Tasarruf Finansman Şirketleri İçin Yeni Kural: Kârların Kaynağı Değişiyor
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), faizsiz ev ve araç sahibi olma sistemleri üzerine kurulu tasarruf finansman şirketlerinin faaliyetlerine yönelik önemli bir düzenlemeyi yürürlüğe koyuyor. Bu yeni düzenlemelerle birlikte, şirketlerin serbest fonlarda değerlendirdikleri büyük miktardaki kaynakların kullanımına kısıtlamalar getiriliyor. Sektördeki şirketlerin elde ettiği kârların önemli bir bölümünü oluşturan fon gelirlerine getirilen bu sınırlamalar, önümüzdeki dönemde şirketlerin finansal tablolarını ve bilanço yapılarını yeniden şekillendirecek.
1 Ekim tarihinden itibaren geçerli olacak kararlar çerçevesinde, tasarruf finansman şirketlerinin fon portföylerinde yalnızca risk derecesi 1 ve 2 olarak belirlenen para piyasası fonları kullanılabilecek. Bu değişikliğin en belirgin etkilerinden biri, Borsa İstanbul'da işlem gören tek tasarruf finansmanı kuruluşu olan Katılımevim'in serbest fonlarında mevcut bulunan yaklaşık 42 milyar liralık varlığını kapsayacak. Bu tutarın, BDDK'nın yeni düzenlemeleri doğrultusunda daha düşük riskli varlıklara yönlendirilmesi gerekecek.
Söz konusu şirketin, bu yılın ilk yarısında elde ettiği yaklaşık 23 milyar liralık net kârın %84'lük gibi büyük bir kısmının, bu yatırım fonlarındaki başarılı işlemlerden elde edilen getirilerden kaynaklandığı belirtiliyor. Açıklanan finansal raporlara göre, şirket ilk altı ayda tasarruf finansmanı faaliyetlerinden elde ettiği geliri %85 oranında artırmayı başarırken, net kârını ise %700'ün üzerinde bir büyüme ile 22 milyar 931 milyon liraya taşıdı. Ancak bilançonun detaylı incelemesi, bu olağanüstü yüksek kârlılığın temelinde operasyonel faaliyetlerden çok, sermaye piyasalarındaki finansal yatırımlardan elde edilen kazançların yattığını ortaya koyuyor.
Şirketin finansal tablolarında yer alan 25 milyar 506 milyon liralık diğer faaliyet gelirlerinin %92,4 gibi ezici bir oranının sermaye piyasası işlemlerinden sağlandığı görülüyor. Gayrimenkul değer artışlarının bu gelirlere olan katkısı ise 732 milyon lira gibi daha mütevazı bir seviyede kalmış durumda. Finansal analiz uzmanları tarafından yapılan değerlendirmeler, elde edilen kârın büyük bir kısmının henüz nakde dönüşmemiş değerleme farklarından oluştuğuna işaret ediyor. Fon içeriklerinin tam olarak şeffaf bir şekilde açıklanmamasının, yatırımcılar nezdinde şeffaflık sorunları yarattığına dair eleştiriler de bulunuyor. Ayrıca, ertelenmiş vergi yükümlülüğünün 7 milyar lirayı aşması, elde edilen kazancın nakit karşılığının zayıflığına dair önemli bir gösterge olarak kabul ediliyor. Şirketin takipteki tasarruf finansmanı alacaklarının önceki döneme göre yaklaşık üç katına çıkarak 71,8 milyon liradan 220,3 milyon liraya yükselmesi, aktif kalitesinde potansiyel bir bozulma riskine dikkat çekiyor.