BM'nin Kıbrıs Planı: Maraş ve Güzelyurt'un Durumu Ne Olacak?
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Maria Ángela Holguin tarafından hazırlanan ve adanın geleceğine ışık tutması beklenen yeni bir çözüm önerisi kamuoyuna sızdı. Bu önerinin, özellikle yerleşime kapalı tutulan Maraş bölgesi ve stratejik öneme sahip Güzelyurt (Omorfo) bölgesinin statüsü konusunda önemli değişiklikler getirmesi öngörülüyor. Elde edilen bilgilere göre, uzun yıllardır kapalı olan Maraş'ın yanı sıra, önemli bir narenciye üretim merkezi olan Güzelyurt'un da Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ne devredilmesi planlanıyor. Bu toprak tavizinin karşılığında ise Türk tarafına yönelik Avrupa Birliği üyeliği, mevcut ekonomik ambargoların kaldırılması ve 'Doğrudan Ticaret, Doğrudan Temas ve Doğrudan Uçuş' gibi kolaylıkların sağlanması hedefleniyor. Ayrıca, Doğu Akdeniz'deki potansiyel doğalgaz kaynaklarının ortaklaşa kullanılması da planın dikkat çekici unsurlarından biri olarak öne çıkıyor.
Bu kapsamlı planın, özellikle toprak devri boyutu nedeniyle Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti tarafından temkinli karşılandığı belirtiliyor. Ancak, Yunanistan medyasında yer alan bazı haberlerde, Ankara'nın bu yeni öneriye tamamen kapalı olmadığı yönünde yorumlar yapılıyor. Planın, Temmuz ayında New York'ta gerçekleştirilmesi beklenen ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile garantör ülkeler Türkiye, Yunanistan ve İngiltere temsilcileri ile Birleşmiş Milletler yetkililerinden oluşacak 5+1 formatındaki bakanlar düzeyindeki toplantıda ele alınması bekleniyor. Holguin'in, adadaki temasları kapsamında 15 Haziran'da Ankara'ya gelerek Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile bir görüşme gerçekleştirmesi de bu diplomatik sürecin ciddiyetini gözler önüne seriyor.
Güney Kıbrıs'tan sızdığı iddia edilen detaylara göre, yeni öneri çerçevesinde ada yönetiminin iki kesimli bir federal yapıya kavuşması öngörülüyor. Buna göre, ülke yönetimini dönüşümlü olarak 'Federal Başkan' ve 'Federal Konsey' üstlenecek. Ada, iki kurucu devletten oluşacak ve karma bir parlamento yapısı benimsenerek federal bir meclis oluşturulacak. Bu meclis, hem Rum hem de Türk milletvekillerini bünyesinde barındıracak. Federal Başkanlık görevinin üç yıl, federal meclis üyelerinin ise seçimle belirlenecek beş yıllık bir görev süresine sahip olması planlanıyor. Ayrıca, on üyeden oluşacak Bakanlar Kurulu'nda da Rum ve Türk temsilcilerine eşit ağırlık verilmesi öngörülüyor. Bu yapısal düzenlemeler, adadaki iki toplumlu yaşamın federal bir çatı altında yeniden yapılandırılmasını amaçlıyor.
Ancak, bu yeni Birleşmiş Milletler önerisinin bazı olumsuz yönleri de beraberinde getirebileceği ifade ediliyor. Özellikle Maraş ve Güzelyurt (Omorfo) gibi bölgelerde gerçekleştirilecek toprak iadelerinin, on binlerce Kıbrıslı Türk'ün yerlerinden edilmesine yol açabileceği endişesi dile getiriliyor. Türkiye'nin, geçmişte olduğu gibi iki ayrı devleti savunma pozisyonunu koruyarak, tek çatı altında bir federasyon kurulması tezine öteden beri karşı çıktığı biliniyor. Bu durum, yeni planın müzakere sürecinde önemli bir engel teşkil edebilir. Kolombiya kökenli Maria Ángela Holguin, daha önce 2010-2018 yılları arasında ülkesinin Dışişleri Bakanlığı görevini yürütmüş ve yaklaşık bir yıldır Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres'in Kıbrıs Özel Temsilcisi olarak görev yapmaktadır. Bu planın, geçmişte başarısızlıkla sonuçlanan Annan Planı'ndan farklı olarak nasıl bir sonuç doğuracağı ise merak konusu.