Gaziler Eşit Hak Talebiyle Ankara'da 33. Gün Direnişinde
Türkiye'nin dört bir yanından gelen ve vatan savunması sırasında ağır yaralanarak gazi olan kahramanlar ile şehit aileleri, adalet ve eşitlik talepleriyle Ankara'nın kalbinde, Güvenpark'ta 33. günlerini geride bıraktı. Aylardır süren bu onurlu mücadelede, gaziler ve şehit aileleri en temel hakları olan özlük haklarının iyileştirilmesini ve mevcut durumda astsubay ve subay gazilerle eşit imkanlara sahip olmayı talep ediyor. Sokaklarda, parklarda, yani halkın gözü önünde nöbet tutan bu kahramanlar, devlet büyüklerinden somut adımlar bekliyor.
Eylemlerine ara vermeden devam eden gazilerden Ataner Ersoy, 53 yaşında Şırnak'ta görevi başında bir mayın patlaması sonucu bir bacağını kaybettiğini belirterek, 33 gündür hükümetten herhangi bir temsilcinin kendileriyle görüşmediğini ve sorunlarına çözüm bulunmadığını dile getirdi. Ersoy, "Vatan için dağlarda en zorlu şartlarda mücadele ettik, ancak şimdi devletimizi yanımızda göremiyoruz. Milli Savunma Bakanlığı'ndan da beklediğimiz ilgiyi göremedik. Pes edeceğimizi düşünmesinler, direnişimizi sürdüreceğiz. Biz zorluklara alışkın bir ekibiz, kolay kolay pes etmek bize yakışmaz," diyerek kararlılıklarını vurguladı.
Gazilerden Hasan Dalkıran, 53 yaşında Bingöl'de terör örgütünün attığı roketatar saldırısı sonucu ağır yaralandığını ve bu süreçte "devlet baba" olarak gördükleri yapının kendilerini adeta "üvey evlat" gibi gördüğünü hissettiğini ifade etti. Taleplerinin maddi bir beklenti olmadığını, tamamen özlük haklarının iyileştirilmesi yönünde olduğunu belirten Dalkıran, Cumhurbaşkanlığı makamına seslenerek, "Sayın Cumhurbaşkanımız gelsin, halimizi görsün, sesimizi duysun artık. Bizim için buradayız ve bir sonuca ulaşana kadar da ayrılmayacağız," dedi. Gaziler, "Gaziler ülkenin onurudur" sloganıyla bu onurlu duruşlarını sürdürüyor.
Kuzey Irak'ta yaşanan bir çatışmada ağır yaralanan 50 yaşındaki Mehmet Terzi, dünyanın hiçbir yerinde şehit aileleri ve gazilerin parklarda yaşam mücadelesi verdiğini görmediğini ve duymadığını dile getirerek, bu durumun kendilerini derinden üzdüğünü belirtti. Terzi, "Biz asker doğduk, asker olarak öleceğiz. Başkomutanımız olan Cumhurbaşkanımızdan beklentimiz, gerçek bir komutanın şehit ailesini ve gazileri sokakta bırakmayacağı yönündedir. Kendisi, bir gecede ülkenin kaderini değiştiren kararlara imza atabilmektedir. Biz de kararlıyız, ölene kadar mücadelemizi sürdüreceğiz, tek bir kişi dahi kalsak bu hak arayışımız devam edecektir," şeklinde konuştu.
53 yaşındaki Cemil Şenoğul ise, bazı yayın organlarının kendileri hakkında yanlış bilgiler yaydığını ve aylık 274 bin lira gibi gerçek dışı rakamlar yazdığını öne sürdü. Dönemin Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar'ın kendilerini "marjinal grup" olarak tanımlamasının ise oldukça kırıcı olduğunu belirten Şenoğul, "Dal gibi budanan gençlere marjinal demek, hem ayıp hem de yazık. Biz vatan için mücadele etmiş insanlarız, bu tür yakıştırmalar bizleri derinden üzüyor," dedi. Halil İbrahim Artut da, Hulusi Akar'ın kendileriyle değil, başka derneklerle görüştüğünü ve o derneklerin kendilerini temsil etmediğini savundu. Silah altındayken Milli Savunma Bakanlığı'nın, gazi olduktan sonra ise Aile Bakanlığı'nın sorumluluğunda olmalarının ironik olduğunu belirten Artut, Aile Bakanlığı'nın kendi sorunlarından ne kadar haberdar olduğunu sorguladı.
Son olarak, Van'ın Gürpınar ilçesinde terhisine sadece 4.5 ay kala mayın patlaması sonucu gözlerini kaybeden 37 yaşındaki Gazi Ramazan Güneş, vatan için büyük bedeller ödediklerini ve bugün Güvenpark'ta adalet beklediklerini vurguladı. Güneş, bu mücadelenin sadece gazilere ait olmadığını, vicdan sahibi tüm 86 milyon vatandaşın bir mücadelesi olduğunu ifade ederek, kamuoyuna seslendi: "Lütfen sesimize ses olun! Bizim adalet talebimize kulak verin." Gaziler ve şehit aileleri, talepleri karşılanana kadar parklardaki nöbetlerini sürdürmekte kararlı görünüyor.