Ahbap Soruşturması: Görüntüde Netleşmeyen Varlık Transferleri ve Sorular
Türkiye'nin gündemine oturan Ahbap Derneği'ne yönelik başlatılan soruşturma, kamuoyunda geniş yankı uyandırmaya devam ediyor. Özellikle Başaran Holding'e ait taşınmazların dernek adına 'kız yurdu yapılmak' üzere ödemesiz devredildiği iddiaları, soruşturmanın odak noktalarından birini oluşturuyor. Gazetecilerin ve hukukçuların dikkat çektiği bu devirlerde, yurt yapımına elverişli olmayan gayrimenkullerin, fabrikaların ve arsaların neden bu şekilde aktarıldığına dair sorular yanıtsız kalıyor.
Soruşturmanın başlangıcına dair edinilen bilgiler, Başaran Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Başaran'ın, şarkıcı Haluk Levent tarafından dolandırıldığı iddiasıyla Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı'na yaptığı başvuruya dayanıyor. Bu başvuru neticesinde, holdinge ait olduğu belirtilen 22 adet taşınmazın devri söz konusu. Ancak bu taşınmazların bir kısmının, özellikle yurt olarak kullanıma uygun olmadığına dair tespitler, olayın karmaşıklığını artırıyor. Bu noktada, ödeme alınamamasına rağmen bu para trafiğinin neden sürdürüldüğü ve şikayetin neden iki ay gibi bir sürenin sonunda yapıldığı gibi sorular, olayın perde arkasını aralamaya çalışanları meşgul ediyor.
Gazeteci Barış Terkoğlu'nun değerlendirmelerine göre, bu süreçte düğmeye basıldığına dair bir izlenim oluşuyor. Yaklaşık bir buçuk yıl önce fark edilen bir tablonun, şimdi kamuoyuna yansıdığı düşünülüyor. Başaran Holding'in devrettiği 22 taşınmazın sayısının da dikkat çekici olduğu belirtiliyor. Avukat dilekçelerine yansıyan bilgilere göre, Haluk Levent'in Şubat ayında holdingden gayrimenkulleri 'kız yurdu yapacağız' diyerek senetle ödeme vaadiyle kullanmak istediği, ancak Hüseyin Başaran'ın senet sistemini kabul etmediği ifade ediliyor. Bunun üzerine, Amerika'dan fonlarla alım yapılacağı ve tapuların üzerlerine geçirilmesi halinde ödemenin yapılacağı yönünde bir teklifin sunulduğu öne sürülüyor. Ancak bu süreçte, 22 taşınmazın tamamı aynı anda değil, parça parça devredilmiş. Şubat ayında 9 gayrimenkul, Göktürk'te değeri 494 milyon lirayı aşan bir dükkan ve iki adet Başaran Plaza'nın devri gerçekleşmiş. Toplamda 1 milyar 294 milyon liralık bir değer biçilen bu gayrimenkullerin, Yeliz Kaya isimli bir şahsın üzerine geçirildiği ve karşılığında ödeme yapılması gerekirken, sadece 151 milyon 680 bin liralık bir kısmının ödendiği iddia ediliyor. Bu ödemelerin de bahis ve kumarla ilişkilendirilmesi, olayın ciddiyetini daha da artırıyor.
Devir işlemleri bununla da sınırlı kalmamış. Nisan ayında altı bağımsız bölüm daha Yeliz Kaya'nın üzerine aktarılmış ve bu devirler için de ödeme yapılmadığı belirtiliyor. Mayıs ayında ise Karaman'da 133 milyon liralık bir arazi ve Trabzon'da 196 milyon liralık bir çimento fabrikası devri gerçekleşmiş. Tüm bu devirler karşılığında herhangi bir ödeme alınmamış olması, şirket çalışanlarının ifadelerine göre Hüseyin Başaran'ın bu işlemlerden haberi olmadığını düşündürüyor. Şubat ayında para almadan yapılan bir satış sonrası, neden nisan ve mayıs aylarında da satışlara devam edildiği sorusu, olayın ticari mantıkla açıklanamayan yönünü ortaya koyuyor. Hukukçu Afşin Hatipoğlu, yansıtılan bilgilerin tam resmi çizmediğini ve daha büyük bir operasyonun saklandığını düşünüyor. Bu durumun, Haluk Levent'in kişisel yaşantısıyla veya bahis gibi basit nedenlerle açıklanamayacağını vurgulayan Hatipoğlu, eğer bu rakamlar doğruysa, milyar dolarlık bir işlem hacminin kaynağının açıklanması gerektiğini belirtiyor. Bağış dışındaki işlem hacminin kaynağı ve yıllık bağış hacminin ne olduğu soruları, olayın finansal boyutunu anlamak açısından kritik önem taşıyor.
Barış Terkoğlu, Haluk Levent'in geçmişine de dikkat çekerek, 1997 yılında karşılıksız çek ve yağmaya teşebbüs gibi suçlamalarla anıldığını hatırlatıyor. Bu geçmişe sahip bir ismin, borçlarını çek ve senetle kapatmaya çalışmasının nedeninin sorgulanması gerektiğini ifade ediyor. Ahbap Derneği kurucularının da benzer suçlamalarla gözaltına alınmasının tesadüf olmadığına işaret eden Terkoğlu, devletin 2021 yılında Haluk Levent'e iyilik ödülü vermesinin, vatandaşların ona güven duymasında etkili olduğunu vurguluyor. Bu noktada, kime güvenileceği sorusu da önem kazanıyor. Maliye Bakanlığı'nın bu rakamları bir buçuk yıl önce, yani 2025 Şubat ayında tespit ettiği bilgisi de önemli bir detay. Deprem yılı olan 2023'te Alper Çelik'ten milyonlarca para çıkışı yaşandığı ve toplamda 390 milyon lirayı aşan bir açık olduğu Maliye tarafından açıklandı. Bu tespitlere rağmen neden bir buçuk yıl beklendiği sorusu da akıllara geliyor. MASAK raporlarına göre, 190 milyon liralık bir kupon yatırılıp kaybedildiği de tespit edilmiş. Temmuz ayı başında Haluk Levent hakkında yurt dışı yasağı konulması da dikkat çekici. Bu durumun duyulmaması mümkün değil. Haziran ayı sonunda Şile Belediyesi'ne yapılan operasyon ve Berkant Acil'in tutuklanması da soruşturmayla bağlantılı görünüyor. Savcılık açıklamasında, Berkant Acil'in (Haluk Levent'in kardeşi) Şile Belediyesi'nin düzenlediği festivalde Sur Müzik Yapım'ı paravan olarak kullanarak doğrudan temin ihalesi aldığı, sahte faturalarla giderlerin yüksek gösterildiği, Ahbap Derneği'ne yapılan bağışların bir kısmının Haluk Levent'in asistanı Yeliz Kaya'nın hesabına aktarıldığı ve oradan da Berkant Acil ile bağlantılı kişi ve şirketlere aktarılarak haksız kazanç elde edildiği ve bağışların amacına aykırı kullanıldığı tespit edilmiştir.