu Dabi yönetiminin bu konudaki kararlılığının Washington tarafından desteklenmesi gerektiğini ifade etti. Irak ise İran'dan aldığı elektrik ve doğalgaza olan bağımlılığı nedeniyle zor bir durumda. Yıllık 4-5 milyar dolarlık doğalgaz ödemeleri yapan Irak'ın, ABD'nin yeni yaptırımları nedeniyle bu ödemeleri gerçekleştirmekte zorlanabileceği öngörülüyor. Hindistan da, ABD'nin yaptırımlarını geçici olarak kaldırmasının ardından İran'dan ham petrol ithalatına yeniden başlamıştı. Ancak ABD'nin İran enerjisi tedarik eden tüm kurum ve rafinerileri yaptırımla tehdit etmesi, bu ülkeyle olan ticari ilişkileri yeniden çıkmaza sokacak.