CHP'de Şok Gelişme: Kılıçdaroğlu Yeniden Genel Başkan!
Cumhuriyet Halk Partisi'nde (CHP) yaşanan siyasi gelişmeler, partinin genel başkanlık koltuğunda beklenmedik bir değişikliğe yol açtı. Alınan bir yargı kararıyla mevcut genel başkan Özgür Özel'in görevinin sonlandırılmasının ardından, daha önce 13 yıl boyunca partiyi yöneten Kemal Kılıçdaroğlu yeniden genel başkanlık görevine getirildi. Bu karar, partinin geleceği ve siyasi rotası hakkında önemli soruları beraberinde getirirken, 2023 kurultayında delegelerin 'değişim' talebiyle son verdiği Kılıçdaroğlu döneminin yargı eliyle yeniden canlanması olarak yorumlanıyor.
Kemal Kılıçdaroğlu, 2010 yılında Deniz Baykal'ın genel başkanlıktan istifasının ardından girdiği genel başkanlık yarışını kazanarak partinin başına geçmişti. O dönemde 'Yeni CHP' söylemiyle yola çıkan Kılıçdaroğlu, parti tabanında büyük bir beklenti yaratmış ve CHP'nin uzun yıllardır süren yüzde 25'lik oy oranını aşarak iktidar alternatifi olacağı yönünde güçlü bir kanaat oluşmuştu. Ancak Kılıçdaroğlu'nun genel başkanlık süreci, aradan geçen 13 yıl boyunca yapılan kritik seçimlerde elde edilemeyen başarılarla gölgelendi. Yerel seçimlerde elde edilen sınırlı zaferler dışında, genel ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde partinin iktidara yürüyüşü hedeflenen sonuçları vermedi.
Kılıçdaroğlu'nun liderliğindeki ilk büyük sınav, 12 Eylül 2010 tarihinde yapılan anayasa referandumu oldu. CHP'nin yoğun 'Hayır' kampanyasına karşın, anayasa değişikliği halktan yüzde 57,9 oranında 'Evet' oyu aldı. Bu sonuç, parti içinde hem bir yenilgi olarak değerlendirildi hem de yargı üzerindeki siyasi etkinliğin arttığına dair eleştirilere neden oldu. Ardından gelen 2011 genel seçimlerinde de iddialı hedefler koyan CHP, oylarını yüzde 30'un üzerine çıkarma vaadine rağmen %25,9'da kalarak iktidar şansını yakalayamadı. 2014 yerel seçimlerinde büyükşehirleri kazanma hedefi tutmazken, aynı yıl yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminde MHP ile birlikte desteklenen Ekmeleddin İhsanoğlu'nun adaylığı ve aldığı sonuç da parti içinde ciddi tartışmalara yol açtı. 2015 genel seçimlerinde AKP'nin Meclis çoğunluğunu kaybetmesi bir umut ışığı olsa da, kurulan koalisyon hükümetinin kurulamaması ve ardından yapılan 1 Kasım seçimlerinde AKP'nin yeniden tek başına iktidara gelmesi, muhalefetin stratejisini sorgulatttı.
2017'deki anayasa referandumu, Türkiye'nin yönetim sistemini değiştiren bir başka önemli dönüm noktası oldu. 'Tek adam rejimi' endişeleriyle yürütülen kampanyaya rağmen, referandum %51,4 'Evet' oyuyla kabul edildi. Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) mühürsüz oyların geçerli sayılması kararı, sonuçların hukuki tartışmalarını alevlendirse de, Türkiye Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçti. 2018 genel seçimlerinde Cumhurbaşkanlığı için aday gösterilen Muharrem İnce'nin ikinci tur beklentisi de boşa çıktı ve Recep Tayyip Erdoğan ilk turda yeniden Cumhurbaşkanı seçildi. Bu seçim süreci ve sonuçları, parti içindeki yönetim eleştirilerini daha da yoğunlaştırdı. Kılıçdaroğlu döneminin tek belirgin siyasi başarısı olarak gösterilen 2019 yerel seçimlerinde İstanbul ve Ankara gibi büyükşehirlerin kazanılması, muhalefete moral verse de, bu başarı genel seçimlere taşınamadı. 2023 genel seçimleri, muhalefet için iktidar değişimi adına en büyük umut olarak görülüyordu. Altılı Masa'nın Cumhurbaşkanı adayı olan Kılıçdaroğlu, ekonomik zorluklar ve deprem felaketinin yarattığı toplumsal atmosferde dahi seçimleri kazanamadı. Seçimlerin ardından parti içinde yükselen 'değişim' beklentisiyle Özgür Özel genel başkanlığa seçilmişti. Ancak son yargı kararı, CHP'de siyasi dengeleri yeniden altüst ederek, Kılıçdaroğlu'nun beklenmedik bir şekilde partinin başına dönmesine neden oldu.