Çin Otomotiv Sektöründe AB'ye Meydan Okuyor: Stratejik Satın Almalar Endişe Yaratıyor
Çinli otomotiv tedarik sanayii, Avrupa kıtasındaki varlığını güçlendirmek amacıyla sürdürdüğü stratejik satın alma hamleleriyle dikkat çekiyor. Avrupa'nın otomotiv üretim merkezlerinde yer alan küçük ve orta ölçekli firmaları bünyesine katan Çinli şirketler, kıtanın kritik tedarik zincirlerinde daha fazla söz sahibi olmaya başlıyor. Danışmanlık şirketi Rhodium'un analizlerine göre, 2000'li yılların ortalarından bu yana Çinli firmalar, özellikle Almanya ve Fransa başta olmak üzere Avrupa'da 130'dan fazla otomotiv parça üreticisine önemli yatırımlar gerçekleştirdi. Bu durum, Avrupa Birliği (AB) yetkilileri ve sektördeki önde gelen oyuncular arasında ciddi endişelerin filizlenmesine neden oluyor.
Pekin yönetiminin, uluslararası alanda maruz kaldığı artan dış ticari engeller ve eleştiriler karşısında, Avrupa'daki ekonomik varlığını ve etkisini genişletme politikası, bu satın alma dalgasının arkasındaki temel motivasyon olarak görülüyor. Çinli parça üreticileri ise bu strateji doğrultusunda, Avrupa'daki yerel tedarikçileri birer birer bünyelerine katarak, kıtanın otomotiv tedarik ağında kontrolü daha üst seviyelere taşıyor. Pekin'in, Çinli firmaları küresel pazarlarda daha aktif rol almaya ve ileri teknolojiye sahip yabancı şirketleri bünyesine katmaya teşvik eden 'küreselleşme' stratejisi, ilk olarak on yıl kadar önce Geely'nin İsveçli otomobil devi Volvo Cars'ı 1.8 milyar dolarlık bir anlaşmayla devralmasıyla zirveye ulaşmıştı. Ancak son dönemde, Çin'in sermaye çıkışına yönelik aldığı sıkı önlemler ve küresel ticarette yaşanan gerilimler nedeniyle, gerçekleştirilen anlaşmaların büyük çoğunluğu 100 milyon Euro'nun altındaki rakamlarla sınırlı kalıyor. Bu ölçekteki işlemler, genellikle Avrupa'daki düzenleyici kurumların müdahale eşiklerinin altında kaldığı için, yoğun denetimlere takılmadan başarıyla tamamlanıyor.
Kurumsal istihbarat alanında faaliyet gösteren Sayari firmasının ortaya koyduğu veriler, Çin kontrolündeki otomotiv varlıklarının yaklaşık yüzde 80'inin, ya denizaşırı (offshore) finansal aracılar ya da yerel isimlerle Almanya'da kurulmuş holding şirketleri üzerinden yönetildiğini ortaya koyuyor. Sayari'nin yaptığı detaylı incelemeler, Almanya'daki tedarik zinciri içerisinde motor contalarından gelişmiş otonom sürüş sistemlerine ve hatta kablosuz iletişim antenleri gibi yüksek teknoloji ürünü parçalar üreten tam 23 farklı Çinli grubun satın alma gerçekleştirdiğini tespit etti. Avrupa Birliği'nin üst düzey yetkilileri, Çin'in Avrupa otomotiv endüstrisine yönelik bu stratejik hamlelerini, 'Avrupa için önümüzdeki on yılın en kritik mücadelesi' olarak tanımlıyor. Çinli şirketlerin Avrupa'daki nüfuzunu artırma yöntemleri arasında; ihracatı yükseltmek, yerel firmalardan hisse almak, ortak girişimler kurmak ve Avrupa Birliği sınırları içinde veya Sırbistan, Türkiye, Fas gibi stratejik yakınlıktaki ülkelerde yeni üretim tesisleri inşa etmek yer alıyor. Avrupa Birliği'nin 2024 yılı itibarıyla Çin menşeli elektrikli otomobillere ek gümrük vergileri getirme ve Avrupa'da üretilen parçaların kullanımını zorunlu kılan yerel içerik kurallarını daha da sıkılaştırma yönündeki adımları, Çinli firmaları doğrudan şirket satın alarak 'Avrupa üretimi' statüsünü elde etme konusunda daha da agresif davranmaya itiyor.
Avrupa otomotiv parça üretim sektörü, doğrudan yaklaşık 1.7 milyon kişiye istihdam sağlayan devasa bir endüstri konumunda. Avrupa Tedarikçiler Derneği (Clepa) tarafından paylaşılan bilgilere göre, Bosch, Valeo ve Forvia gibi sektörün dev üreticileri son iki yıl içerisinde 100 binden fazla çalışanı işten çıkarmak durumunda kaldı. Porsche Consulting'in ortaklarından Benjamin Bulander, kritik öneme sahip parçaların üretiminde tek tedarikçi konumundaki bir üreticinin el değiştirmesinin, tedarik zincirinde ciddi riskler oluşturabileceği uyarısında bulunuyor ve Avrupalı otomobil üreticilerinin bu tür satın almaları son derece dikkatli bir şekilde incelediğini vurguluyor. Ancak tüm bu endişelere karşın, Çinli tedarikçilerin Avrupa'daki başarıları konusunda farklı yaklaşımlar da mevcut. Pazar araştırma firması Omdia'nın uzmanları, küreselleşme yolunda ilerleyen Çinli tedarikçiler arasında gerçekten başarıya ulaşmış örneklerin sayısının henüz sınırlı olduğunu dile getiriyor. Öte yandan, bazı Avrupalı otomotiv üreticileri ise Çin'in teknolojik gelişim hızından ve yenilikçi yaklaşımlarından faydalanabilmek adına bu tür birleşmeleri destekleyici bir tavır sergiliyor. Örneğin, Çinli elektronik devi Luxshare'in geçtiğimiz yıl Alman kablo üreticisi Leoni'yi 525 milyon Euro karşılığında devralması, Alman şirketinin Avrupa'daki müşterileri tarafından da olumlu karşılandı. Leoni Üst Yöneticisi Klaus Rinnerberger, Çinli firmalarla iş birliği yapmayan Avrupalı tedarikçilerin, hızla değişen küresel dinamiklere ve teknolojik dönüşüme ayak uydurmakta zorlanacağı öngörüsünde bulunuyor.