Bakan Tekin'in Öğrencilik Yılları Tartışma Yarattı: 'Hangi Türkiye'de Okudunuz?'
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in geçtiğimiz günlerde Rize'de yaptığı bir konuşmada dile getirdiği, öğrencilik yıllarına dair aktardığı anılar, sosyal medya platformlarında geniş yankı buldu ve hararetli bir tartışmanın fitilini ateşledi. Bakan Tekin'in, kendi eğitim gördüğü dönemde sınıflarda soba dahi bulunmadığını ve ders kitaplarına ulaşmanın aylar sürdüğünü ifade etmesi, pek çok kullanıcı tarafından şaşkınlıkla karşılandı. Bu ifadeler üzerine sosyal medyada, "Sayın Bakan, siz hangi Türkiye'de okudunuz?" sorusu sıklıkla sorulmaya başlandı. Pek çok vatandaş, Bakan Tekin'in bahsettiği yaklaşık 30 yıl öncesi Türkiye'sindeki eğitim koşullarının kendi hafızalarında yer alanlarla örtüşmediğini belirtti.
Bakan Tekin, Rize'de bir siyasi parti il başkanlığında yaptığı açıklamalarda, öğrencilik yıllarından bir kesiti anlatırken, o dönemde ders kitaplarının temin edilmesindeki zorluklara dikkat çekti. Yaklaşık otuz yıl öncesine ait olduğunu belirttiği bu zaman diliminde, Rize'deki tek bir kırtasiyeye ders kitapları için sipariş verdiklerini ve ödemeyi yapmalarına rağmen kitapların kendilerine ulaşmasının 3 ila 5 ay gibi uzun bir süreyi bulduğunu iddia etti. Hatta bu gecikmeler nedeniyle birinci eğitim-öğretim döneminin yarısının geride kaldığını söyledi. Bakan Tekin, günümüz Türkiye'sinde ise öğrencilerin eğitim-öğretim yılı başladığı ilk gün masalarında, her yıl güncellenerek yenilenen ders kitaplarının bulunduğunu vurgulayarak mevcut durumu olumlu bir tablo olarak çizdi.
Tekin, sadece kitap teminindeki güçlükleri değil, aynı zamanda okullardaki temel ısınma imkanlarının dahi yetersiz olduğunu ileri sürdü. Sınıfların aşırı kalabalık olmasından ve fiziki yetersizliklerden yakınan Bakan, kendi sınıfının 70'li rakamlarda öğrenci sayısına sahip olduğunu ve o dönemde okullarda soba bulunmasının adeta bir lüks olarak görüldüğünü aktardı. Sabahları okula giderken annesinin her bir öğrenci için fileler dolusu odun getirdiğini belirterek, bunların milattan önceki zamanlardan değil, sadece 30 yıl öncesinden bahsettiğini sözlerine ekledi. Bu anlatımlar, 1990'lı yıllarda Türkiye'deki okullarda soba kullanımının ve odun taşıma geleneğinin yaygınlığına dair genel kabul gören hafızayla çelişmesi üzerine geniş çaplı bir tepkiyle karşılaştı.
Sosyal medya kullanıcıları, Bakan Tekin'in bahsettiği döneme dair paylaştığı anıların doğruluğunu sorgularken, kendi yaşadıkları eğitim tecrübeleriyle karşılaştırdılar. Pek çok yorumda, 1990'lı yıllarda Rize başta olmak üzere şehir merkezlerindeki okullarda kömür veya odun sobalarının yaygın olduğu ve ders kitaplarının da eğitim-öğretim yılı başında kolaylıkla temin edilebildiği ifade edildi. Bu durum, Bakan Tekin'in anlatılarının kronolojik ve mantıksal bir tutarlılık taşımadığı yönündeki eleştirileri güçlendirdi. Öte yandan, Bakan Tekin, eğitim sistemindeki eleştirilerin odağındaki yeni müfredat "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli"ni savunmaya devam etti. Milli ve manevi değerlerin korunması gerektiğini belirten Tekin, tarih müfredatındaki değişikliklere işaret ederek, Osmanlı ve eski Türk devletleriyle Cumhuriyet'in bütünleştirilmesi gerektiğini, çocukların bu ataları sahiplenmesi gerektiğini savundu.