Çin'in Güney Çin Denizi'ndeki Stratejik Hamlesi: Yapay Adalarla Varlığını Güçlendiriyor
Dünya

Çin'in Güney Çin Denizi'ndeki Stratejik Hamlesi: Yapay Adalarla Varlığını Güçlendiriyor

3

Çin Halk Cumhuriyeti, Güney Çin Denizi'nin stratejik sularında on yılı aşkın süredir devam eden kapsamlı dolgu ve inşaat projeleriyle yeni kara alanları oluşturarak bölgedeki varlığını belirgin bir şekilde güçlendirdi. Bu faaliyetler neticesinde, tartışmalı adalarda askeri altyapısını genişleten Çin, bölgenin jeopolitik dengelerini kendi lehine çevirme yolunda önemli adımlar atıyor. Asya Denizde Şeffaflık İnisiyatifi tarafından yayınlanan uydu görüntü analizleri, Pekin yönetiminin yeni toprak parçaları oluşturmadığı yönündeki resmi açıklamalarına karşın, Paracel Adaları'nda genişleme çalışmalarının hız kesmeden devam ettiğini gözler önüne seriyor.

Asya Denizde Şeffaflık İnisiyatifi'nin (AMTI) detaylı analizlerine göre, Çin'in Spratly Adaları'ndaki devasa inşaat projelerinin ardından Paracel Adaları'nda da çeşitli mühendislik ve altyapı çalışmaları yürüttüğü belirlendi. Özellikle Tree Adası'nda, 2015 yılının Ağustos ayından sonra gerçekleştirilen liman tarama ve genişletme operasyonları sonucunda yaklaşık 25 dönümlük yeni bir arazi yüzeyi elde edildi. Bu yeni alana helikopter pistleri, modern rüzgar türbinleri ve güneş enerjisi paneli sistemleri entegre edildi. North Adası'nda ise deniz tabanından yapılan kazı çalışmalarıyla yaklaşık 7 dönümlük bir alan denizden kazanılmış ve bu alanın çevresi sağlam istinat duvarlarıyla desteklenmiştir. Middle Adası'nın, 2016 yılında yaşanan Sarika Tayfunu'nun yol açtığı hasarın ardından kara bağlantısının sağlanmasına yönelik projenin mevcut durumu ise belirsizliğini koruyor.

Paracel Adaları'nın en stratejik noktalarından biri olan Woody Adası, Çin'in bölgedeki en önemli askeri üslerinden biri haline gelmiş durumda. Bu adada, savaş uçaklarının konuşlandırılabileceği hangar binaları, gelişmiş korunaklı liman tesisleri ve yüksek teknoloji ürünü HQ-9 hava savunma sistemleri konuşlandırılmıştır. Mart 2017'de çekilen uydu görüntülerinde, adanın pistinde Çin'e ait Shenyang J-11 tipi savaş uçaklarının varlığı tespit edilmiştir. AMTI'nin raporlarına göre, Çin'in Paracel Adaları genelinde yaklaşık 20 adet karakol işlettiği ve bu karakollardan bazılarının hem askeri hem de sivil deniz araçlarının yanaşmasına imkan tanıyan büyük limanlara sahip olduğu belirtiliyor. Duncan Adası'nda ise sekiz adet helikopter pistinden oluşan bir hava üssü kurulmuş durumda. Triton, Pattle ve Money adalarında da benzer şekilde liman ve helikopter pisti tesisleri yer alırken, Drummond Adası'nda liman tarama ve genişletme faaliyetlerinin sürdüğü rapor edilmiştir.

Güney Çin Denizi'ndeki bu toprak kazanım ve askeri altyapı genişletme çabaları yalnızca Çin ile sınırlı kalmamıştır. Bölgedeki diğer önemli aktörlerden Vietnam'ın da Spratly Adaları'nda benzer dolgu ve tarama faaliyetleri yürüttüğü ancak bu çalışmaların Çin'in 2013-2015 yılları arasındaki yoğun inşaat faaliyetlerinin ölçeğine ulaşmadığı gözlemlenmektedir. Bu durum, bölgedeki egemenlik anlaşmazlıklarının ve jeopolitik gerilimlerin daha da tırmanmasına neden olmaktadır. Manila'da düzenlenen 50. Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) Dışişleri Bakanları Toplantısı'nda da Güney Çin Denizi'ndeki gelişmeler önemli bir gündem maddesi olarak ele alındı. ASEAN ülkelerinin ortak bildirisinde, bölgedeki kara ıslahı ve askeri yapılaşma faaliyetlerinin uluslararası güvenlik ortamına zarar verdiği ve gerilimi artırdığı vurgulandı. Bildiride, mevcut anlaşmazlıkların 1982 tarihli Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi (UNCLOS) başta olmak üzere uluslararası hukuk prensipleri çerçevesinde barışçıl yollarla çözülmesi gerektiği belirtilerek tüm taraflara itidal çağrısı yapıldı. ASEAN ve Çin arasında tartışmalı sulardaki faaliyetleri düzenlemesi beklenen 'Davranış Kuralları' konusunda ilerleme kaydedilmesi ise memnuniyetle karşılandı. Paracel Adaları'nda tamamlanan altyapı ve askeri tesisler, Çin'in Güney Çin Denizi'ndeki deniz ve hava operasyonel kabiliyetini artırırken, bölgedeki egemenlik anlaşmazlıklarının ve potansiyel gerilim riskinin devam etmesine yol açmaktadır.

Paylaş

İlgili Haberler