Avustralya'da 90 Yılda 200 Milyona Ulaşan Kurbağalar Ekolojik Felakete Yol Açtı
Avustralya kıtasında doksan yıl önce tarım zararlılarıyla mücadele amacıyla doğaya salınan az sayıda kurbağa, günümüzde kontrol altına alınması güç bir ekolojik felakete dönüşmüş durumda. 1935 yılında, şeker kamışı tarlalarındaki ana zararlı olan gri sırtlı şeker kamışı böceği ile savaşmak üzere Hawaii'den getirilen sadece 101 adet baston kara kurbağası, zamanla kıtanın dört bir yanına yayılarak muazzam bir popülasyon artışı gösterdi. Başlangıçta umut vaat eden bir biyolojik mücadele yöntemi olarak görülen bu adım, bugün 1,2 milyon kilometrekareden daha geniş bir coğrafyayı saran ve yerel ekosistem üzerinde yıkıcı etkiler yaratan bir istilaya ev sahipliği yapıyor. Bu durum, bilinçsizce yapılan müdahalelerin doğa üzerindeki uzun vadeli ve öngörülemeyen sonuçlarını gözler önüne seriyor.
Başlangıçta Queensland bölgesinde şeker kamışı tarlalarındaki zararlılara karşı etkili olması beklenen baston kara kurbağaları, ne yazık ki beklentileri karşılamadı. Kurbağaların avlanma alışkanlıklarının, hedeflenen böcek türüyle tam olarak örtüşmediği kısa sürede anlaşıldı. Bu amfibilerin gündüzleri aktif olup toprak seviyesinde avlanması, şeker kamışı saplarının üst kısımlarında gece avlanan gri böcekleri etkilemedi. Bu temel yanlış anlaşılma, kurbağaların kendi üreme ve yayılma hızlarıyla kontrolsüz bir şekilde çoğalmasına zemin hazırladı. İlk yıllarda yıllık ortalama 10 kilometrelik bir ilerleme kaydeden popülasyon, özellikle Batı Avustralya'nın Kimberley bölgesindeki ön cephede yıllık 40 ila 60 kilometreye varan hızlara ulaşarak yayılımını hızlandırdı. Bu durum, uzmanların bölgedeki popülasyonun yaklaşık 200 milyon bireye ulaştığını tahmin etmesine neden oldu.
Bu kontrolsüz artışın en çarpıcı sonuçlarından biri, Avustralya'nın eşsiz yerel yaban hayatı üzerindeki yıkıcı etkileri oldu. Baston kara kurbağalarının omuz bölgelerindeki bezlerden salgıladığı güçlü zehir, doğal avcıları için ölümcül bir tehdit oluşturdu. Bu zehirli amfibileri avlamaya çalışan yerel yırtıcı türlerde ciddi nüfus düşüşleri yaşandı. Resmi verilere göre, Kakadu Ulusal Parkı gibi hassas ekosistemlerde yerel canlı popülasyonlarında yüzde 90'ı aşan oranlarda azalmalar ve hatta bazı türlerin tamamen yok olması gözlemlendi. Timsahlar, varan kertenkeleleri ve tatlı su kaplumbağaları gibi toplamda 75 farklı tür, bu zehirli istiladan olumsuz etkilendi. Hatta, toprak altına yuva yapan gökkuşağı arı kuşlarının yuvalarının üçte birinde, kurbağaların yumurtaları ve civcivleri avlaması sonucu üreme başarısızlıkları rapor edildi. İlginç bir şekilde, varan nüfusunun azaldığı bölgelerde yaban hindisi gibi bazı türlerde artışlar kaydedildi, bu da ekosistemdeki dengenin ne denli bozulduğunu gösteriyor.
Mevcut ekolojik krizle mücadele kapsamında, Avustralya hükümeti ve bilim insanları, kurbağaları tamamen yok etmeye yönelik stratejiler yerine, biyolojik uyum ve kontrol programlarına odaklanmış durumda. Bu kapsamda geliştirilen yenilikçi yöntemlerden biri, 'şartlı tat tiksintisi' olarak adlandırılıyor. Bu yöntemde, yerel yırtıcı hayvanlara, istila eden kurbağaların bölgeye ulaşmasından önce, ölümcül dozda olmayan ancak mide bulandırıcı etkiye sahip küçük yemler sunuluyor. Amaç, yırtıcıların kurbağaları potansiyel bir besin kaynağı olarak görmesini engellemek ve avlanma davranışlarını değiştirmektir. Ancak, istila cephesinin hızla güneye doğru ilerlediği ve Broome'un güneyi ile Pilbara bölgesine doğru yayıldığı bildiriliyor. Çevresel modellemeler, mevcut yayılım hızının devam etmesi halinde bu kurbağaların önümüzdeki 10 ila 20 yıl içinde Pilbara bölgesine ulaşacağını öngörüyor. Bu bölgedeki şeker kamışı zararlılarının mücadelesi ise şu anda öncelikli olarak toprak insektisitleri kullanılarak sürdürülüyor. Yeni tehdidin ekosistem üzerindeki etkileri ve alınacak önlemler, bilim dünyasının gündemindeki önemli konular arasında yer alıyor.