Akkuyu Nükleer Santrali Teşvikleri S-400'lerin Bedeli mi?
Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde görüşülen bir kanun teklifinde yer alan Akkuyu Nükleer Santrali'ne yönelik yeni teşvik düzenlemeleri hakkında dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Yavuzyılmaz, bu teşviklerin, daha önce Rusya'dan alınan S-400 savunma sistemleri için yapılan ödemelerin bir nevi telafisi olduğunu öne sürdü. Hatırlanacağı üzere Türkiye, Rusya'dan yaklaşık 2.5 milyar dolarlık S-400 füze savunma sistemi tedarik etmiş, bu durum ABD tarafından yaptırımlara ve Türkiye'nin F-35 savaş uçağı programından çıkarılmasına yol açmıştı.
Yapılan son düzenlemelerle birlikte, Akkuyu Nükleer Santrali inşaat süreçleri kapsamında 31 Aralık 2045'e kadar Katma Değer Vergisi (KDV) iadesi yapılacağı belirtildi. Ayrıca, santral için gerekli makine ve teçhizat alımlarında da KDV muafiyeti tanınacağı, kurumlar vergisinde örtülü sermaye tespit sınırının yüzde 50 yerine yüzde 25 olarak uygulanacağı ifade edildi. Milletvekili Yavuzyılmaz, bu teşviklerin aslında kanun teklifinin orijinal metninde yer almadığını, sonradan komisyon aşamasında eklendiğini ve emekli maaşlarına yapılan cüzi zamları içeren bir teklifin içerisine gizlendiğini iddia etti.
Deniz Yavuzyılmaz'ın açıklamalarına göre, Akkuyu Nükleer Santrali projesi kapsamında Rusya'ya bugüne dek sağlanan teşviklerin toplam miktarının 9 milyar 819 milyon doları bulduğu, şimdi eklenen 5 milyar dolarlık teşvik ile bu rakamın daha da artacağı belirtildi. Yavuzyılmaz, bu yeni teşvik paketinin, Türkiye'nin S-400 alımı nedeniyle karşılaştığı yaptırımlar ve F-35 programından çıkarılması gibi olumsuzlukların bir sonucu olarak Rusya'ya sunulan bir tür 'ödül' veya 'telafi' olduğunu savundu. Bu durum, enerji ve savunma politikaları arasındaki karmaşık ilişkiyi ve uluslararası ilişkilerin ekonomik yansımalarını bir kez daha gündeme getirdi.
Yavuzyılmaz ayrıca, Akkuyu Nükleer Santrali'nin yönetim yapısını ve Türkiye üzerindeki uzun vadeli etkilerini de sert bir dille eleştirdi. Santralin yönetim kurulunda hiçbir Türk vatandaşı üye bulunmamasını eleştiren Yavuzyılmaz, projenin ömrü, işletme süresi, uzatma ve söküm süreçleri dahil edildiğinde toplamda 100 yıllık bir süreci kapsadığını ve bu sürenin Türkiye'yi 2125 yılına kadar Rusya'ya enerji alanında bağımlı hale getireceğini belirtti. Bu 100 yıllık süreçte Rusya'nın yaklaşık 478 milyar dolar gelir elde edeceğini hesaplayan Yavuzyılmaz, santralin Türkiye'de kurulmuş olmasına rağmen yönetiminin tamamen Rus kontrolünde olduğunu, yönetimde 4 Rus ve 1 Fransız üye bulunurken hiçbir Türk temsilcinin yer almadığını ve Türkiye'nin projede herhangi bir ortaklık payının bulunmadığını vurguladı. Bu durum, santralin ulusal güvenlik ve stratejik bağımsızlık açısından taşıdığı riskleri de gözler önüne serdi.