Borsada Skandal Değer Kaybı: 500 Bin Yatırımcı Mağdur Edildi
Sermaye piyasalarında yaşanan son dönemdeki çalkantılı süreç ve bazı yatırım fonlarına yönelik başlatılan hukuki incelemeler, siyasetin de gündemine oturdu. Yeni Parti'den Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Borsa İstanbul'daki olağanüstü fiyat hareketliliklerini ve bunun sonucunda ortaya çıkan kamu zararını TBMM gündemine taşıyarak, mevcut durumdan hem idari hem de siyasi mekanizmaların sorumlu olduğunu açıkça belirtti.
Tanrıkulu, Hazine ve Maliye Bakanı'nın 4 Kasım 2025 tarihinde borsadaki anormal gelişmeleri tespit ettiğini ve konunun takibe alındığını açıkladığına dikkat çekti. Milletvekili, tasfiyesi gündemde olan 131 adet yatırım fonunun finansal durumuna ilişkin çarpıcı verileri kamuoyuyla paylaştı. Bu fonların Eylül ayındaki toplam değerinin yaklaşık 822 milyar lira seviyesinde olduğunu, ancak Kasım ayına gelindiğinde bu rakamın 297 milyar liraya kadar gerilediğini vurguladı. Bu durum, Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın takibe aldığını belirttiği dönemden bu yana yalnızca 525 milyar liralık devasa bir parasal değerin buharlaştığı anlamına geliyor.
Piyasa denetim mekanizmalarının etkinliğini yitirdiğini savunan Tanrıkulu, sermaye artışlarına dair dikkat çekici bir örnekle durumu gözler önüne serdi. Yalova'da faaliyet gösteren bir gemi bakım ve onarım şirketinin piyasa değerinin, 30 Haziran'da 4,5 milyar lira iken, sadece 35 günlük bir süre zarfında 282 milyar liraya fırladığını belirtti. Bu rakamın, Türkiye'nin köklü otomotiv üreticilerinden Otokar'ın 292 milyar liralık piyasa değeriyle neredeyse yarışır hale gelmesi, borsadaki manipülasyon iddialarını güçlendirdi. Bazı fonlarda yüzde 4000'lere varan astronomik artışların yaşanmış olması ve bu denli olağanüstü yükselişlerin zamanında tespit edilememiş olması, denetleyici kurumların yetersizliğini açıkça ortaya koyuyor.
Tanrıkulu, yürütülen soruşturmalar kapsamında kamuoyunca tanınan bazı isimlerin, akademisyenlerin ve iş dünyası temsilcilerinin gözaltına alındığını ancak sermaye piyasalarındaki bu tür kritik süreçlerden sorumlu olan denetleyici kurumların üst düzey yöneticileri hakkında herhangi bir adli işlem başlatılmadığını dile getirdi. Bu yaşanan olumsuzluklardan 500 binden fazla küçük yatırımcının büyük zarar gördüğünü ifade eden Tanrıkulu, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu çerçevesinde idari sorumluluğun Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) başkanı ve yönetim kurulu üyelerinde, siyasi sorumluluğun ise doğrudan hükümette olduğunu vurguladı. Ortaya çıkan bu vahim tablo karşısında, gerekli hukuki ve idari süreçlerin titizlikle takipçisi olacaklarını sözlerine ekledi.