Enflasyonla Mücadele ve Sosyal Adalet: TÜSİAD'dan Çözüm Çağrısı
Ekonomi

Enflasyonla Mücadele ve Sosyal Adalet: TÜSİAD'dan Çözüm Çağrısı

3

Türkiye Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD), yüksek enflasyonun oluşturduğu ekonomik ve sosyal tahribata dikkat çekerek, bu mücadelede kararlılık çağrısında bulundu. Dernek Başkanı Ozan Diren, enflasyonla mücadelenin sadece ekonomik bir hedef olmadığını, aynı zamanda toplumun temel değerlerinden olan sosyal adaleti de korumak anlamına geldiğini vurguladı. Diren, "Yüksek enflasyon, sadece raflardaki fiyatların yükselmesiyle sınırlı kalmayıp, aynı zamanda vatandaşın devlete ve sisteme olan güvenini, çalışma karşılığı elde edilen gelirin satın alma gücünü, geleceğe yönelik yatırım yapma isteğini ve en önemlisi toplumsal adalet duygusunu da derinden yaralamaktadır" ifadelerini kullandı. Bu nedenle, enflasyonla mücadelede taviz verilmemesi gerektiğini belirtti.

Ozan Diren, fiyat istikrarının sağlanabilmesi için atılması gereken adımları sıralarken, para ve maliye politikalarının uyum içinde yürütülmesinin önemine değindi. Ancak bu politikaların tek başına yeterli olmayacağının altını çizen Diren, "Fiyat istikrarına ulaşmak ve bunu kalıcı hale getirmek için verimlilik artışını sağlamak elzemdir. Reel sektörün yalnızca finansal kaynaklara erişimi değil, aynı zamanda kamu tarafından sunulacak yol gösterici bir vizyonla da desteklenmesi gerekmektedir" dedi. Beklentilerin doğru yönetilmesi ve bu politikaların bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini sözlerine ekledi.

TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi (YİK) Başkanı Ömer Aras da yaptığı değerlendirmelerde, ekonomik büyümenin tek başına kalkınmayı garantilemediğini ifade etti. Aras, Türkiye'nin yeni kalkınma modelinin, daha yüksek verimlilik, katma değeri yüksek ürünler ve daha dirençli bir ekonomik yapı üzerine inşa edilmesi gerektiğini belirtti. "Ekonomik başarının sadece kaynakların doğru kullanımıyla ilgili değil, aynı zamanda doğru bir yön belirleme meselesi olduğunu" vurgulayan Aras, küresel gelişmeler ışığında Türkiye'nin jeopolitik avantajlarını, güçlü bir ekonomiyle kalıcı refaha dönüştürme potansiyeline sahip olduğunu dile getirdi. Bu doğrultuda, ortak bir ekonomik vizyonun oluşturulmasının büyük önem taşıdığını söyledi.

Toplantıda Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol da küresel enerji piyasalarındaki mevcut durumu ve geleceğe yönelik riskleri değerlendirdi. Hürmüz Boğazı çevresinde yaşanan gerilimlerin kalıcı etkiler bırakacağına dikkat çeken Birol, "Hürmüz Boğazı'ndaki durum, kırılan bir vazoya benzetilebilir; eski haline döndürmek mümkün değil. Bu durum, enerji piyasalarında ciddi bir belirsizlik ve dalgalanmaya yol açtı. Üreticiler ve tüketiciler, 'bir kez kapandı, bir daha kapanabilir' endişesiyle enerji stratejilerini yeniden gözden geçiriyorlar" açıklamasında bulundu. Bu gelişmelerin enerji güvenliği ve tedarik zincirleri üzerinde uzun vadeli etkileri olacağını öngördüğünü belirtti.

Paylaş

İlgili Haberler