Gaziantep Belediye İhalesi KİK Tarafından İptal Edildi: "Adrese Teslim" İddiaları Ortaya Atıldı
Gaziantep Büyükşehir Belediyesi'nin kent genelinde yürüttüğü önemli hizmetlerden biri olan araç kiralama ve haşere mücadelesi faaliyetleri için açtığı ihale, beklenmedik bir gelişmeyle Kamu İhale Kurumu (KİK) tarafından iptal edildi. İhale sürecinde rekabetin önünün kesildiği ve mevzuata uygun olmayan düzenlemeler yapıldığı iddiaları, kararın temelini oluşturdu. Bu durum, belediyenin ihale süreçlerine yönelik şeffaflık ve adalet beklentilerini yeniden gündeme getirdi.
Yeni Parti Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi Ersin Atar, söz konusu ihalenin iptal edilmesinin ardından yaptığı açıklamalarla dikkat çekti. Atar, ihalede pazarlık usulüne geçilme gerekçelerinin yeterince açıklanmadığını ve ihale şartlarının belirli bir şirketin lehine düzenlendiği yönünde ciddi iddialarda bulundu. Ayrıca, ihale kapsamında kiralanacak araç sayısındaki dikkat çekici artışın da sorgulanması gerektiğini belirtti. Atar'a göre, ihale süreci, objektif rekabet koşullarından uzaklaşarak, önceden belirlenmiş bir alıcıya hizmet götürme amacı taşıyordu.
Kamu İhale Kurumu'nun iptal kararında, ihale teknik şartnamesindeki bazı maddelerin rekabeti sınırlayıcı nitelik taşıdığı vurgulandı. Özellikle, birbirinden farklı niteliklere sahip olan genel araç kiralama hizmetleri ile haşere mücadelesi için özel olarak donatılmış araçların aynı ihale dosyasında birleştirilmesi, potansiyel katılımcı sayısını azalttığı şeklinde yorumlandı. Atar, bu birleştirmenin, ihalenin daha az sayıda firmaya hitap etmesini sağladığını ve böylece rekabetçi bir ortamın oluşmasını engellediğini savundu. İptal gerekçeleri arasında, ihalenin daha sonra Kamu İhale Kanunu'nun 21/b maddesi uyarınca pazarlık usulüyle yapılmaya çalışılmasının da yer aldığı, ancak bu usulün uygulanması için gerekli yasal şartların mevcut olmadığı yönündeki tespitlerin bulunduğu belirtildi.
Ersin Atar, ihalenin kazanılması beklenen firmanın, Cumhur İttifakı'nda yer alan bir belediye meclis üyesine ait bir şirket olduğunu iddia ederek, ihale sürecinin bu şirketi kayırmak amacıyla yürütüldüğünü öne sürdü. Atar, şirketin iş bitiminde alması gereken tutarın yüzde 5'inden feragat etmesinin de şüphe uyandırdığını ifade etti. Araç kiralama hizmetlerinin büyük bir kısmının aynı firmadan temin edilmesi ve yaklaşık maliyet ile sunulan teklif arasındaki farkın minimal düzeyde kalması gibi durumların, ihalenin adil bir şekilde sonuçlanıp sonuçlanmadığı konusunda soru işaretleri yarattığını dile getirdi. Bu durumların detaylı bir şekilde incelenmesi gerektiğini vurguladı. Öte yandan, haşere mücadelesinde kullanılacak araç sayısındaki artış da Atar'ın gündeme getirdiği önemli bir konuydu. 2025'in ilk üç ayında 56 araçla yürütülen hizmetin, 2026'nın ilk ayında 136 araca çıkarılması, ani ve gerekçesiz bir artış olarak değerlendirildi. Normalde ayda iki kez yapılması gereken ilaçlama faaliyetlerine karşın, icmal kayıtlarında araçların her gün çalıştığı izlenimi verilmesinin de incelenmesi gerektiğini belirtti. Atar, bu tür usulsüzlüklerin önlenmesi için Sayıştay'ın da muhalif belediyelerle sınırlı kalmayıp, tüm belediyelerin ihale süreçlerini etkin bir şekilde denetlemesi çağrısında bulundu.