Deutsche Bank'tan Türkiye Ekonomisi İçin Kritik Uyarı: Enflasyon ve Faiz Tahminleri Güncellendi
Uluslararası finans devi Deutsche Bank, Türkiye ekonomisinin mevcut durumu ve geleceğine dair önemli değerlendirmelerde bulundu. Banka, küresel ölçekte yaşanan jeopolitik gerilimlerin ve enerji maliyetlerindeki öngörülemeyen artışların, Türkiye'deki dezenflasyon sürecini beklenenden daha fazla geciktirebileceği öngörüsünü paylaştı. Bu doğrultuda, 2026 yılı sonu için enflasyon tahminini yüzde 28,5'ten yüzde 30'a, politika faizine ilişkin beklentisini ise yüzde 35'ten yüzde 36'ya yükseltti.
Deutsche Bank'ın ekonomistleri tarafından hazırlanan son analiz raporu, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) temmuz ayı Para Politikası Kurulu toplantısı sonrasında alınan kararların arka planını mercek altına aldı. Raporda, TCMB'nin politika faizini sabit tutma kararının temelinde yatan ana nedenin, küresel ekonomik koşullardaki bozulma ve artan belirsizlikler olduğu vurgulandı. Banka ayrıca, TCMB'nin piyasa fonlamasını üst bandı olan yüzde 40 seviyesinde tutmaya devam etmesinin, doğrudan küresel risklerin bir yansıması olduğunu belirtti.
Raporda öne çıkan bir diğer önemli nokta ise enerji maliyetlerindeki yükselişin enflasyonist baskıyı artırması. Son dönemde Brent petrol fiyatlarında yaşanan ve yüzde 35'i aşan sert yükselişler ile akaryakıt üzerindeki vergi düzenlemeleri, benzin ve motorin fiyatlarında önemli artışlara neden oldu. Bu durumun, genel enflasyon seyrine yaklaşık 1,5 puanlık ek bir yük getirdiği hesaplandı. Sadece petrol fiyatları değil, Avrupa'da doğal gaz fiyatlarındaki yüzde 50'yi aşan artışlar ve tarımsal emtia fiyatlarındaki genel yükseliş eğilimi de dezenflasyon sürecini olumsuz etkileyen faktörler olarak sıralandı.
Bu küresel ve yerel baskıları göz önünde bulunduran Deutsche Bank, makroekonomik göstergelere ilişkin beklentilerini güncelledi. Yeni tahminlere göre, 2026 yılı sonu enflasyon beklentisi yüzde 30 olarak belirlenirken, 2026 yılı sonu politika faizi beklentisi ise yüzde 36'ya revize edildi. Raporda ayrıca, TCMB'nin fonlama maliyetini mevcut politika faizi olan yüzde 37 seviyesine çekerek atacağı normalleşme adımlarının eylül ayına ertelenebileceği öngörüldü. Faiz indirimlerinin ise ancak yılın son çeyreğinde gündeme gelebileceği ifade edildi.
Deutsche Bank, Türkiye ekonomisi için iki farklı senaryo çizerek geleceğe dair olası gelişimleri değerlendirdi. Olumsuz senaryoda, Brent petrolün varil fiyatının kalıcı olarak 100 doların üzerinde seyretmesi, enerji maliyetlerinin yüksek kalmaya devam etmesi ve cari açığın daha da genişlemesi durumunda, TCMB'nin sıkı para politikası duruşunu beklenenden daha uzun süre sürdürmek zorunda kalabileceği belirtildi. Bu durumda faiz indirimlerinin 2027 yılına kadar ertelenme ihtimali bulunduğu ifade edildi. Diğer yandan, olumlu senaryoda jeopolitik gerilimlerin azalması ve enerji fiyatlarının gerilemesi halinde, enflasyon görünümündeki hızlı iyileşmenin hem piyasa fonlamasının normalleşmesini hem de faiz indirimlerinin öngörülenden daha erken başlamasını sağlayabileceği öngörüldü.