Altın Fiyatları Yükseliyor: Merkez Bankalarının Alımları ve Fed Beklentileri Etkili Oluyor
Eylül ayı enflasyon rakamlarının beklentilerin altında bir seyir izlemesi, küresel piyasalarda faiz indirimlerine yönelik beklentileri güçlendirirken, gözler şimdi 14 Ekim tarihinde açıklanacak olan ABD enflasyon verisine çevrildi. Bu gelişmeler paralelinde, altın fiyatlarında önemli bir toparlanma gözlemleniyor. Değerli metalin yeniden yükselişini destekleyen temel faktörler arasında, dünya genelindeki merkez bankalarının altın alımlarını artırması ve Amerika Birleşik Devletleri Merkez Bankası'nın (Fed) yakın vadede faiz oranlarını sabit tutacağına dair yaygın beklenti bulunuyor. Ancak, yüksek seyreden tahvil faizleri, altının potansiyel yükselişinin önündeki en önemli engellerden biri olmaya devam ediyor.
Altın, yılın başında 4.650 dolar seviyesinin üzerine çıkarak rekor kırmasının ardından yaşadığı düşüşleri büyük ölçüde telafi ederek ons başına yaklaşık 4.220 dolara kadar yükseldi. Bu toparlanma sürecinde, merkez bankalarının stratejik altın alımları ve ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz artırım döngüsünü kısa bir süre daha duraklatacağı yönündeki beklentiler etkili oluyor. Amerika'dan gelen ekonomik verilerin karmaşık bir tablo çizmesi ve uluslararası alanda devam eden jeopolitik gerilimler de altın fiyatlarının belirlenmesinde önemli rol oynuyor. Buna rağmen, yüksek seyreden ABD tahvil faizlerinin, altının yukarı yönlü hareketini sınırlayabilecek kritik bir faktör olduğu unutulmamalıdır. Fed'in faiz politikasına dair alınan temkinli kararlar, faiz getirisi sunmayan altının cazibesini artırarak destekleyici bir etki yaratıyor.
Merkez bankalarının altın rezervlerini artırma eğilimi, küresel finansal sistemdeki belirsizliklerin ve artan risklerin bir yansıması olarak görülüyor. Devlet borçlanmalarından kaynaklanan potansiyel riskler ve döviz kurlarındaki öngörülemeyen dalgalanmalara karşı bir güvence mekanizması olarak hareket eden merkez bankaları, portföylerinde fiziksel altına daha fazla yer ayırıyor. Özellikle gelişmekte olan ülkelerin bu alandaki alım iştahını sürdürmesi, altın talebinin kalıcılığını güçlendiriyor ve değerli metalin daha istikrarlı seviyelerde tutunmasına yardımcı oluyor. Bu durum, altının güvenli liman özelliğini pekiştirirken, Orta Doğu gibi bölgelerdeki gerilimlerin artması da altına olan talebi destekleyebilecek bir diğer önemli unsur olarak öne çıkıyor.
Küresel piyasalarda ABD 10 yıllık tahvil faizlerinin yüzde 5,34'e, 30 yıllık tahvil faizlerinin ise yüzde 5,72 seviyesine ulaşması dikkat çekiyor. Bu durum, faiz getirisi sunan yatırım araçlarının cazibesini artırırken, altının performansını baskılayabiliyor. Öte yandan, Brent petrolün, Hürmüz Boğazı'ndaki tanker saldırıları, artan jeopolitik riskler ve Meksika Körfezi'ndeki üretim kesintileri gibi faktörlerin etkisiyle haftayı yüzde 1,88'lik bir artışla 104,53 dolardan tamamlaması, küresel emtia piyasalarındaki hareketliliğin bir göstergesi. Haftanın ikinci yarısında tahvil faizlerindeki sınırlı geri çekilmeler, ons altının 4.194 dolara, gram altının ise 6.642 TL'ye yükselmesine olanak tanıdı. Piyasaların nefesini tutarak beklediği ve 14 Ekim Çarşamba günü açıklanacak olan ABD Eylül ayı enflasyon verisi, Fed'in yıl sonuna kadar ek bir faiz artırımı yapıp yapmayacağını ve dolayısıyla kıymetli metallerin gelecekteki seyrini belirleyecek kritik bir gösterge olarak yakından takip ediliyor.
Haftanın en önemli ekonomik takvim ajandası olarak öne çıkan ABD Eylül ayı enflasyon verisi, hem küresel finans piyasaları hem de altın ve diğer kıymetli metaller üzerinde belirleyici bir etki yaratması bekleniyor. ABD Merkez Bankası'nın (Fed) yıl sonuna kadar atacağı para politikası adımlarını ve olası bir faiz artırımı kararını şekillendirecek olan bu veri, enflasyonda beklenen düşüşü teyit etmesi halinde, tahvil faizlerindeki gevşemeyi destekleyerek altın fiyatlarındaki yukarı yönlü ivmeyi daha da hızlandırabilir. Tersine, enflasyon rakamlarının beklentilerin üzerinde gelmesi durumunda, Fed'in daha sıkı para politikası duruşunu sürdüreceği beklentisi güçlenecek, bu da altın üzerinde baskı oluşturarak küresel piyasalarda daha fazla dalgalanmaya yol açabilecektir. Ağustos ayında açıklanan verilere göre, ABD'de enflasyon yıllık bazda yüzde 3,6, aylık bazda ise yüzde 0,6 olarak kaydedilmişti.