Fed Temasları: Enflasyon Verisi ve Orta Doğu Gerilimi Karar Arafesinde
Ekonomi

Fed Temasları: Enflasyon Verisi ve Orta Doğu Gerilimi Karar Arafesinde

1

Amerika Birleşik Devletleri'nde tüketici fiyatlarındaki yıllık artışın haziran ayında beklentilerin altında bir ivme kazanması, Federal Rezerv'in (Fed) önümüzdeki hafta gerçekleştireceği Para Politikası Komitesi (FOMC) toplantısında faiz artırımı yapma olasılığını azaltırken, Orta Doğu'daki jeopolitik gerilimler ve petrol fiyatlarındaki öngörülemeyen hareketler, para politikasının geleceğine dair belirsizlikleri derinleştiriyor. 28-29 Temmuz tarihlerinde düzenlenecek olan FOMC toplantısı, küresel finans piyasaları tarafından yakından takip ediliyor. Bir yandan enflasyonist baskıların hafiflediğine dair işaretler gelirken, diğer yandan bölgesel çatışmaların yeniden alevlenmesi ve enerji maliyetlerindeki artış potansiyeli, fiyat istikrarı hedefine ulaşma yolunda önemli risk faktörleri olarak öne çıkıyor.

Piyasalar genelinde, Fed'in temmuz ayı faiz kararında politika faizini mevcut seviyesinde tutacağı yönünde güçlü bir beklenti hakim. Ancak, enerji fiyatlarındaki artış eğilimi ve enflasyonun Federal Rezerv'in hedeflediği yüzde 2 seviyesinin üzerinde seyretmeye devam etmesi ihtimali, faiz artırımı olasılığını tamamen dışlamıyor. CME Group'un güncel verilerine göre, 25 Temmuz itibarıyla yatırımcıların yüzde 65,8'i Fed'in politika faizini yüzde 3,5-3,75 aralığında sabit bırakacağını öngörürken, yüzde 34,2'lik bir kesim ise faiz artırımı ihtimalini fiyatlıyor. Bu durum, piyasalarda temkinli bir iyimserliğin hakim olduğunu ancak risklere karşı da hazırlıklı olunduğunu gösteriyor. Yeni Fed Başkanı Kevin Warsh'ın göreve başlamasının ardından yaptığı açıklamalar, fiyat istikrarını sağlama konusundaki kararlılığını ortaya koyarken, para politikasının gelecekteki yönüne dair verdiği sınırlı ipuçları, belirsizlik atmosferini daha da yoğunlaştırıyor. Yatırımcılar ve ekonomistler, Fed'in sonraki adımlarına dair daha net sinyaller almak için Warsh'ın açıklamalarını ve yayınlanacak ekonomik verileri dikkatle analiz edecekler.

ABD'de açıklanan son ekonomik göstergeler, Fed'in temmuz toplantısında faizleri sabit tutma eğilimini destekleyen önemli veriler sunuyor. ABD Çalışma Bakanlığı tarafından yayınlanan Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verilerine göre, haziran ayında aylık bazda yüzde 0,4'lük bir düşüş kaydedilirken, yıllık artış oranı yüzde 3,5 olarak gerçekleşti. Bu rakam, piyasa beklentilerinin altında kalarak enflasyonda bir yavaşlama olduğuna işaret etti. TÜFE'nin aylık bazda Mayıs 2020'den bu yana ilk kez gerileme kaydetmesi dikkat çekici bir gelişme oldu. Özellikle enerji maliyetlerindeki düşüş, haziran ayında aylık bazda yüzde 5,7 olarak gerçekleşerek enflasyonun genel seyrini olumlu etkiledi. Ancak, enerji endeksi yıllık bazda hala yüzde 15,7'lik bir artış gösteriyor. Değişken enerji ve gıda kalemlerini dışarıda bırakan çekirdek TÜFE ise haziranda aylık bazda yatay bir seyir izlerken, yıllık bazda yüzde 2,6'lık bir artış kaydetti. Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) de haziranda aylık yüzde 0,3 gerilerken, yıllık bazda yüzde 5,5 artışla beklentilerin altında kaldı. İstihdam piyasasına bakıldığında ise, haziran ayında tarım dışı istihdam artışı beklentilerin altında 57 bin kişi olarak gerçekleşti, ancak işsizlik oranı yüzde 4,2'ye gerileyerek iş gücü piyasasının genel direncinin devam ettiğine işaret etti.

Orta Doğu'da yeniden alevlenen siyasi tansiyon ve petrol fiyatlarındaki dalgalı seyir, ABD'de enerji maliyetlerine yönelik endişeleri tekrar gündeme taşıyor. Brent petrolün varil fiyatının geçen hafta mayıs ayından bu yana ilk kez 100 dolar seviyesini aşması ve ABD'de benzinin ortalama fiyatının haziran ayından bu yana ilk kez galon başına 4 doları geçmesi, enflasyonist baskıların yeniden canlanabileceği korkularını artırıyor. Amerikan Otomobil Birliği (AAA) verilerine göre, 25 Temmuz itibarıyla benzinin ülke genelindeki ortalama fiyatı galon başına 4,11 dolara ulaştı. Bu durum, Fed'in faiz kararlarında dikkate alması gereken önemli bir dışsal şok unsuru olarak değerlendiriliyor. Ekonomistler, Orta Doğu'daki gelişmelerin petrol arzını sekteye uğratması ve fiyatları daha da yukarı çekmesi halinde, enflasyonun beklenenden daha uzun süre yüksek kalabileceği uyarısında bulunuyorlar. Moody's Analytics Başekonomisti Mark Zandi, enflasyonun zirve yapmış olabileceğini düşünse de, Orta Doğu'daki çatışmaların seyrine bağlı olarak petrol fiyatlarının yükselişini sürdürmesi durumunda Fed'in eylül ayındaki toplantısında faiz artırımına gidebileceğini belirtiyor. Fitch Ratings ABD Ekonomik Araştırmalar Başkanı Olu Sonola da, TÜFE verilerinin Fed'e faizleri sabit tutmak için bir neden sunduğunu ancak küresel gelişmelerin yarattığı belirsizliklerin tam bir rahatlama sağlamadığını vurguluyor. Sonola, üretici ve ithalat fiyatlarındaki artış eğiliminin devam ettiğini ve Orta Doğu'daki gerilimin enerji maliyetlerini yeniden yükseltme tehdidi oluşturduğunu belirterek, Fed'in eylül ayına kadar durumu değerlendireceğini öngörüyor. Bu gelişmeler ışığında, Fed'in para politikası kararlarının, hem iç ekonomik göstergeler hem de küresel jeopolitik gelişmelerin karmaşık bir etkileşimi sonucunda şekilleneceği anlaşılıyor.

Paylaş

İlgili Haberler