Fed Başkanı Warsh'un İlk Toplantısı: Enflasyon ve Faiz Politikası Gündemde
ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Kevin Warsh, görevdeki ilk para politikası toplantısı için geri sayıma başladı. Ülkede artan enflasyonist baskılar ve dayanıklılığını koruyan iş gücü piyasası, Warsh'un ilk kritik kararlarını şekillendirecek. Piyasa analistleri, Fed'in politika faizini mevcut seviyesinde sabit tutmasını beklerken, Warsh'un toplantı sonrası yapacağı açıklamalar, yılın geri kalanı için para politikası yol haritasını belirlemesi açısından büyük önem taşıyor. Görevine yeni başlayan Warsh, yüksek enflasyon ve güçlü istihdam verilerinin bir arada bulunduğu zorlu bir ekonomik tabloyla karşı karşıya.
ABD Çalışma Bakanlığı tarafından açıklanan son tüketici fiyat endeksi (TÜFE) ve üretici fiyat endeksi (ÜFE) verileri, enflasyona dair endişeleri artırdı. Mayıs ayında TÜFE aylık yüzde 0,5, yıllık ise yüzde 4,2 oranında bir artış gösterdi. Bu artış, Nisan 2023'ten bu yana kaydedilen en yüksek yıllık enflasyon oranı olarak dikkat çekti. Fed'in yüzde 2'lik enflasyon hedefinin neredeyse iki katına ulaşan bu rakamlar, enerji maliyetlerindeki yükselişten önemli ölçüde etkilenmiş durumda. Enerji endeksi, Mayıs ayında enflasyondaki aylık artışın yüzde 60'ından fazlasını oluşturarak, aylık bazda yüzde 3,9 ve yıllık bazda yüzde 23,5'lik bir yükseliş kaydetti. Ekonomistler, bu artışların yanı sıra yapay zeka yatırımlarına bağlı harcamalar ve uygulanan gümrük tarifelerinin de fiyatlar üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturduğunu belirtiyorlar. Benzer şekilde, ÜFE de Mayıs ayında aylık yüzde 1,1 ve yıllık yüzde 6,5 artarak beklentilerin üzerinde bir performans sergiledi ve Kasım 2022'den bu yana en yüksek yıllık artışını kaydetti.
Enflasyon verilerinin hemen ardından gelen istihdam rakamları, iş gücü piyasasının ne kadar güçlü olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. 5 Haziran'da açıklanan tarım dışı istihdam verileri, Mayıs ayında 172 bin kişilik bir artış göstererek beklentilerin üzerinde bir tablo çizdi. İşsizlik oranı ise yüzde 4,3 seviyesinde sabit kalarak piyasa beklentileriyle uyumlu bir seyir izledi. Önceki aylara ait tarım dışı istihdam verilerinde yapılan yukarı yönlü revizeler de, iş gücü piyasasının genel dayanıklılığını teyit eden önemli göstergeler arasında yer alıyor. Enflasyonist baskıların yüksek seyrettiği ancak iş gücü piyasasının güçlü kalmaya devam ettiği bu ortam, Fed'in para politikasında daha sıkı bir duruş benimseyebileceği beklentilerini güçlendiriyor. Yılın başında faiz indirim beklentilerinin hakim olduğu piyasalarda, artık faiz artırımı ihtimali de masada değerlendiriliyor.
ABD Merkez Bankası'nın 16-17 Haziran tarihlerinde gerçekleştireceği Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısı öncesinde, para piyasalarındaki fiyatlamalar, bankanın politika faizini değiştirmeyerek sabit tutacağı yönünde ağırlık kazanıyor. Ancak yatırımcılar, Fed'in ilerleyen dönemlerde faiz artırımına gitme olasılığını da göz ardı etmiyor. Beyaz Saray'da 22 Mayıs'ta yemin ederek göreve başlayan ve para politikasına dair henüz net bir açıklama yapmayan Başkan Warsh'un, FOMC toplantısının ardından yapacağı basın toplantısındaki sözleri, küresel finans piyasaları tarafından büyük bir dikkatle takip edilecek. ING Amerika Araştırma Bölgesel Başkanı Padhraic Garvey, enerji maliyetleri ve gümrük vergilerinin enflasyon üzerindeki etkisinin yılın ikinci yarısında da devam edeceğini öngörüyor. Garvey, ekonominin güçlü yapısı göz önüne alındığında, finansal piyasaların bu yıl için 25 baz puanlık bir faiz artışını fiyatladığını ve 2027'de bir faiz artışı daha ihtimalinin bulunduğunu belirtiyor. Bu zorlu koşullar altında Fed'in, kısa vadeli enerji kaynaklı enflasyonu göz ardı ederek faiz oranlarını sabit tutmayı tercih edebileceği görüşünü dile getiriyor. American Enterprise Institute (AEI) Kıdemli Uzmanı Steven Kamin de, manşet enflasyonun yüksek olmasına rağmen çekirdek enflasyonun Fed'in hedefine yaklaştığını ve enerji fiyat artışının daha geniş fiyatlara yayılmadığını ifade ediyor. Moody's Analytics Başekonomisti Mark Zandi ise, mevcut enflasyon seviyeleriyle Fed'in yakın zamanda faiz indirimi yapmasının beklenmediğini, olası bir sonraki adımın faiz artırımı olabileceğini vurguluyor.